Bakla « Besinler ve Özellikleri
İlkbaharın müjdecisi gibi pazara ve manavlara ilk gelen sebzelerden Bakla'yı veren, Baklagiller'in örnek bitkisidir. Anayurdu Avrupa ve Asya kıtaları olan baklanın, 5.000 yıl kadar önceleri Çin'de yetiştirildiği eski metinlerde görülmektedir. Ülkemizde de bol bol yetiştirilen ve tüketilen bakla, 60-100 cm. boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Toprakta l m. kadar derine inebilen güçlü bir kök yapısı ile dört köşe kesitli içi boş gövdesi vardır.
Uygun koşullarda bitki, birkaç gövde birden oluşturup kardeşlenerek ürününü artırmayı sağlar. Bakla bitkisinin iki türlü yaprağı vardır: Asıl yaprakları yeşil renkli, oval biçimli ve bileşik bir sap üzerinde karşılıklı dizilidir. İkincil derecedeki beyazımsı yaprakları oval ya da mızrak biçimli olup kenarları dişlidir. Bunların üzerinde siyah renkli nektar bezleri bulunur.
Bitkinin erselik özellikler taşıyan çiçekleri beyaz renklidir. Ama, üzerlerinde kırmızımtırak çizgiler ve morumsu veya siyah lekeler görülür. Kendi kendilerini dölleyen bu çiçeklerden bitkinin bakla ya da badıç denilen meyveleri oluşur. Baklalar yeşilin çeşitli tonların dadır. Sapa yakın bölümünde siyah renkli bir külah oluşur. Bu külah, bakla çeşitlerine göre farklı olur. Baklanın içindeki taneler (bakla içi denilen çekirdekleri ya da bitkinin tohumları) de bakla çeşitlerine göre irilik, biçim ve sayı bakımından çeşitlilik gösterir.
Taneler tazeyken yeşildir. Kuruyunca kahverengine dönüşür. Bayat taneler çok koyu kahverengi olur. Taze bakla, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilir. Taze iç bakla, enginarla birlikte pişirilir. Kurutulmuş ya da dondurulmuş iç baklanın gene zeytinyağlı yemeği ile fava denilen özel bir yemeği yapılır.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. baklanın içerdiği besin değerleri şunlardır: 45 kalori; 5 gr. protein; 6 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 3 gr. yağ; 1.5 gr. lif: 22 mgr. fosfor; 20 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; 85 mgr. sodyum; 110 mgr. potasyum; 150 IU A vitamini: 0,04 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B2 vitamini ve 4 mgr. C vitamini.
100 gr. kurutulmuş baklada, protein 23 gr'a ve karbonhidrat 42 gr'a kadar yükselir. Ayrıca, karbonhidrat ile lesitin ve pektin adlı önemli maddelerinde artmalar görülür.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda görülen bazı önemli besin değerlerinin yanı sıra;
o Bakla, baklagillerdeki tüm sebzeler gibi bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır.
o Bedenin kötü kolesterol düzeyini düşürür.
o Bakla içerdiği insülinle kan şekerini düzene sokar.
o İçerdiği yüksek orandaki lifle peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelir.
o Bakla ayrıca, hemoroit ve diğer kalınbağırsak sorunlarında da sağlığa yararlı etkiler sağlar.
Bütün bu sağlığımız için faydalı etkilerinden yararlanılmak üzere taze bakla ya da iç baklanın diyetimize katılması ve günlük olarak bir fincan dolusu baklanın yenmesi yeterli olacaktır.
Dikkat: Bakla, bu besine karşı duyarlı kişilerde bakla zehirlenmesine (favizm) yol açabilir. Bu duyarlılık kalıtımsal olup böyle kişiler bakla yememelidir. Ayrıca, çok küçük çocuklara bakla yedirilmemesi yerinde olur.
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Bakla bitkisi, tohumlarıyla (kurutulmuş taneleriyle) çoğaltılır. Hava ve toprak koşullarının uygun olduğu dönemde taneler, doğrudan doğruya bitkinin yetiştirileceği toprağa ekilir. Kışı ılık geçiren bölgelerde tohumların ekimi, ekim-kasım aylarında; kışı soğuk geçiren bölgelerde mart-nisan aylarında yapılır. Balda bitkisinin ekileceği günde toprak ısısı 9 ve dışarıda hava sıcaklığı 10-14 derece olmalıdır. Tohumlar toprakta sıra üzerine 15-20 cm. aralıklarla ve toprakta 5-6 cm. derine ekilmelidir.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Ilık iklimlerin bitkisi olan bakla, uygun koşullarda serin mevsimde de yetiştirilebilen sebzeler arasında yer alır. Bakla, sıcaklardan korkmadığı gibi soğuklara da bir noktaya kadar dayanabilir. Birçok bakla çeşidinin -4 dereceye kadar dayanabildiği saptanmıştır. Ancak, bitkinin en iyi geliştiği ortam, toprakta 9 ve dışarıda 10-14 derece olan sıcaklıklardır.
Toprak isteği: Bakla bitkisi derin, geçirgen ve organik madde bakımından zengin tınlı toprakları sever. Toprağın asiditesine karşı oldukça duyarlı olan bitki için en uygun pH derecesi 6,7-7,5 arasıdır.
Toprak işleme: Bakla fideleri 5-6 cm. kadar boylandığında, birinci çapalama işlemi yapılır. Ama, çapanın yapıldığı günde havanın soğuk olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde bitkinin kökleri soğuktan zarar görebilir. Bitkinin çiçeklenmesinden önce ikinci çapalama işlemi yapılarak yabani ot mücadelesi ve toprağın kabartılması sağlanır. Baklanın çiçekleri çapa işini yapan kişilerce dokunulduğunda zarar göreceği için çiçek açan bakla bitkisine artık çapalama yapılmaz.
Sulama: Kışı ılık geçiren bölgelerde sonbaharda ekilen bakla bitkisine, kış ve ilkbahar mevsimlerinde sulama yapılmaz. Yağışlar bitkiye yeterli olur. Kışı soğuk geçiren ve bakla tanelerinin ilkbaharda ekilmesi zorunlu olduğu bölgelerde tohumlardan çimlenen bitki çapalandıkça; ayrıca havalar sıcak ve kurak gittiği sürece düzenli olarak sulama yapılmalıdır.
Gübreleme: Bakla bitkisinin iyi gelişmesi ve nitelikli bol ürün alınması için düzenli bir gübreleme yapılmalıdır. Tohumlarının ekiminden önce bakla bitkisinin ekileceği toprağa iyi yanmış çiftlik gübresi verilmeli, ayrıca tohumun ekimiyle birlikte ya da bir hafta önce toprağa bol azotlu fenni gübre atılmalıdır. Ayrıca bakla bitkileri topraktan çok fazla besin maddesi kaldırdığından, fosfatlı ve potaslı fenni gübre verilmesi de gerekir.
Hasat (Derim): Bakla bitkisi yetiştiriciliğinde, taze bakla, taze iç bakla ya da kuru tane alınması isteklerine bağlı olarak hasat zamanları değişir. Taze sebze olarak bakla hasadı için, bitkinin baklalarının normal çeşit iriliğinin 1/3'ü ile 1/2'si arasında bir büyüklüğe ulaşmaları beklenir. Gecikilirse taneler sertleşir ve taze bakla sebze olarak yenilme değerini yitirir.
Bakla bitkisinin gövdesi çok kırılgan olduğundan baklalar elle çekilip koparılmamalı, bunun yerine elle tutulup aşağı doğru sıyrılarak gövdeden ayrılmaları sağlanmalıdır. Toplanan bakla uzun süre üst üste bırakılırsa kararır. Bundan kaçınılmalıdır. Taze iç bakla hasadı için baklaların normal iriliğine erişmeleri beklenir ve hasat bundan sonra yapılır. Kuru iç bakla elde etmek için, baklalar bitkinin üzerine bırakılır ve bitki kuruduğunda sökülen bitkiden baklalar koparılıp alınır.
Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Bakla bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılıp uygun tarıma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.
Kol Ve Bacaklarda Doğuştan Deformasyonlar « Kemikler Kaslar Kas Kirişleri ve Eklemler
Kol ve bacaklarda en genel olan doğuştan deformasyonlar hangileridir?
a. Yumru ayak.
b. Kalçanın doğuştan çıkık olması.
c. Eksik olan bir el, ayak veya bunların bir parçası (fokomeli).
d. El veya ayaklarda bir parmağın fazla oluşu (polidiaktilizm).
e. Fazla bir kol veya bacak, yahut bir kol veya bacağın parçası.
Yumru ayak nedir?
Doğuştan bir deformasyon olan yumru ayakta, ayağın ön kısmı kısadır, bilekten büküktür ve içe doğru dönüktür.
Yumru ayak neden meydana gelir?
Bu kalıtımsal bir eğilimdir ve bu deformasyonun olmadığı ailelerde nadiren görülür. Kalıtımsal deformasyonlar olan ailelerde çok daha fazla rastlanır.
Yumru ayak nasıl tedavi edilir?
a. Tıbbi tedavi. Bu tedavi usulünde bacak ve ayak düzeltilmiş vaziyette alçıya konur. Ayak ve bacak birkaç ay bu alçıda kalacaktır.
b. Ameliyat yoluyla tedavi. Bu tedavi usulünde çok kez ayak di sinin altında bulunan lifli dokuların bir kısmı kazınarak alı çaktır. Bunun dışında ayağın kirişlerinin uzatılması için başka işlemlere de başvurunacaktır.
Yumru ayak başarılı olarak tedavi edilebilir mi?
Evet. Tıbbi veya ameliyatla tedavi metotları uzun süre tatbik edildiği hallerde mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. İyi sonuçla ekte edilebilmesi için anne-baba işbirliği muhakkak surette gereklidir.
Kalçanın doğuştan çıkık olması nedir?
Doğuştan olan bu deformasyonda kalça kemiğinin başı oyuğu içinde normal olarak yerleşmemektedir. Bunun sonucu olarak kg yükselerek pelvis kemikleri üzerine kaymaktadır. Bu durum erkeklerden çok daha fazla kadınlarda görülmektedir.
Kalçanın doğuştan çıkık olma hali nasıl teşhis edilir?
Deformasyon bir kalçadaysa, çocuk yürüyünce topallayacaktır. kalçada ise, o vakit çocuk paytak biçimde yürüyecektir.
Doğuştan çıkık olan kalça nasıl tedavi edilir?
a. Mutedil olan ameliyat dışı tedavi metodu bu şekilde doğan çocukların büyük çoğunluğunun tedavisi için yeterli olacaktır.
b. Ameliyat şekli, tedavi usulüne cevap vermeyen çocuklar için gerekli olacaktır. En uygun ameliyat zamanı çocuğun iki yaşı içerisindedir.
Doğuştan kalça çıkığı için ne gibi bir ameliyat yapılmaktadır?
Leğen kemiğinin üstünde ve kalçanın ön kısmında bir ensizyon yapılmaktadır. Alttaki adaleler ayrılarak kalça kemiğinin başı, kalça Yuvasının gerekli şekilde içine yerleştirilmektedir. Leğen kemiğinin kanadından bir kemik kanadı aşağı doğru sarkıtılarak tabii yuva, suni bir şekilde kuvvetlendirilerek derinleştirilmektedir. Bu işlemle kalça kemiği başını yerinde tutacak kemikten bir raf inşa edilmiş olmaktadır.
Doğuştan çıkık olan bir kalçanın düzeltilmesinde ameliyatlar genellikle başarılı olmakta mıdırlar?
Evet. Vakaların büyük çoğunluğunda sonuçlar gayet memnuniyet vericidir.
Bir çocuğun eksik bir kol veya bacak ya da eksik kol ve bacakla doğması neden meydana gelir?
Ceninin rahimde gelişmesi sırasında kusurlu bir teşekkülden.
Yeni doğanlarda çok rastlanan bir durum mudur?
Hayır, çok nadir rastlanan bir durumdur.
Kimlerin eksik bir kol veya bacakları ya da eksik kol ve bacakları olması muhtemeldir?
Bu sakatlık çoğunlukla, başka doğum anormallikleri görülen ailelerde rastlanmaktadır. Ayrıca, doktora danışmadan gebeliklerinin ilk haftalarında bazı ilaçlar almış olan kadınların doğurdukları çocuklarda görülmektedir.
Fazla parmaklı doğan çocukların ailelerinde ne gibi özellikler bulunmaktadır?
Bu da nadir bir doğuştan deformasyondur ve çoğunlukla bu gibi veya buna benzer deformasyonlarm görüldüğü ailelerde rastlanmaktadır.
Fazla parmaklar nasıl tedavi edilir?
Bu altıncı bir el veya ayak parmağının alınmasıyla geçiştirilen basit bir ameliyatla elde edilmektedir. Bu gibi ameliyatlar çirkinleştirici hiçbir yara izi bırakmamaktadırlar.
Fazla ayak veya kollara çok rastlanmakta mıdır?
Hayır. Bu durum, doğuştan deformasyonların en nadir olanlarından biridir.
Fazla ayak veya kollar nasıl tedavi edilir?
Bu fazla kol ve ayaklar çoğunlukla gelişmemiştir. Gelişme bir tarafa, fazla uzvun çocuk doğduktan kısa bir süre sonra ameliyatla alınması gerekmektedir.Doğumdan sonra bebek hastaneden çıkmadan bu ameliyatın yapılması tercih edilir.
Migren « Hastalıklar
Her kesim, meslek ve yaş grubunda görülebilen migren, dünyada 10 kişiden birini esir alıyor. Daha çok kadınları seven bu şiddetli ağrılar, bazen üç gün sürebiliyor. Çarelerinden biri ise seks gibi adrenalin salgılatacak herhangi bir fiziksel egzersiz.
Uzmanlar migrenle başa çıkmak için öncelikle bu hastalığı çok iyi tanımak gerektiğini belirtiyor. Ancak migreni tanımak için de kişinin kendini iyi tanıması ilk şart olarak öne sürülüyor. Çünkü migren hastalığı ve seyri, kişiye göre değişiyor.
Bir başka deyişle herkesin migreni, tıpkı parmak izi gibi kendine özgü. Bu hastalığın nedenleri de herkeste çok farklı olabiliyor. Kiminin migreni çok uzun süre uyuduğu zaman ortaya çıkıyor, kimininki egzersizde aşırıya kaçtığı zaman.
Tabii hafifletme, geçirme yöntemleri de buna göre değişiyor. Bazıları karanlık bir odada uzanarak ağrıyı hafifletebiliyor, bazıları deliler gibi spor yaparak, migren krizini ağırlaşmadan atlatabiliyor.
Migren ağrısı genellikle normal bir baş ağrısı gibi başlayabilir ve şiddeti gittikçe artabilir. Bir süre sonra zonklayıcı, çok kötü bir ağrı halini alabilir. Hareket etmek, ışık veya gürültü, ağrıyı şiddetlendirebilir. Genellikle başın tek bir tarafı ağrır. Zaman zaman da bütün başın ağrıdığı görülür. Bazı insanlar migren krizi sırasında kafalarının patlayacakmış gibi olduğunu hissettiklerini söyler.
Kafatasının bir bölümü başka bir nedenle açılan bir kadın, hastanede geçirdiği migren atağı sırasında gözlemlenmiş. Kadının beyni, sanki içerden itiliyormuşçasına dışarı doğru uzamış. Atağın en üst noktasında, beyin tıpkı bir kalp gibi atmayı bırakmış ve kadın hemen ardından kusmuş, sonra da uyumuş. Bu arada gerilmiş beyin de eski normal haline dönmüş.
Migreni başlatan faktörler arasında stres, alkol, çikolata gibi yiyecekler, hormonlar ve fiziksel sorunların yanı sıra, çok ya da az uyumak da bulunuyor. Migren öncesi yaşanan belirtilere, şöyle üstünkörü bir tanımla, halüsinasyonlar da denebilir. Bunlar, duyuların herhangi birini etkileyebilir; görme, koku, duyma, tat alma veya dokunma ya da bilinç halinde bir farklılık olarak da kendini gösterebilir.
Bazı insanlar bunları sadece görsel olarak yaşar; bazılarında ise gerçeklik duygusu sarsıntıya uğrar. Bunlar o kadar rahatsız edici olabilir ki, insanların çoğu bu yakınmalarından sözetmekten hoşlanmaz. Bu yüzden de sanıldığından daha da yaygın olabilirler.
Serotonin
Migren ağrısını geçirebilen ilaçların çoğunluğu, aynı zamanda, serotonin düzeyini de etkileyen ilaçlar. Serotonin, beyne mesaj ileten bir kimyasaldır. Beyinde serotonin kimyasalı salındığında kan damarları kasılır, yani daralır. Ama serotonin düzeyi düştükçe, damarlar da geniş ler.
Migren atağından önce serotonin düzeyi yüksek olur, atak geçtikten sonra da düşük olur. Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaçlar, hepsi serotonin düzeyini etkiler. Serotonin düzeyini düşürenler, stres ve düşük kan şekeriyken, yükseltenler de oksijen, kusma, içinde 'amin'ler bulunan gıdalar; örneğin peynir, çikolata ve portakal, mandalina, bir de içinde 'tryptophan'adındaki amino asit bulunan gıdalar, örneğin süt ve hindi etidir.
Bunun dışında serotonin düzeyini, çeşitli hormonlar da etkiler. Örneğin kadınlık hormonu östrojende bir artış, serotonin düzeyinde de bir artışa neden olur. Ama tam tersine, kadınların adet görmeleri sırasında, östrojen hormonlarında düşüş olması, serotonin düzeyini de düşürür ve bu durum, kan damarlarının genişlemesi sonucu, kadınlarda migren başlamasına neden olabilir.
Ne Yapmalısınız?
Çok su için, bardak bardak.
Şekerli çay veya kahve için. Kafein kan damarlarınızı daraltacak, şeker de enerji verecektir.
Ellerinizin sıcak olduğunu hayal edin veya kafanızda diğer gevşeme yöntemlerini canlandırın.
Karanlık ve sessiz bir odada uzanın, dinlenin.
Hadi, egzersiz zamanı... Ya zıp zıp zıplayın, ya da seks yapın.
Açık havaya çıkın, özellikle sıcak ve boğucu bir odada iseniz. Bazen açık havada yürümek migreni tamamen kesebilir.
Ilık bir banyo alın ya de ellerinizi sıcak suya sokun.
Başınıza, ensenize ve omuzlarınıza masaj yapın veya akupressure noktalarına basınç uygulayın.
Planlarınızı değiştirin. Randevunuz varsa erteleyin.
B3 vitamini alın. Buna niasin veya niasinamid de derler. Ama dikkat edin, bu madde, kan damarlarını genişletir ve bu yüzden migrenin tam ortasında alırsanız, ağrıyı daha da şiddetlendirebilir.
Aromaterapi deneyin, örneğin kokulu yağlarla masaj yapın. Eğer deneyimli bir aromaterapiste danışabilirseniz, şakaklarınıza masaj yapmanız için size uygun kokulu bir yağ önerebilir.
Migrene Neden Olan Yiyecekler
Çikolata, kakao, alkol, füme et, salam, sosis, tuzlama ve füme balık, av eti, fasulye, bezelye, soğan, zeytin, sütlü çikolata, sıcak mayalı ekmek, peynirli kraker veya ekmek, dil peyniri, avakado, incir, erik, kuru üzüm, çikolatalı dondurma ve pastalar.
oyun