Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Sezaryenle Doğum « Gebelik ve Doğum

Sezaryen nedir?
Karından açılan bir ensizyonla ve oradan rahmin iç kısmına (fun-dus) varılmasıyla bir bebeğin doğmasını temin için yapılan cerrahi müdahaleye sezaryen ameliyatı veya sezaryen denir.

Sezaryen ciddi bir operasyon mudur?
Evet.

Sezaryenle doğum yapılma oranı nedir?
Doğumların yaklaşık yüzde 4 ila 8'i.

Sezaryen güvenli bir operasyon mudur?
Evet. Normal olan kadınlarda iyileşme oranları yaklaşık yüzde yüzdür. Gebelikte komplikasyonlar meydana gelmişse iyileşme oranları bir az daha düşüktür. Günümüzde gelişen operasyon ve anestezi teknikleriyle ve kan ve antibiyotiklerin verilmesiyle, sezaryen ameliyatı çok emniyetli bir operasyon türü haline gelmiştir.

Sezaryen ilk kez ne zaman yapılmıştır?
İlk sezaryenin On beşinci Yüzyıl'da yapılmış olduğu sanılmaktadır. Adı, Julius Sezar'ın bu ameliyatla doğurtulduğu iddiasından gelmekteyse de bunun doğruluğunu delillerle tespit etmek mümkün olmamıştır.

Sezaryen bu kadar güvenilir bir ameliyatsa neden bütün doğumlar sezaryenle yapılmamaktadır?
Sezaryen ameliyatı emniyetli bir operasyon olarak kabul edilmekteyse de en emniyetli doğum yine dölyolu yoluyla yapılan doğumlardır.

Sezaryen operasyonları ne zaman gerekli olmaktadır?
a. Nispetsizlik. Bebeğin başı fazla büyük olduğu zaman veya annenin kemikli pelvisi aşağıdan doğumu imkansız kılacak kadar küçük oluşundan.
b.  Uzayan ve yavaş gelişen doğum hali. Bu hal bütün genel teşvik ve tahrik metotlarına cevap vermediği hallerde ve doğumun fazla gecikmesi tehlikesi belirince.
c.   (Placenta praevia). Plasenta bebeğin başının önünde veya yanında yatması hali. Kanama olma ihtimalinden bu durum hem bebek ve hem de anne için çok tehlikelidir.
d (Abruptio placenta). Bu durumda plasenta bebek doğmadan önce rahimden ayrılmıştır ve açılan kanama aşağıdan bebeği almak için gereken bekleme zamanına izin vermemektedir.
e.  Bebeğin anormal şekilde gelmesi. Bu durumda bebek bir kol ve: ya omuzla gelebilmektedir ve aşağıdan doğum yapmak çok tehlikeli bir duruma girmiş bulunmaktadır.
f.  Kordon sarkması. Burada kordon dölyolundan dışarıya fırlamaktadır ve doğumun çabuk gelmekte olduğu sanılmaktadır.
g.  ilk doğumlardan bebeğin tersten gelmesi. Burada doktor bebeğin başı ile annenin pelvisi arasında nispetsizlikten kuşku duymaktadır.
h. Başka bir anormalliğin bulunduğu anlaşılan yaşlanmış kadınların yapmakta oldukları ilk doğumlarında.
i. Bilinmeyen nedenlerden önce meydana gelen ölü doğumlar. Bu hallerde bebekler doğum zamanından birkaç hafta önce veya doğum hali başladıktan sonra ölmüşlerdir.
j. Lohusa humması öncesi veya lohusa humması halleri. Bu halde yükselen kan basıncı ve başka arazlar, gerilmen' ve gerilmesiz olsun, acil doğumu can kurtarmak için bir mecburiyet haline getirmektedir.
k. Önce yapılmış olan ameliyatlar; şunlar gibi:
1

Armut « Besinler ve Özellikleri

Son zamanlarda gelişen soğuk hava depolarının sağladığı olanak sayesinde yılın her zamanında tazeymiş gibi sevilerek yenilen armut meyvesini veren Armut ağacı, Gülgiller'dendir. Anayurdu, Anadolu'muz olan armut ağacının 20 türü ve bilinen 2.000 kadar çeşidi vardır. Bunlardan, ülkemizin hemen hemen her yerinde yetiştirilen armutlar, Pyrus communis bilimsel adıyla anılır.

7-8 m'ye kadar boylanabilen armut ağacının parçasız, yalın biçimli yeşil yapraklarının kenarları çok ince dişlidir. İlkbaharda erken açan beyaz renkli çiçekleri yabani güle benzer. Armut ağaçları, çoğunlukla ikievciklidir. Yani erkek ve dişi çiçek açan ağaçları ayrıdır. Ama, bazı armut türlerinde çiçeklerarası tozlaşma olayı yaşanmadan meyve gelişir ve bu tür meyveler çekirdeksiz olur.

Aslında armut kendine özgü biçimiyle ince kabuklu, yumuşak çekirdekli, eti bol sulu ve lezzetli bir meyvedir. Ancak meyvesinin büyüme koşullarına göre etinde, az ya da çok kum (taş hücresi) topakları bulunur. Yazlık armutlar haziran ayı sonlarında, kışlık armutlar ekim-kasım aylarında hasat edilir. Taze olarak yenildiği gibi reçeli, marmeladı, tatlıları ve meyve suyu yapılarak tüketilen armuttan rakı ve likör de yapılır. Armut ağacının kolay işlenen ve iyi cila tutan kırmızı renkli odunu ince marangozluk işlerinde kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze armutta bulunan besin değerleri şöyle sıralanabilir: 61 kalori; 15.3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,4 gr. yağ; 1.4 gr. lif; 11 mgr. fosfor; 8 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 2 mgr. sodyum; 130 mgr. potasyum: 7 mgr. magnezyum; 20 IU A vitamini; 0,02 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,1 mgr. B3 vitamini; 0,017 mgr. B6 vitamini; 2.3 mcgr. folik asit: 4 mgr. C vitamini ve 0,5 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayıları besin değerlerinin yanı sıra;

o İçerdiği çok miktarda lif ve kum (taş hücresi) topakları nedeniyle peklik çeken kişiler armut yerse rahatlarlar.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Armut ağacı, tohumuyla (çekirdekleriyle) çoğaltılabilir. Topraktan süren çöğürlerine, istenen armut türü aşılanarak derin topraklarda yetişen yüksek boylu armut ağaçları elde edilir. Daha az derin topraklarda bodur armut ağaçları yetiştirmek için anaç olarak ayva fidanları kullanılıp bunlara armut aşısı uygulanır. Ancak bu tür ağaçlar soğuklara dayanıklı değildir ve fazla sulama isterler.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Armut ağaçları, ılıman iklimlerin bitkisidir. Kış mevsiminde soğuklama gereksinimi yaklaşık 1.200 saattir. -20 derecenin altında geçirdiği toplam süre bundan kısa olursa ağacın çiçeklenmesi gecikir, bazı tomurcukları ölür. Kış donlarına dayanıklı olan armut ağacı, ilkbahar donlarından etkilenir. Ağaçlar, mümkünse böyle don tehlikesi olmayan yerlere dikilmelidir.

Toprak isteği: Armut ağaçları, toprak bakımından çok seçici değildir. Gene de derin, geçirgen, sıcak ve organik madde bakımından zengin yerlerde ağaçların gelişmesi iyi, ürün verimi yüksek olur. Ancak, armut ağacının toprağı kireçli olmamalıdır.

Toprak işleme: Topraktaki yabani otları yok etmek, toprağı havalandırmak, nemi toprağa geçirmek ve toprağın ısınmasını sağlamak için yılda iki kez toprak kazılarak işlemesi yapılır. Sonbahar-kış işlemesi aralık ayı sonuna, ilkbahar işlemesi mart başına kadar ve 8-10 cm. derinlikte olmak üzere uygulanır.

Sulama: Armut ağaçlarının en önemli isteklerinden biri de sulamadır. Susuz kalan ağaçların meyve büyümesi yavaşlar, ürün verimi azalır. Armut ağacı çöğüründen yetişenler (20-30 günde bir), ayva çöğüründen yetiştirilenlere göre (10-20 günde bir) daha seyrek sulanırlar.

Gübreleme: Armut ağaçlarına, üç yılda bir yanmış çiftlik gübresi verilir. Ayrıca her yıl azotlu, fosforlu ve potaslı fenni gübreler ağaç altına serpilerek toprak çapalanır.

Meyve seyreltme: Her bir salkımdaki 3-5 meyve sayısı 1-2'ye indirilirse armut yeterli iriliğe erişir. Seyreltme elle ve olabildiğince erken (meyveler küçükken) yapılmalıdır.

Budama: Armut ağaçlarına kış ve yaz budaması olarak iki ayrı zamanda; dikim budaması, şekil budaması, ürün budaması ve gençleştirme budaması biçiminde dört ayrı biçimde budama uygulanır. Bu işleri, armut ağaçlarından ve budama işinden anlayan kişilerin yapması doğru olur.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Armut ağacının yapraklarına dadanan zararlılarla, uzmanlara danışılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele yapılmalıdır.

Şarbon Hastalığı « Hastalıklar

Şarbon bakterisi, spor oluşturabilen bir bakteridir. Bakterinin spor formları; ısı, soğuk, ultraviyole, kuruluk, yüksek ve düşük ph, kimyasal dezenfektanlara son derece dayanıklıdır. Sporların deriye bulaşması ile deri şarbonu, solunum yolu ile alınması ile akciğer şarbonu oluşur. Kontamine gıdaların alınımı ile sindirim sistemi şarbonu gelişir.

Biyolojik savaş amaçlı mektupla gönderilenler, bakterinin sporlarıdır. B.anthracis sporları; deri, solunum ve gastrointestinal yolla alınabilir. Sporlar, kısa sürede insanda canlı hale geçer, çoğalır ve toksin oluştururlar.

Hastalık insanlara hayvanlardan direkt veya indirekt yolla bulaşır. Bulaşma; endüstriyel, tarımsal veya laboratuvar kaynaklı olabilir. Endüstriyel kökenli şarbon, sporla kontamine kıl, yün, deri, post ve kemik gibi hayvansal maddelerin sanayide işlenmesi esnasında oluşur.

Tarımsal kökenli şarbon, infekte hayvanlarla direkt temas sonucu gelişir. Hayvancılıkla uğraşanlar, kasap ve veteriner hekimler, şarbon yönünden risk gruplarını oluşturmaktadır. İnfeksiyon sineklerle de mekanik olarak bulaşabilmektedir. İnsandan insana ve laboratuvarda bulaşma nadirdir. Dikkatsizlik sonucu infeksiyon gelişebilir.

Şarbon hastalığı, her yaş ve cinste görülebilir. Tarım kesiminde çalışan orta yaş grubu, bu infeksiyona daha sık yakalanmaktadır. Doğa koşullarına çok dirençli olması, uzun süre canlı kalabilmesi, hava yoluyla kolayca bulaşabilmesi, hızla ve ölümcül akciğer şarbonuna neden olabilmesi dolayısıyla şarbon, NBC (Nükleer Biolojik Kimyasal) silahlar içinde sık kullanılan bir ajandır.

Hemen her ülkede düşük oranda rastlanılan şarbon vakalarının sayısında hızlı artış görülmesi veya akciğer, bağırsak şarbonu gibi çok nadir görülen şarbon vakalarının aniden artması, biyolojik saldırının ilk belirtisidir.

Akciğer şarbonu, mikrobun vücuda girmesinden 1-2 gün sonra ateş, öksürük, solunum sıkıntısıyla başlar ve bulgular hızla ilerleyerek 6-10 günde hastanın ölümüyle sonuçlanır. Erken teşhis edilebilirse akciğer şarbonu antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Tedavide penisilinler ve siprofloksasin grubu tercih edilir.

oyun