Unutkanlık « Hastalıklar
Beyin üzerinde çalışmalarını sürdüren bilimadamlarına göre, beynin saklama kapasitesi konusu halâ gizini koruyor. Harvard Üniversitesi psikoloğu Daniel Schacter, 1996'da yazdığı ''Belleğin Peşinde''adlı kitabında, bir arkadaşla öğle yemeğine çıkmak gibi basit bir işi gerçekleştirmek için bile, yoğun bir zihinsel faaliyetin sürdürüldüğünü söylüyor. Önce arkadaşın dış görünümüne ilişkin bellek kayıtları taranacak; sonra restoran seçilecek; daha sonra seçilen restorana giden güzergah saptanacak vs.
Öncelikle beynin bilgisayardan farklı olduğunu akıldan çıkartmamak gerek; ancak aralarındaki parallelliği de gözardı etmemekte fayda var. Bu analojiden yola çıkarak beyni inceleyen bilimadamları, masaüstü bilgisayarında olduğu gibi beyinde de iki tip bellek olduğunu belirtiyor: ''Cari bellek''şu andaki bilgileri depolar; ''Uzun vadeli bellek''ise bunları ilerisi için saklar.
Yaygın kanının aksine beyin her şeyi kaydedip, daha sonra kullanmak üzere beynin kıvrımları arasına gömmez. Cari bellekteki kayıtlar, bilgisayarın RAM'ine (Random-access memory) benzer ve hemen silinip gider. Cari bellek, basit hesaplamaları yapmaya veya çevirdikten sonra unutulan telefon numaralarını anımsamanıza yardım eder. Yine RAM gibi uzun süreli kayıt yapmaksızın analiz ve keşiflerde bulunmanıza olanak sağlar.
Uzun vadeli bellek, sabit disk (veya sürücü) gibi çalışır. Eski bilgi ve deneyimleri, beynin "serebral korteks" denilen bölgesinde saklar. Korteks adı verilen beynin dış kısmı, 10 milyar civarında sinir hücresini barındırır. Bu hücreler elektriksel impuls ve kimyevi maddeler aracılığı ile birbiriyle iletişim kurar.
Bir görüntü, bir ses veya bir fikir algılandığı zaman bu nöronların içinde özel bir alt grup harekete geçer ve her zaman bunlar orjinal konumlarına geri dönmezler. Onun yerine, birbirleriyle olan bağlantılarını güçlendirirler. Bu durumda, bu ağı harekete geçiren herhangi bir şey, orijinal algıyı bellek olarak öne çıkartır.
''Bizim, anı olarak değerlendirdiğimiz her şey, sinir hücrelerinin son aldığı bağlantı şekillerinden başka birşey değildir''diye konuşan Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Bellek Hastalıkları Kliniği Başkanı Dr. Barry Gordon, belleğin çalışma şekline ilişkin şu bilgileri veriyor: ''Her yeni anı, korteksin tamamını saran binlerce nöronu devreye sokar. Eğer bu anı hemen kullanılmaz ise hızlı bir şekilde silinip gider. Oysa sık aralıklarla kullanılan anı bağlantıları, doku içinde daha derinlere işleyerek yerini sağlamlaştırır.''
İstenirse bazı anılar, uzun vadeli belleğe atılabilir. Bunun yolu alıştırma yapmaktır. Ne var ki bellekten bir bilgiyi çıkartmak veya ilave etmek bilinçle yapılmaz. Hipokampus denilen beynin iç kısmındaki iki parçalı küçük organ, bu çıkartma veya ekleme işlemini otomatik olarak yapar.
Bilgisayarın klavyesine benzeyen hipokampus, kumanda masası gibidir. Nöronlar, kendilerine ulaşan bilgileri hipokampusa gönderir. Hipokampus buna olumlu yanıt verirse nöronlar daha kalıcı bir ağ örmeye başlar. Ancak ''geç''işareti verilmez ise deneyim sonsuza dek silinir gider.
Hipokampus'un verdiği karar iki önemli faktöre bağlıdır. İlki, bilginin duygusal bir önem taşıyıp taşımamasıdır. Bu bağlamda beyin, ilgi alanına giren konular dahilinde kendine özel bir dünya kurar ve bu dünyada belirleyici etken duygulardır.
İkinci faktör, beyne giren bilginin daha önceki bilgilerle bir bağlantısının olup olmamasıdır. Bilgisayar, aralarında bağlantı olan bilgileri ayrı ayrı depolar; oysa beyin, bilgiler arasında bağlantı kurmak için didinir durur. Beyin, kısaca, yeni bilgileri daha önce varolan bilgilerin ağına düşürmek için çabalar. Bu durumda bilginin kaydedilmesi, eğitim ve kültür farkına bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterir.
Beyin, ileride kullanma şansı en yüksek olan bilgileri depolayarak yaşanabilir bir dünya yaratmaya çalışır. Columbia Üniversitesi'den sinirbilimci Eric Kandel, bu olguyu şöyle açıklıyor: ''Günlük yaşamda karşılaştığımız çerçöp bilgiyi yolumuzun üzerinden çekerek dikkatimizi önemli olanlar üzerinde yoğunlaştırırız. Her şeyi anımsayabilmek Tanrı'nın bir lütfu gibi görünse de sonuç hiç de iç açıcı değildir.
Mesleki yaşamımda insanüstü belleğe sahip kişiler tanıdım. Bu kişiler, bir olayla ilgili her türlü ayrıntıyı hatırlarlar. Sayılar ve sözcükler konusunda harika bir belleğe sahiptirler. Ancak bunların pek çoğu soyut düşünce konusunda çok büyük sorunlar yaşar. Deneyimlerini filtreden geçirme yeteneğinden yoksun olan bu kişiler, olaylardan anlamlı bir sonuç çıkaramazlar.''
Ne Yediğini Unutmak
Connecticut'ta bir fabrikada işçi olarak çalışan H.M.'nin 1953 yılında tıbbi kayıtlara geçen durumu yeralıyor. O tarihte 27 yaşında olan H.M. şiddetli sara nöbetleri geçirmektedir. Cerrahlar, faydası olur umuduyla H.M.'nin hipokampusunu ameliyatla çıkartırlar. Ameliyat, H.M.'nin sara nöbetlerinin şiddetini azaltırken, belleğinde varolan bilgilere zarar vermez. Ne var ki H.M.'nin belleği bu tarihten sonra kayıt yapma yeteneğini yitirir. Sabah kahvaltısında ne yediğini anımsamak bir yana kimse ile dostluk kuramaz.
Boston Üniversitesi araştırmacıları 1993 yılında bu vaka ile ilgili şunları söylüyordu: ''Ameliyatından 40 yıl sonra H.M. ne yaşını, ne de yaşadığı yeri biliyor. Günlük tarihi bile söylemekten aciz.''
Hipokampusu devreden çıkartmanın tek yolu ameliyat değil. Alzheimer da organı yavaş yavaş bozar ve yeni anıların oluşmasını engeller. Normal yaşlanma süreci de belleğin zayıflamasına yolaçar.
Otopsi raporlarına göre 60 ve 70 yaşlarında, her on yılda bir beyin, kütlesinin %5 ile 10'unu yitirir. Görüntü testleri de hipokampus ve frontal korteksin giderek faaliyetini yitirdiğini gösteren önemli tekniklerdir. Dolayısıyla gençler yaşlılara oranla bellek testlerinde daha başarılıdırlar.
Bugün uzmanlar, bellek testlerindeki bu farkın, kaygı uyandıracak kadar önemli olmadığını kaydediyor. Uzmanlara göre alzheimer veya damar hastalıkları gibi özel bir hastalık söz konusu olmadıkça, yaşlılık düşünüldüğü kadar belleğe zarar vermez; en kötü ihtimale göre kayıt ve anımsama hızı düşer ve ufak yanılgılar meydana gelir. Örneğin bellek testlerinde yaşlıların aldığı ortalama puanlar, yaş ilerledikçe düşmekle birlikte, bazı seksenliklerin kolej öğrencilerinden daha yüksek puanlar aldığı da görülmüştür.
Deri Grefleri « Plastik Cerrahi
Deri grefleri nedir?
Yanmalarla, yaralanmalarla veya hasta dokuların ameliyat ile alınmasıyla açık kalan kesimlerin deriyle örtülmesine deri grefleri (eklemleri) denir.
Bir insandan alınan deri parçaları, başkasına başarı ile eklenilebilinir mi?
Hayır. Bu gibi eklemeler tıpkı birbirlerine benzer ikizler dışında, genellikle başarısız olmaktadır.
Bazı hallerde bir kişiden başkasına deri eklemesi gerekli olabilir mi?
Evet. Ciddi üçüncü ve dördüncü derecede olan yanıklarda aynı kalınlığa çok yakın ciltlerin, bir kişiden ötekine naklinde yanıkları olan kişide çok iyi sonuçlar elde edilmiştir. Bu ek on ila on beş gün yaşayabilecek ve bu süre içerisinde hasta hayati vücut sıvılarını ve kimyasal maddelerini bunlar sayesinde muhafaza edebilecektir. Bu önemli fonksiyonu gördükten sonra eklenen deri genellikle ölecek ve örttüğü dokulardan ayrılacaktır.
Eklenecek ciltler, vücudun bir kesiminden alınıp başka bir kesimine eklendikleri hallerde bunlar genellikle başarılı olurlar mı?
Evet. Gerekli zamanlarda ve gerekli şekillerde yapıldıkları takdirde başarılı olurlar.
Vücudun bir parçası, mesela bir parmak veya kulak, tam olarak vücuttan kopmuşsa, bunları yeniden vücuda eklemek mümkün müdür?
Bu gibi işlemler çoğunlukla başarısız olur. Ancak bazı hallerde derhal harekete geçildiği takdirde ve kopan kısım temiz tutulmuşsa başarılı ekleme ameliyatları gerçekleştirilmiştir.
Kopmuş bir kolu veya eli, yerine ekleme mümkün olabilir mi?
Evet. Son yıllarda, takım halinde ameliyat usulleriyle kopan bir el, kol, ayak veya bacağı yerine eklemede başarılar elde edilmiştir. Böyle bir ameliyatın başarılı olabilmesi için kopmuş olan organın yaralanmada ezilmemiş olması gerekmekte dolayısıyla arterler, damarlar, sinirler, adaleler, kirişler ve kemikler arasında bir devamlılık durumunun kalmış olması gereklidir. Böyle bir operasyonun başarılı olabilmesi için ameliyatta bir ortopedik operatörünün bir damarlar operatörünün ve bir de nevroloji operatörünün takım halinde işbirliği yapmaları icap eder.
Deri greflerinin muhtelif tipleri hangileridir?
a. "Küçük parçalı grefler". Bunlar cildin üst tabakasından alman yaklaşık sekiz milimetre çapında küçük deri parçalarıdır. Bunlardan verici kısımdan bir düzine veya fazla eklemler alınır ve alıcı alana küçücük adalar şeklinde aralıklı mesafelerde eklenir. Genellikle bunlar eklendikleri yerlerde iyice büyür ve bütün çıplak kalan alanı örtebilirler.
b. "Yarı kalın grefler". Bunlar vericiden özel bir bıçakla kesilip alınan, dış ve iç kesiminden derinden çıkarılan cilt parçalarıdır. Bu gibi eklemeler genellikle karın, kalça veya sırt gibi düz kesimlerden alınmaktadır. Bunlar genellikle üçüncü derecede yanıklarda cildin tamamen harap olmuş olduğu büyük vücut kesimlerinde kullanılmaktadır. Yaralı kısım sıhhatli görünmekte ise ve enfeksiyon yoksa, bu gibi eklemler genellikle başarılı olmaktadır.
c. "Tam kalınlıkta grefler". Bunlar derialtı dokuları dışında bütün cilt tabakalarını ihtiva etmektedir. Bunlar özellikle fazla iş gören alanlarda yapılan eklemelerde yararlı olmaktadırlar. Bu gibi eklemeler alıcıda konacakları yere tıpatıp yerleştirilebilecekse de kesilip alınmaktadır,
d. "Pedikül grefleri". Bu tip eklemelerde derinin bir kısmı ve bölgede kalırken, öteki kısmı alıcı kesime yerleştirilmekte Bu şekilde pedikül grefleri kesilmeyen kesimden kan naklini devam ettirebilecek ve bu kan akımı alıcı bölgede de görevini sürdürebilecektir. Bu gibi eklemeler özellikle büyük bir kısım cildin kaybolmuş olduğu yüz bölgesinde faydalı olmaktadırlar. Bir dikül grefi ayrıca bütün bir parmak veya eli de kaplayabilir.
Bir eklemenin başarılı olup olmayacağı neye bağlıdır?
a. Verici kesim temiz ve mikropsuz olmalıdır.
b. Alıcı kısmın da temiz ve mikropsuz olması gereklidir.
c. Alıcı alanda yeterli kan akımı mevcut olmalıdır.
d. Ekleme düzenli ve yatıştırılmış şekilde yerleştirilmelidir.
e. Ekleme alıcı alanla tam bir temas halinde olmalıdır.
f. Alıcı yere yerleştirildikten sonra eklemenin oynamamasını temin etmek için ölçülerin tam olarak alınması gereklidir.
g. Eklemeler fazla baskı ve germe yapılmadan yerleştirilmelidir.
h. İyileşmenin normal şekilde meydana gelebilmesi için hasta genel sağlık durumu da iyi olmalıdır.
Bir deri grefinin başarılı olup olmadığını tespit edebilmek için, ne dar zamanın geçmesi gerekmektedir?
Genellikle bir deri eklenmesi yapıldıktan sonra bandajlar bir tu ile on gün sonrası değiştirilir. Eklemenin başarılı olup olmadığı ancak o zaman belli olur.
Ekleme yerlerinde normal his duyulur mu?
Ekleme yerinde uzun süre uyuşuk bir his duyulabilecektir. Zan geçince ekleme bölgesi normal hislerine kavuşacaktır.
Ekleme yapılan yerlerde saç veya kıl yeniden çıkacak mıdır?
Eğer asıl orijininde kıl veya saçlı plan bir tam kalınlıkta ekleme yapılmamışsa, hayır.
Saçlı bir deri bölümü vücudunun bir yerinden başka bir yerine nal dildiği zaman, alıcı bölgede saç büyümeye devam edecek midir?
Bazı saçlar büyüyecekse de, bunlar alıcı alandaki saçlara benzemeyecektir. Ancak tek tek saç nakilleri kafatası derisinde baş ile yapılabilmektedir.
Eklenen deri bazı hallerde eklenmiş olan kesimdeki deriden başka renkte olabilir mi?
Evet. Üstelik eklenen deri muhakkak surette eklendiği yerin deri rengini almamaktadır. Bunun için operatörler eklenen cildin yüz veya boyun gibi göze batacak yerlerde olacağı hallerde, mümkün olduğu kadar aynı renkte olan cilt bölgelerinden eklemelerin yapılacağı cilt parçalarını almaktadırlar.
Eklenen deri parçaları eklendikleri yerlerdeki eski orijinal deri kadar sağlam olurlar mı?
Parçalı grefler ve yarı kalın grefler genellikle normal cilt kadar dayanıklı olmamaktadırlar. Buna karşılık tam kalınlıktaki grefler zamanla normal deriye yakın dayanıklılıkta olacaklardır.
Eklenen deri parçalarının güneşe fazla maruz kalması zararlı olabilir mi?
Evet, eklenen derilerin güneş ışınlarına karşı normal deriden daha az dayanıklı olduğu görülmüştür!
Ne gibi deri yaraları için plastik cerrahi tavsiye edilmektedir?
a. Çirkinleştirici yara izlerinde.
b. Fazla derecede yara kabuklanmalarında (keloidler).
c. Genellikle eski yanıklara tali olarak ciltte meydana gelen gerginliklerde.
d. Üçüncü derece yanıklardan sonra veya ameliyatla alman büyük deri parçalarında meydana gelen açık bölgelerde.
Kalın, çirkinleştirici yara izleri plastik cerrahiyle düz ve ince çizgiler haline döndürülebilinir mi?
Evet. Eski yaranın deşilmesiyle, derialtı dokularına düzenli bir şekil verilmesiyle ve deri kenarlarını plastik tekniklerle düzeltilmesiyle, çirkinleştirici yaralar hemen hemen tamamen ortadan kaldırılabilinmektedir.
Bir deriden bir yara veya bere tedavi edilirken, bir deri grefi gereği nasıl belli olur?
Eğer hasıl olan yaranın kenarları birleştirilemezse veya deri uçlarını birbirine dikmekte çok fazla gerilme meydana gelirse, operatör aradaki bölgeyi bir ekleme ile kapatmayı kararlaştırabilir.
Frengi « Zührevi Hastalıklar
Frengi nasıl meydana gelir?
Treponema palladium adlı burgu biçimindeki bir mikrop (spiril) olan bakteriyel bir organizmadan ileri gelir.
Frengi vakaları azalmakta mıdır?
Yakın zamanlara kadar öyleydi. Ancak son yıllarda dikkatsizlikten ve gereken tedbirlerin alınmamasından hastalığın artış gösterdiği görülmüştür.
Frengiye karşı tedbir almayan herkes hastalığa yakalanır mı?
Her zaman değil. Hastalığın etki durumu gibi faktörler vardır. Temasın nerede, nasıl yapıldığı ve hastalığın tipi gibi başka faktörlerde hastalığın bulaşma oranını tayin eder.
Frengiye karşı tabii bir muafiyet var mıdır?
Hayır.
Frengi irsi olabilir mi?
Evet. Frengi, annenin kanı yoluyla çocuğa geçebilir.
Bir insan frengiye yakalandığını nasıl anlayabilir?
Esas temastan birkaç hafta sonra şankr olarak adlandırılan bir yara belirir. Bu şankr genital organlarda veya hastalıklı kişiyle temas nereden yapılmışsa orada belirebilecektir.
Frengiye yakalanıldığmın başka yollardan öğrenme yolları var mıdır?
Evet. Çeşitli kan tahlil metotları vardır ve bunlar kişinin enfekte olup olmadığını gösterir. (Son yıllara kadar en çok uygulanan Was-sermann testi idi, ancak son yıllarda daha doğru testler bunun yerini almıştır.)
Şankr nedir?
Frenginin birinci yarasıdır. Yaklaşık dört santim çapında olan, ağrı vermeyen küçük bir yaradır. Şankr genital organlarda veya dudaklarda vb. temasın yapıldığı başka yerlerde çıkabilir.
Şankr tedavi edilmezse ne olur?
Birkaç hafta olduğu yerde kaldıktan sonra kendiliğinden kaybolur.
Şankr kaybolduktan sonra ne meydana gelir?
Bir veya iki ay sonra vücudun başka yerlerinde lekeler veya kızıllar ortaya çıkar ve boğazda hassasiyet meydana gelir. Buna ikinci patlama veya frenginin ikinci safhası denir.
Bu lekeler veya kızıllar ve boğazdaki hassasiyet tedavi görmediği takdirde ne olur?
Bu arazlar da birkaç hafta içerisinde kendiliklerinden kaybolurlar
Böyle haller hastanın frengiden tedavi edildiğini mi gösterir?
Kesinlikle hayır. Mikroplar bütün vücutta dolaşır ve başka bir yerde, başka bir zaman, bazen yıllarca sonra, aktif bir enfeksiyonla ortaya çıkar.
Görünürde herhangi bir frengi belirtisi yoksa kan tahlili hastalığın mevcut olduğunu gösterir mi?
Evet.
Frengiyi önleyecek çareler var mıdır?
Evet, muhtemelen hasta olan bir kişiyle temastan kaçınmakla. Ayrıca, temizliğe riayet etmeyen ve enfekte olabilecek kişilerin kap ve aletlerini kullanmamakla bu hastalık önlenebilir.
Cinsel temasla frengi alınması önlenilebilinir mi?
Hayır. Aktif frengisi olan bir kişiyle cinsel temasta bulunulursa hastalığa yakalanma ihtimali çok büyüktür.
Frenginin normal belirtilerinden hiçbiri görünmeyen bir insanın kan testleri "müspet" gösterebilir mi?
Evet, bir insan irsi olarak frengili olabilir. Bu durumda her kişinin frengi için kanını tahlil ettirmesi çok önemli nedenlerden biridir.
Bir kişide frengi yoksa, kan testlerinin "müspet" çıkması mümkün müdür?
Evet, bazen insanlarda yüksek nöbet varken veya başka hastalıklardan mustaripseler, frengi için yapılacak kan tahlilleri "müspet" gösterebilir.
Doğuşta bir çocuğun frengiyi irsi olarak aldığının tespit etmek yolları var mıdır?
Evet. Göbek kordonundan alman kan tahlil edilebilinir. Bundan da daha önemli olanı ana ve babanın kan testleri "menfi" çıkmışsa doğan çocukta hastalık olamayacaktır.
Anne veya babada ya da birinde, frengi olmuş ve tedavi edilmişse doğacak çocuğun frengili olma ihtimalleri nedir?
Ebeveyn hastalıktan tedavi edilmişse, doğacak çocukta frengi olmayacaktır.
Çocuk doğduktan sonra ilk çağlarında irsi olarak frengi aldığını gösteren belirtiler var mıdır?
Evet. Doktorun çocukta doğuştan frengili olduğuna dair teşhis edebileceği bazı belirtiler mevcuttur.
Yeni doğmuş bir çocukta frengi başarıyla tedavi edilebilir mi?
Evet.
Tedavi olmamış olan frenginin tehlikeleri nedir?
Frengi tedavi edilmediği hallerde uzun bir süre sonra genellikle hayati bir organda kendisini yeniden gösterecektir.
Gecikmiş veya üçüncü derece, frengi genellikle hangi organlara tesir eder?
a. Sinir sistemine.
b. Kalbe.
c. Şahdamar (aort) gibi büyük kan damarlarına.
d. Karaciğere.
e. Cilde.
Frengi enfeksiyonunun sinir sistemine bulaşmasıyla ne gibi hastalıklar meydana gelebilir?
a. Parezi olarak adlandırılan bir akıl hastalığı.
b. Tabes (lokomotor ataksi) diye adlandırılan vücut hareketlerinde düzensizlik ellerde ve bacaklarda dengesizlik yaratan bir hastalık. Bu durumda hasta yürüyemeyecek duruma gelmektedir.
Frengi nasıl tedavi edilir?
Hastalık erken teşhis edildiği ve derhal tedaviye geçildiği takdirde, bugünkü metot ve ilaçlarla frengi başarıyla tedavi edilmektedir. Penisilin ve başka antibiyotik ilaçlar, vakaların büyük çoğunluğunda başarılı olmaktadır.
İkinci ve üçüncü safhalarında frengiyi tedavi etmek daha mı zor olmaktadır?
Evet. Şankr gibi birinci safha yarası olan bir kimse derhal tedaviye başvurmalıdır. Tedaviye erken başlandığı takdirde iyileşme şansları çok daha fazladır.
Frenginin geç gelen komplikasyonları başarılı şekilde tedavi edilebilinmekte midir?
Bir dereceye kadar. Ancak, erken başlanılan tedavideki başarı bu hallerde beklenemez. Geç gelen komplikasyonlar ancak durdurula-bilinir ve daha da ilerlemelerine engel olunabilinir.
Frengi gelişmesinde kan testleri ne zaman "müspet" belirtiler gösterir?
Şankr meydana çıktığı zaman.
Frengi ne zaman en bulaşıcı olur?
Birinci ve ikinci safhalarında, bir şankr, leke ve kızıllıklar, boğazda tahrişler olduğu zamanlarda.
Frengi üçüncü safhasında bulaşıcı olur mu?
Bu safhada hastalığın bulaşıcılığı yok gibidir. Ancak anne veya babadan hastalığı irsi şekilde doğacak çocuğuna geçirebilir.
Frengi için hastaneye yatmak gerekli midir?
Hastalığın erken safhalarında gerekli değildir. Ancak çok bulaşıcı olan hallerde, gerekli korunma tedbirlerini almakta ihmal gösterecek kişileri, hastalığı başkalarına bulaştırmalarını önlemek için, hastanede tecrit etmek gereklidir. Ciddi sinir sistemi komplikasyonları ve kalp komplikasyonları vakalarında da hastanın hastaneye kaldırılması icap eder.
Frengi tedavisinde hastaya penisilin nasıl verilmektedir?
Kalça adalelerine veya damarla yapılacak enjeksiyonlarla.
Frengi geçiren bir kişi evlenmeli midir?
Hastalık tam anlamıyla tedavi edilmiş ve hasta iyileşmişse evlenebilir.
Frengili bir hastanın hastalığı eşine aşılama oranları nedir?
Eğer yeterli bir şekilde tedavi edilmişse bu hastalığı geçirme ihtimali yoktur.
Frengi tam olarak tedavi edildikten sonra bir hastanın hastalıktan tamamen temizlenmiş olması ne kadar sürer?
Bir hastanın hastalıktan tamamen temizlendiği ancak iki veya üç yıllık bir kontrolden sonra tıbben tespit edilebilir.
Tedavi başladıktan ne kadar süre sonra hastalığın bulaşıcı safhası ortadan kalkar?
Penisilin enjeksiyonlarına başlandıktan birkaç gün, en geçinden birkaç hafta sonra. Çok kez birkaç enjeksiyondan sonra frengi bulaşıcı karakteristiğini kaybeder.
Bir insan lokantada yemek yerse kullandığı tabakların veya çatal, kaşık ve bıçakların frengi mikrobu taşımadığından nasıl emin olabilir?
Normal bulaşık yıkama frengi mikroplarını öldürmek için yeterlidir.
Frengi mikropları açık havada veya çatal, bıçak, tabak veya bardaklarda ne kadar süre yaşayabilirler?
Bu gibi hallerde bir veya iki dakika içerisinde ölürler.
Bir kere frengiden tedavi olan hasta hastalığa bir kez daha yakalanabilir mi?
Evet.
Frengi tedavisinde antibiyotiklerden başka ilaçlar da tesirli olmakta mıdır?
Evet. Bazı nadir vakalarda hasta antibiyotiklere karşı alerji göstermekte ise hastalık arsenik ve bizmut enjeksiyonlarıyla da tedavi edilebilir.
Arsenik ve bizmut enjeksiyonları ile normal bir frengi vakası tedavi edilebilir mi?
Evet. Ancak bu metotlarla tedavi usulü antibiyotiklerle tedaviden çok daha uzun sürmektedir ve üstelik enjeksiyonlar sancı yapmaktadır.
Frengiden tam olarak tedavi olduktan sonra bir hasta eski normal hayatını sürdürebilir mi?
Evet.
Frengi hastalığı tedavi olduktan sonra insan faaliyetini bazı alanlarda sınırlandırması gerekli olmakta mıdır?
Hayır.
Frengi bazı hallerde ölüme neden olabilir mi?
Evet, genellikle geç safhalarda meydana gelen beyin ve kan damarları frengilerinde.
Frengisi olan bir kadın gebe kalmalı mı?
Tam anlamıyla tedavi olup doktorlar iyileştiğine dair rapor verinceye kadar hayır.
Frengi devamlı çocuk düşürmelere ve ölü doğumlara neden olabilir mi?
Evet. Birçok doktor frenginin bu hallere neden olduğunu söylerler.
Doktorları frengiden iyileştiğine dair rapor verdikten sonra bir hasta hangi sürelerde doktora gitmelidir?
En azından yılda bir defa.
oyun