Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Keloit « Deri ve Derialtı Dokuları

Keloit nedir?
Bir aşınma, yırtılma veya yaralanmadan sonra meydana gelen ve normalin üstünde kabuk bağlaması halinde görülen bir deri tepkisidir. Yara düz ve beyaz bir çizgi halinde iyileşeceği yerde; iyileşen yara kalın, çıkıntılı ve kızıl renkte bir kabukla örtülür. Kabuk düşünce o alan yine çevresinden kabarık bir durum arz eder.

Keloit neden ileri gelmektedir?
Nedeni bilinmemektedir; Bazı kişilerin derisi bu şekilde iyileşmektedir.

Keloitler nasıl tedavi edilir?
Ameliyata alınır ve sonra yara alanı X ışınları ile radyasyona tabi tutulur. Keloitlerin % 50'si bu şekilde tedavi edilebilir. Bazı deri uzmanları ise, ameliyat yerine keloitlerin içine kortizon enjekte edilmesini salık vermektedirler.

Keloitin alınması ve alındıktan sonra iyi bir sonuç elde edilmesi için ne kadar bir zaman gereklidir?
Keloitin gelişmesiyle cerrahi müdahale ile alınması arasında ne kadar uzun süre geçerse iyileşme ihtimali o oranda artmaktadır. Bu nedenle keloitin alınması için en azından iki yıl beklenmesi tavsiye edilmektedir.

Bir ameliyattan sonra keloitin yeniden oluşup oluşmayacağını önceden bilmek mümkün müdür?
Hayır. Ancak bundan önce yapılan ameliyatlardan sonra keloitler tekerrür etmişse veya başka yaralanmalar ve durumlardan gelişmişseler tekerrür etmeleri beklenebilir.

İntussussepsiyon « İnce ve Kalın Bağırsaklar

İntussussepsiyon ne demektir?
Bu durum, bir kısım bağırsağın yanındakinin içine girmesidir. Genellikle, bir iltihaplanma veya bir tümör normal bağırsak büzülmesini engellemektedir. İltihaplanmış olan bağırsak kısmının üzerinde bulunan normal bağırsak, alttakinden daha fazla kuvvetle büzülmekte olduğundan üstteki bağırsağın alttaki bağırsağın içerisine girmesine sebep olmaktadır.

Bu hastalık en çok nerede görülmektedir?
İncebağırsak, karın bölgesinin alt kısmında, kalınbağırsak ile birleştiği noktada bu bağırsağın içerisine girmektedir.

Bu hastalık genellikle kimlerde olur?
Vakaların büyük çoğunluğu iki ila dört yaşlarında olan çocuklarda görülmektedir.

Intussussepsiyon nasıl teşhis edilmektedir?
Karında ağrı, karın bölgesinin sağ alt kısmında yumru gibi bir çıkıntının hissedilmesi ve karakteristik röntgen filmleriyle. Çok kez kanlı ishale de rastlanmaktadır.

Intussussepsiyon nasıl tedavi edilmektedir?
a.  Vakaların büyük çoğunluğunda karın bölgesinde yapılan bir ameliyatla başka bağırsağa girmiş olan bağırsak, hafifçe dışarıya çekilerek normal durumuna getirilmektedir.
b.  Bazı hallerde bu durum rektuma basınçla bir baryum karışımını sokmakla tıbbi yollarla da tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tedavi, tekniği gayet iyi bilmekte olan bir kimse tarafından yapılmalıdır. Fluoroskop görüntüsü altında baryumun kalınbağırsağı doldurması sağlanmakta ve böylece bu baryum kalınbağırsağa girmiş olan incebağırsak kısmını, yaptığı basınç ile dışarıya itmektedir. Dolayısıyla sonunda incebağırsak normal durumuna gelecektir.

Intussussepsiyon hallerinde tıbbi yollardan tedavi her zaman başarılı olmakta mıdır?
Günümüzde bu hastalık vakalarının ancak çok küçük bir oranı tıbbi tedavi ile iyileştirilebilmektedir. Bu hastalığa yakalanan çocukların büyük çoğunluğuna ameliyat yapılması gerekli olmaktadır.

Tedavisi yapılan intussussepsiyon tekerrür etme eğilimi gösterir mi?
Cerrahi yolla tedavi edilen intussussepsiyon olaylarından çok az tekerrür etme ihtimali vardır.

İntussussepsiyondan  iyileşme oranı nedir?
Teşhis bir veya iki gün içerisinde yapılmışsa iyileşme oranı çok yüksektir.

İntussussepsiyonun tehlikeleri nelerdir?
Kan akımı boğularak kesildiği için delinen bağırsak kangren olabilir. Bu farkına varılmadığı takdirde peritonit ve ölümle sonuçlanır.

Şeker Hastalığı (Diabet) « Hastalıklar

Nedenleri

Pankreas bezesinin yorulması: Kandaki şekerin belli seviyede kalması, pankreas bezinin salgıladığı insülin hormonu ile olur. Pankreas bezesini yoran etmenler şunlardır: Oburluk, şişmanlık ve ihtiyarlık.

Pankreas bezesinin hastalanması: Pankreas bezesi iltihaplanmış veya kireçlenmiştir. Pankreas kanseri veya pankreasın alınması.

Menopoz dönemi: Bu dönemde kadının hormonal dengesinde değişmeler olur. Çoğu kadınlar bu dönemde şeker hastası olurlar. Dişetlerinde yanma, dişlerde çürüme, ağızda kuruluk, gözde katarakt oluşur. Bu dönemde eksilen kadınlık hormonu şu bitkilerle sağlanarak, şeker hastalığına yakalanma riski azaltılabilir: Papatya, Ökse otu, Nergis, Adaçayı. Ayrıca, bu dönemde kilo almamaya gayret edilmelidir.

Kortizonlu ilaçlar: Kortizon, böbrek üstü bezlerinin verdiği hormondur ve pek çok hastalığa karşı kullanılmıştır. Ancak şeker hastalığı da dahil birçok yan etkileri vardır.

Ruhsal ve bedensel etkenler: Yapılan araştırmalar, korku, şok, ruhsal sıkıntı gibi psikolojik etkilerin, pankreas salgısını etkileyerek, şekere yol açtığını göstermiştir. Ruhsal bozukluklar şeker hastalığını davet eder.

Vücutta Yarattığı Etkiler

Kandaki asit dengesi bozulur.

Kandaki aseton miktarı artar. Bu durum, hastada bulantı ve kusmaya neden olur. Hastada su kaybı olur ve komaya girer.

Çeşitli hastalıklara zemin hazırlar.

Ciltte yer yer kızarma, pişme, çıban ve apseler oluşur.

Diş etleri, dudak iç kısımları enfeksiyona uğrar ve kaşınır.

Ateş, böbrek gangreni, böbrek ağrısı, sistit, karaciğer ve safrakesesi iltihabı oluşur.

Akciğer veremi sık görülür.

Ayrıca, damar sertliği, görme zayıflığı, kalp yetersizliği, beyin fonksiyonlarının yavaşlaması, sinir bozuklukları, diş çürümesi gibi birçok rahatsızlığa da kapı aralar.

Tedavi

Şeker hastalığı, bir beslenme hastalığıdır. Bu nedenle dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, yani karbonhidrat-protein-yağ dengesi sağlanmalıdır. Yağsız süt, yoğurt, yağsız et, balık, yumurta, patates, hububat, bakliyat yenmelidir.

Sebzelerden lahana, tere, soğan, marul, salatalık, turp, domates, patlıcan ve yerelması tavsiye edilir. Meyvelerden ise ekşi elma, limon, greyfurt, yeşil erik, koruk gibi ekşi olanlar tercih edilmelidir. Baharatlar, vücudumuzdaki salgı bezlerine tesir ederek, onları çalıştırırlar. Bu nedenle her sofrada bulundurulmalıdırlar.

Bitki Tedavisi

Tunus Baklası ( çemen ): İki bardak suya 1 kaşık çemen konur ve orta ateşte pişirilerek sabah kahvaltısından önce içilir.

Yulaf: Yemeklerden önce veya iki yemek arası, günde 3-4 bardak salep şeklinde, 1 bardak suya 1 kaşık yulaf unu katarak, orta ateşte pişirip içmelidir.

Mersin Yaprağı: 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Okaliptus: 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Karadut Yaprağı: 1 çay bardağı sıcak suya, 1 tatlı kaşığı hulasası konur. Yemeklerden önce içilir.

Ceviz Yaprağı: 1 litre kaynar suya, 1 yemek kaşığı yaprak konur. 15 dakika demleyip süzülür ve her yemekten önce 1 çay bardağı içilir.

Zeytin Yaprağı: 30 g. yaprak ince kıyılıp, 1 litre suya atılır, 2 dakika kaynatılıp, 15 dakika demlenir ve süzülür. Yemeklerden önce 1 çay bardağı içilir.

Ardıç Tohumu: 30 g. ardıç, 1 litre suya atılır, 10 dakika kaynatılıp, 15 dakika demlenir ve süzülür. Yemeklerden sonra 3-4 çay bardağı içilir.

Böğürtlen, adaçayı, at kuyruğu (kırkkilit otu)

Bitkilerle yapılan tedavilerin yararlı olabilmesi için, yukarıdaki liste, en az 2-3 ay sürekli uygulanması gerekir.

oyun