Benler Ve Siğiller « Deri ve Derialtı Dokuları
Benler tehlikeli midir?
Bunların büyük çoğunluğu tehlikeli değildir.
Bir benin habis olduğu veya habis olma eğiliminde bulunduğu nasıl anlaşılır?
Bir ben veya doğuştan gelen bir leke, birdenbire büyümeye ve renk değiştirmeye başlarsa ya da elbiselerden tahriş olup kanamaya başlarsa, derhal muayene edilmeli ve habislik durumu olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu benlerin büyük çoğunluğu selim olma eğilimindedir. Ancak bunların erken bir tarihte alınması ileride kansere dönüşmeleri ihtimalini ortadan kaldırmış olacaktır.
Operatör veya cildiyeci hangi benin yerinde bırakılması ve hangi benin alınması gerekeceğini bilir mi?
Evet.
Benler her zaman çocukluk çağında mı gelişir?
Hayır, çok kez yaş ilerleyince de gelişirler.
Birdenbire değişiklikler gösteren bir ben için gerekli tedavi usulü nedir?
Cerrahi müdahale ile geniş çapta bir aldırma ve temizleme. Bu operasyonda benin etrafındaki normal deri ve yine benin etrafındaki derialtı dokular alınacaktır. Eğer ben fazla büyüklükteyse meydana gelecek deri biçimsizliğini örtmek için deri parçası nakli gerekebilecektir.
Kahverengi veya mavimtrak-siyah renkte olan benlerin elektrik cereyanı ile yakılarak bertaraf edilmeleri iyi bir yol mudur?
Hayır. En iyi tedavi usulü bunların cerrahi müdahale ile alınmasıdır.
Siğiller neden gelişir?
Siğillerin bir virüsten geliştikleri sanılmaktadır.
Siğillerin kurbağaları ellemekten geliştikleri doğru mudur?
Hayır, bu genelleşmiş olan yanlış bir kavramdır.
Bütün siğiller alınmalı mıdır?
Hayır. Bazı hallerde bir tek büyük siğilin alınmasıyla ötekiler kendiliklerinden ortadan kaybolacaktır.
Siğillerin gelişmesini önlemek için tesirli bir çare var mıdır?
Hayır. Fakat gelişmiş olan siğillerin ellenmemesi veya tahriş edilmemesi gerekmektedir: Çünkü böyle haller başka siğillerin gelişmesine neden olacaktır.
Siğiller tedavi edilmeden kendiliklerinden kaybolurlar mı?
Bazı kişilerde evet.
Siğillerin tedavisi nasıl yapılır?
Bunların alınması gerektiği hallerde en çok başvurulan sistem elektrik cereyanlı bir iğneyle alınmalarıdır. Başka siğiller cerrahi yolla alınmaktadır. Bazı siğiller X ışını ile ve yine başka bazı tipleri kimyasal maddelerle yakılarak alınmaktadır.
Bütün bu metotlar siğillerin tedavisinde başarılı olmakta mıdırlar?
Evet ama, bazıları tam olarak alındığı sanılan hallerde tekerrür edebilir.
Bir siğil başarılı bir şekilde alınmışsa, tekerrür etme eğilimi olur mu?
Hayır. Ancak vücudun diğer kısımlarında başka siğiller gelişebilir.
Ayak tabanında gelişen siğiller birçok belirti gösterirler mi?
Evet, bunlar çok sancılı olabilir ve alınmaları gerekmektedir.
Derideki kan damarları tümörlerinin (hemangomlar) anlamı nedir?
Küçük olan tümörlerin hiçbir anlam ve önemi yoktur. Daha büyük olanlar ya ameliyatla alınmalı ya elektrik cereyanı ile yok edilmeli veya karbon dioksit karı ile dondurulmalıdır.
Kan damarı tümörleri çok kez kansere dönüşür mü?
Hayır. Böyle bir hal çok nadiren meydana gelmektedir.
Kan damarı tümörleri kanama eğilimi gösterir mi?
Eğer derinin üst tabakalarında gelişmişlerse ve bir yaralanma hali olmuşsa, aktif kanama meydana gelebilir.
Bir kan damarı tümöründen kanama olmuşsa bunun tedavi yolu nedir?
Bir doktor getirebilinceye kadar kanama noktasının üzerinde direkt ve kuvvetli basınç yapmak.
Kalbin Anatomi Ve Fonksiyonu « Kalp
Kalbin yapısı nasıldır?
Kalp dört bölümden ibaret, ters koni şeklinde adaleli bir organdır. Sol ve sağ olmak üzere ikiye bölünmüştür; her birisinin diğerine bağlı iki odası vardır: Bir kulakçık ve bir karıncık. Sağ kulakçık iki büyük damar tarafından kanla beslenmektedir; alt ve üst "vena cava" (toplardamar) lar. Bu damarlar sağ kulakçığa bütün vücuttaki damarlardan kan nakletmektedir. Bu damarların naklettiği koyu kırmızı renkteki kanın oksijen oranı düşük, kullanılmış karbondioksit miktarı ve bağırsaklarda veya başka dokular tarafından üretilen maddeler oranı fazladır. Sağ kulakçıktan triküspit kapakçığından geçen bu kan sağ karıncığa gelir. Oradan da akciğer kapakçığı olarak adlandırılan başka bir kapakçıktan geçerek ciğerlerin kan damarlarına girmektedir. Burada, damarlardaki kanın oksijen ihtiyacı giderilmekte ve kullanılmış karbondioksit solunumla dışa atılmaktadır. Ciğerlerde oksijenle takviye olan kan, kalbin sol tarafına geçmekte ve ilk önce sol kulakçığa girmektedir. Oradan sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapakçıktan geçerek kuvvetli ve adaleli sol karıncığa gelir. Sol karıncık kuvvetle büzülerek bu taze kanı aort kanalı yoluyla dışarı itmekte ve vücudun en büyük arteri olan aorta sevk etmektedir. Oradan da kan, vücudun bütün kan damarlarına ve dokularına dağıtılmaktadır.
Kalbin fonksiyonu nedir?
Kalp, bütün vücut damarlarına kan akımını ve dolaşımını temin eden motor veya başlıca enerji kaynağıdır. Yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde olan bu organ, günde ortalama altı bin litre kan pompalamakta ve gerektiği takdirde bu miktarı büyük ölçüde artırabilmektedir. Bütün yaşantı boyunca devamlı bir şekilde atmakta ve ortalama olarak dakikada yetmiş sekiz defa veya günde yaklaşık on bin defa kasılmaktadır. Zayıf kalp hareketi, zayıf kan akımına yol açar ve bu da vücudun hayati organlarının fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.
Bir kişinin kalbinin "iyi durumda" olduğunu bir doktor nasıl anlayabilir?
Doktor, hastasının kalbinin durumunu bu kişinin klinik tarihçesini inceleyerek fiziki muayene ve başka testlerle tespit edebilir. Gerektiği hallerde ve daha ileri bir inceleme gerekirse floroskopi, X ışınları filmi ve elektrokardiyografi yoluyla hastasının kalp durumunu bütün açıklığı ile anlar.
"Kuvvetli bir kalp" deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Yapısı normal ve fonksiyonları yeterli olan her kalp için "kuvvetli bir kalp" deyimi kullanılır.
"Zayıf bir kalp" deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Doğuştan yapısında bir kusur veya bir hastalıktan dolayı iyi çalışmayan bir kalp demektir.
Kalp rahatsızlığının bir aile hastalığı veya kalıtımsal olma eğilimi var mıdır?
Kalbe zarar veren bazı hastalıkların ailelerde bulunma eğilimi göstermekte ise de; kalp hastalığı, aslında kalıtımsal değildir. Ailede bir kalp hastasının bulunması, öteki aile fertlerini kendi kalpleri hakkında telaşa sevk etmemelidir. Ancak, böyle bir hal ailenin diğer fertlerini normal süreler içerisinde tıbbi kontrole sevk etmelidir. Böylece, gerektiği hallerde doktor önleyici bir programın yürütülmesini tavsiye edebilecektir.
Kalbi zayıf olan bir kimsede "kuvvetli bir kalp" gelişebilir mi?
Bu kişinin yaşma ve aynı zamanda kalp zayıflığının asıl nedenine bağlıdır. Birçok kalp hastalığı iyi bir şekilde tedavi edilebilmekte ve birçok vakada tam bir tedavi gerçekleştirilmektedir.
Kalp yetmezliği olan çocukların bu durumu zamanla iyileşir mi?
"Zamanla iyileşme" terimi artık tıpta kabul edilmemektedir. Bir rahatsızlığın tedavisiz geçebileceği veya iyileşebileceği düşünce bir kalp problemine müspet bir girişimle giderilebilmesini ihmal ettirebilir. Aslında, kalp rahatsızlığı zamanla iyileşmez. Halk arasında yaygın olan bu terimin orijini bazı çocuklarda duyulan anormal kalp seslerinin sonradan kendinden kaybolmasından ileri gelmektedir. Aslında, bu sesler bir kalp hastalığının belirtisi olmayı zararsız kalp sesleridir. Organik bir kalp rahatsızlığından ileri gelen bu anormal sesler genellikle kendiliğinden kaybolmaz.
Fazla fiziki faaliyet kalbi normal olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Fazla fiziki faaliyetin normal bir kalbe belirli bir zararı olacağı ihtimali yok gibidir.
Fazla fiziki faaliyet kalbi zayıf olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Kalp rahatsızlığı olan kimseler, fazlasıyla fiziki hareketlere girişmemelidir. Bunun, kendilerinin sakatmış gibi kalmaları anlamına gelmemesi gerekir. Ancak, bu gibileri, kalp durumlarının izin verdiği sınırlar içerisinde fiziki faaliyetlerini ayarlamalıdırlar. Bu yolda doktorun vereceği tavsiyeler harfi harfine tatbik sahasına sokulmalıdır.
Tütün kullanmak kalp üzerinde ne gibi tesir yapmaktadır?
Günümüzde doktorların büyük çoğunluğu tütün kullanmanın kalbe zararlı olduğunu kabul etmişlerdir. Tütün, kalp adalelerini besleyen küçük ve büyük arterlerin büzülmesine yol açmakta ve böylece kalbi, fazlasıyla ihtiyaç duyduğu oksijenden, mahrum bırakmaktadır. Bazı hastalarda tütün kullanmak koroner arterde spazmlar meydana getirmekte, kalbin normal ritminde düzensizliklere sebebiyet vermekte veya kan basıncını yükseltmektedir. Sigara içenlerin, içmeyenlerden çok daha fazla kalp sektesine maruz kaldıkları tahmin edilmektedir. Şüphesiz kalplerinden rahatsız olanlar, tütün kullanmaktan vazgeçmelidirler.
Alkol kullanmak kalbe zararlı mı olur?
Özellikle değil ama, eğer fazla ve sürekli olarak alkol alınmaktaysa zararlı olabilir. Son bilimsel araştırmalar göstermiştir ki çok fazla ve sürekli alkol alınması kalp adalelerini zedeleyebilmektedir.
Aspirin kullanmak kalbe zararlı olabilir mi?
Hayır.
Genel olarak kullanılmakta olan ilaçların hangileri kalbe zararlı olabilir?
Genel olarak kullanılmakta olan ilaçların büyük çoğunluğu kalbe herhangi bir zarar verecek nitelikte değildir.
Aşırı duygusal gerginlik kalbe zararlı olabilir mi?
Evet. Ancak normal bir kalp akut duygusal ve fiziki gerginliğe karşı şaşılacak derecede dayanıklıdır. Kronik duygusal gerginlik, eninde sonunda kalp hastalığının gelişmesine neden olabilir. Ayrıca, hayatta vukua gelen bir krizden meydana gelecek olağanüstü bir gerginlik, aslında normal olan bir kalpte akut bir kalp sektesi meydana getirebilir. Aslında temelde bir hastalıktan dolayı hasta olan bir kalp, sürekli duygusal gerginlikten zarar göreceği muhakkaktır.
"Kırılan kalp" diye bir şey var mıdır? Başka deyişle kalp üzüntü veya hayal kırıklığından zarar görebilir mi?
"Kırık kalp" deyimi şairler için şairler tarafından icap edilen bir deyimdir.
Kalp civarında duyulmakta olan bir ağrının kalp ile ilgili ölüp olmadığı veya başka bir organdaki rahatsızlıktan mı ileri gelmekte olduğu nasıl anlaşılır?
Kalp sancısı çok değişiklikler gösteren bir belirtidir. Muayyen bir ağrının kalp ile ilgili olup olmadığı ancak bir uzman doktor tarafından anlaşılabilir. Çok hallerde bu uzman doktor bile klinik teşhisini kesinleştirmek için elektrokardiyogramlara veya röntgene başvurma zorunluluğunu hissedecektir.
Kalpleri normal olanlar, kalp rahatsızlığı olanlardan daha mı fazla yaşarlar?
Bütün koşullar eşitse, evet.
Kişiler hangi süreler içerisinde kalplerini muayene ettirmelidirler?
Kalp hastalığının özel bir tarihçesi olmayan kimselerin kalp kont rolü diye bir şey düşünmeleri gereği yoktur. Bu kontrol normal yıllık fiziki kontrolde zaten yapılacaktır.
Kalbi rahatsız olan kişinin, kendi doktorunun isteyeceği süreler içerisinde kalbini muayene ettirmesi gereklidir. Bu süre araları hastalara göre çok değişik olabilir.
Erkeklerde kalp hastalıkları, kadınlardan daha mı sık olur?
Erkekler koroner arterler hastalıklarına kadınlardan çok daha hastalığa meyilli olduklarından kalp ağrıları koroner tromboz olma eğilimleri kadınlardan fazladır. Başka tip kalp hastalıkları erkeli ve kadınlar arasında aynı ölçüde görülmektedir.
Zayıf olan kişilerde kalp hastalığı oranları şişmanlara göre düşül müdür?
İstatistik bakımdan koroner arter hastalığı şişmanlarda zayıflardan bir hayli fazla görülmektedir. Başka tip kalp hastalıklarında böyle bir ayırım olamaz. Ancak, şu hatırda tutulmalıdır ki aslında zayıflamış veya zedelenmiş bir kalbe, aşırı şişmanlık, normalin dışında fazla bir yük teşkil edecektir.
Doktorlar kalbi dinlemekle ve kalp testleri yapmakla hayat süresi hakkında bir kehanette bulunabilirler mi?
Hayır. Bir doktor ancak bir kalbin normal çalışıp çalışmadığını veya hasta olup olmadığını tespit edebilecektir. Ancak, bütün modern metotlara rağmen, kalbi hasta olan bir kişinin ne kadar yaşayacağına dair bir öngörü yapılması kaba bir tahminden ileri gidemeyecektir. Normal bir kalbi olan kişinin yaşama ihtimalleri hakkında öngörüler sürmek esasen söz konusu olamaz.
Ritm Yöntemi « Doğum Kontrolü
Ritim metodu nedir?
Bu bir nevi cinsi münasebette bulunmamak metodudur. Bu tür uygulamada bir kadının ayın belirli günlerinde gebe kalması ihtimali çok az olduğundan yalnız o günlerde cinsel temasta bulunur.
Ritim metodu nasıl tatbik edilir?
Çocuk doğuracak yaşta olan normal bünyeli bir kadının yumurtalığında her ay bir yumurta oluşur ve ayrılır. Bu "yumurtlama" olarak adlandırılır. Genellikle bir kadın normal de yirmi sekiz günlük adetler arasındaki periyodun ortasında bu gerçekleşir. Normal olarak "yumurtlama" nın adetten on dört gün sonra olması gerekir. Ancak bu "yumurtlama" on ikinci, on üçüncü, on beşinci ve on altıncı günlerde de olabilir. Üstelik adetleri normal olan bir kadının bile bazı hallerde adeti gecikebilir veya erken gelebilir. Böylece bir kadının yirmi sekiz gün sonra adeti gelmesi normalken bu adet yirmidördüncü günde de gelmiş olabilir ve bu halde bundan önce gelen adetten on gün sonra "yumurtlama" safhası gerçekleşebilir. Yine de adet geciktiği taktirde ve iki adet arasında otuz iki gün geçmişse, yumurtlama önceki adetten ancak yirmi gün sonra meydana gelebilir.
Meninin rahim uzantısı Fallop tüplerinde en azından iki gün yaşayabileceği sanılmaktadır. Burada döllenme meydana gelir. Böylece, bir kadın beklenilmeyen bir şekilde adetleri arasında yirmi dört gün geçtiği taktirde son adetinden on gün sonra Fallop tüpüne bir yumurta varabilir. İki gün önce meydana gelen bir cinsel temastan kalmış meni yumurta geldiği zaman rahim uzantısı Fallop tüplerinde bekleme halinde olabilir. Böyle bir halde adetin başlamasından yalnız sekiz gün sonra hamileliği getirecek olan döllenme meydana gelmiş olabilir. Bu söz konusu kadının o ay içerisinde adet süresi altı gün sürmüşse o zaman son adeti bittikten iki gün sonra yapmış olduğu cinsel temastan gebe kaldığı meydana çıkmaktadır.
Aynı şekilde, normal olarak adetleri arasında yirmi sekiz günlük bir süre geçen bir kadının adetleri arasında otuz iki gün geçerse, o zaman yumurta rahim uzantısı Fallop tüplerinde son adetinin başlangıcından sonra yirminci gününde varmış olacaktır. Bir yumurtanın Fallop tüplerinden rahme iki günde vardığı sanılmaktadır ve bu iki gün içerisinde döllenme meydana gelir. Böylece de bir kadın son adetinin başlangıcından yirmi iki gün sonra bile yapmış olduğu cinsel temastan gebe kalabilmektedir.
Bu da göstermektedir ki ritim metoduna her zaman güvenmek doğru değildir. Bir çiftin bir yıl içerisinde 100 veya daha fazla cinsel temasta bulundukları kabul edilirse bu metodun tatbikiyle adetlerde bir düzensizlik sonucu kadının gebe kalması çok muhtemeldir.
Doktorların çoğunluğu ritim metodunu tavsiye ederler mi?
Hayır, çünkü ancak yüzde 85 ile 90 vakada başarılı olduğu kabul edilmektedir. İstatistik bakımından bir kadın yılda eşiyle 100 kez cinsel temas yaptığını kabul edersek, o zaman bunların 15'inde gebe kalması olanağı vardır.
Bir kadın "yumurtladığını" nasıl bilebilir?
Bir kadın Fallop tüplerinden her ay yumurtasını ürettiği zamanı yaklaşık olarak saptamak için bir teknik mevcuttur. Her sabah aynı saatte yataktan kalkmadan önce söz konusu kadın makattan derecesini ölçer. Derece sonucu birkaç ay devamlı kaydedilir. Görülecektir ki her ay içerisinde muayyen bir sabah derece öteki günlerden yarım derece veya daha fazla yükselecektir. Bu derece kayıt durumu ile birlikte her ay adetin geldiği gün ve saatlerde kaydedilir. Yumurtlamanın derecenin yükseldiği gün meydana geldiği kuvvetle tahmin edilmektedir ve grafikte derecenin artış kaydından kadının her ay ne zaman yumurtlayacağı saptanabilir. Tabi ki bu tespitler ancak adetleri çok normal bir kadında yapılabilir.
Yumurtlama hesaplarına kesin olarak itimat edilebilinir mi?
Hayır. Çünkü en normal insanın bile hiç beklenmedik bir anda erken veya geç yumurtlaması meydana gelebilir. Eğer söz konusu kadın her ay cinsel temastan uzak kaldığı periyodunda ise ve yumurtlama zamanı gecikmişse, gebe kalmış olması muhtemeldir.
oyun