Gastroenterit « İnce ve Kalın Bağırsaklar
Gastroenterit nedir?
İncebağırsak ve iç zarlarının akut derecede iltihaplanması halidir.
Akut gastroenterit neden ileri gelir?
Çeşitli nedenleri olabilir:
a. Bağırsak gribinde olduğu gibi bir virüs.
b. Bazı gıda maddelerine veya içeceklere alerji.
c. Bozulmuş yemekleri yemek.
d. Yemekten zehirlenme.
e. İncebağırsağı fazla harekete getiren bazı ilaçların alınması.
f. Zehirlerin alınması.
g. Fazla alkol alınması.
h. Bir mikroptan ileri gelen gerçek iltihaplanma hali; tifo, dizanteri/kolera, vb.
Akut gastroenteritin belirtileri neleridir?
Akut gastroenterit, genellikle önce iştahsızlık ve bulantı ile başlar. Bunun peşinden karın bölgesi krampları, kusma ve ishal gelir. Yine bu hallerin peşinden, aşırı zafiyet ve dermansızlık baş gösterir. Eğer hastalığın nedeni bulaşıcı ise nöbet de gelir. Karın bölgesi, özellikle orta kısımda veya incebağırsakların hemen üstünde bulunan alt karın bölgesinde şişerek şiddetli sancıya neden olur.
Akut gastroenterit genel olarak ne kadar sürer?
İki veya üç gün.
Akut gastroenterit ile başka hastalıklar arasında ayırım nasıl yapılabilir?
İşaret ve belirtilerin tarihçesini dikkatle kaydetmekle, adale spazmları ve karın bölgesi duvarının sertleşmesi gibi ciddi belirtilerin bulunmadığını tespit etmekle.
Akut gastroenterit ameliyat yapılmasını gerektirir mi?
Hayır. Ancak apandisit, bağırsakların kopması vb. ameliyat gerektiren durumda bariz teşhisin yapılması gereklidir.
Akut gastroenterit nasıl tedavi edilir?
a. Yatakta kesin istirahat.
b. Yirmi dört ile kırk sekiz saat arası hiçbir gıdanın alınmaması.
c. Hastayı teskin etmek için yatıştırıcı ilaçların verilmesi.
d. Bağırsak faaliyetini azaltacak ilaçların verilmesi.
Akut gastroenterit her zaman tedavi edilebilir mi?
Evet. Eğer iltihaplanma büyük dozajda bir zehirden veya spesifik bir organizm olan "botulinus" mikrobundan meydana gelen bir gıda zehirlenmesinden ileri gelmemişse.
Rejyonal ileit nedir?
İncebağırsağın alt kesimini ihtiva eden iltihaplı bir hastalıktır.
Bu alanın iltihaplanması neden olur?
Asıl nedeni bilinmemekte ise de, halen tecrit edilmemiş olan bir mikrop veya virüsten ileri geldiği sanılmaktadır.
Bu hastalık başka adlarla da tanınmakta mıdır?
Evet.bu hastalığa ayrıca terminal incebağırsak iltihabı da denmektedir.
Bu hastalığın işaret ve belirtileri nelerdir?
Hastalık alt veya orta karın bölgesinde akut kramplar ile başlayabilir. Aynı zamanda günde birkaç kez yumuşak dışkılar, iştahsızlık ve hafif nöbet hali gelebilir. Bu durum birkaç gün sonra geçer. Fakat aralıklarla birkaç hafta süre tekerrür eder. Nihayet, incebağırsağın iltihaplanması dışkının geçmesine engel olabilir. Bunun peşinden karında belirli şişkinlik meydana gelir, bunu bulantı, kusma ve dışarı çıkamama hali takip eder.
Rejyonal ileit genel bir durum mudur?
Evet. Bu hastalığa çoğunlukla otuz ile kırk yaşları arasında olan kişilerde rastlanılmaktadır.
Rejyonal ileit teşhisi nasıl yapılmaktadır?
Çoğunlukla karakteristik olan röntgen filmlerinin alınmasıyla teşhis edilmektedir.
Hastalık nasıl gelişir?
a. Hafif tipinde hastalık birkaç gün sürebilir ve bir daha tekrarlamamak üze^e ortadan kaybolabilir.
b. Daha ciddi olan durumlarda, tekerrür eden nöbet halleri karın bölgesi krampları ve gevşek dışkılar meydana gelir. Nihayet bağırsaklarda apse teşekkülü meydana gelebilir ve incebağırsak fonksiyonlarını engelleyebilir.
Rejyonel ileit nasıl tedavi edilir?
a. Hafif olan vakalarda yatakta istirahat, baharat ve alkolün bulunmadığı hafif bir diyet ve antibiyotiklerin alınması. Fazla çalışmamak ve duygusal gerginliğe yer vermemek çok önemlidir. Yeni kortizon ve benzeri ilaçların daha akut hallerde çok yardımcı olduğu görülmüştür,
b. Hastalık epeyce ilerlemişse cerrahi müdahale gerekmektedir. Böyle bir ameliyatta, incebağırsağın iltihaplı olan kısmının alınması ve üstteki normal bağırsağı enine kolona birleştirmek gerekebilecektir. Bazı hallerde cerahatlanmış olan bağırsak alınmamakta, cerahatlanmış kısmın üstündeki normal incebağırsak kalınbağırsak ile birleştirilmektedir. Bu şekilde iltihaplanmış olan bağırsak kısmı devre dışı bırakılmaktadır. Böylece dışkı akımı iltihaplanmış olan kesimin üzerinden geçmediği için, vakaların büyük çoğunluğunda iltihaplanmış olan kısım kendiliğinden iyileşmektedir.
Bu hastalığa yakalanmış bir kimsenin iyileşme ihtimali nedir?
Çok çok fazladır.
Rejyonal ileiti önleme çareleri var mıdır?
Hayır. Nedeni bilinmediği için, hastalığın önlenmesi için herhangi bir tavsiyede bulunulmamaktadır.
Bu hastalığa tutulma eğilimleri fazla olan kişiler var mıdır?
Çok çalışıp çok yorulan, sinirli ve asabi kimselerin bu hastalığa yakalanma eğilimleri fazla olduğu sanılmaktadır. Ancak normal düzenleri olan kişilerde de bu hastalık görülmektedir.
Rejyonal ileit bir kez iyileştikten sonra tekerrür etme temayülü göstermekte midir?
Az sayıdaki vakalarda evet.
İncebağırsağın bir kısmı alındıktan sonra normal bir hayat sürdürülebilinir mi?
Evet. İncebağırsağın uzunluğu altı metredir ve normal bağırsak fonksiyonu için bunun yarısı yeterlidir.
Rejyonal ileit, bir aile hastalığına dönüşe bilir mi veya irsi midir?
Hayır.
Rejyonal ileite yakalanmış olan bir kimse hastalıktan sonra özel bir diyet takip etmeli midir?
Evet. Yumuşak bir diyet aylarca ve bazen yıllarca devam ettirilmelidir?
Sezaryenle Doğum « Gebelik ve Doğum
Sezaryen nedir?
Karından açılan bir ensizyonla ve oradan rahmin iç kısmına (fun-dus) varılmasıyla bir bebeğin doğmasını temin için yapılan cerrahi müdahaleye sezaryen ameliyatı veya sezaryen denir.
Sezaryen ciddi bir operasyon mudur?
Evet.
Sezaryenle doğum yapılma oranı nedir?
Doğumların yaklaşık yüzde 4 ila 8'i.
Sezaryen güvenli bir operasyon mudur?
Evet. Normal olan kadınlarda iyileşme oranları yaklaşık yüzde yüzdür. Gebelikte komplikasyonlar meydana gelmişse iyileşme oranları bir az daha düşüktür. Günümüzde gelişen operasyon ve anestezi teknikleriyle ve kan ve antibiyotiklerin verilmesiyle, sezaryen ameliyatı çok emniyetli bir operasyon türü haline gelmiştir.
Sezaryen ilk kez ne zaman yapılmıştır?
İlk sezaryenin On beşinci Yüzyıl'da yapılmış olduğu sanılmaktadır. Adı, Julius Sezar'ın bu ameliyatla doğurtulduğu iddiasından gelmekteyse de bunun doğruluğunu delillerle tespit etmek mümkün olmamıştır.
Sezaryen bu kadar güvenilir bir ameliyatsa neden bütün doğumlar sezaryenle yapılmamaktadır?
Sezaryen ameliyatı emniyetli bir operasyon olarak kabul edilmekteyse de en emniyetli doğum yine dölyolu yoluyla yapılan doğumlardır.
Sezaryen operasyonları ne zaman gerekli olmaktadır?
a. Nispetsizlik. Bebeğin başı fazla büyük olduğu zaman veya annenin kemikli pelvisi aşağıdan doğumu imkansız kılacak kadar küçük oluşundan.
b. Uzayan ve yavaş gelişen doğum hali. Bu hal bütün genel teşvik ve tahrik metotlarına cevap vermediği hallerde ve doğumun fazla gecikmesi tehlikesi belirince.
c. (Placenta praevia). Plasenta bebeğin başının önünde veya yanında yatması hali. Kanama olma ihtimalinden bu durum hem bebek ve hem de anne için çok tehlikelidir.
d (Abruptio placenta). Bu durumda plasenta bebek doğmadan önce rahimden ayrılmıştır ve açılan kanama aşağıdan bebeği almak için gereken bekleme zamanına izin vermemektedir.
e. Bebeğin anormal şekilde gelmesi. Bu durumda bebek bir kol ve: ya omuzla gelebilmektedir ve aşağıdan doğum yapmak çok tehlikeli bir duruma girmiş bulunmaktadır.
f. Kordon sarkması. Burada kordon dölyolundan dışarıya fırlamaktadır ve doğumun çabuk gelmekte olduğu sanılmaktadır.
g. ilk doğumlardan bebeğin tersten gelmesi. Burada doktor bebeğin başı ile annenin pelvisi arasında nispetsizlikten kuşku duymaktadır.
h. Başka bir anormalliğin bulunduğu anlaşılan yaşlanmış kadınların yapmakta oldukları ilk doğumlarında.
i. Bilinmeyen nedenlerden önce meydana gelen ölü doğumlar. Bu hallerde bebekler doğum zamanından birkaç hafta önce veya doğum hali başladıktan sonra ölmüşlerdir.
j. Lohusa humması öncesi veya lohusa humması halleri. Bu halde yükselen kan basıncı ve başka arazlar, gerilmen' ve gerilmesiz olsun, acil doğumu can kurtarmak için bir mecburiyet haline getirmektedir.
k. Önce yapılmış olan ameliyatlar; şunlar gibi:
1
Deri Ve Derialtı Dokularında Cerrahi Durumlar « Deri ve Derialtı Dokuları
Deri tümörleri ve kistleri veya derialtı dokularında gelişen tümör veya kistler sık görülen bir olay mıdır?
Dünyada az kişi vardır ki hayatlarında bir kez olsun derilerinde veya derialtı dokularında bir tümör veya kist gelişmemiş olsun.
Deri veya derialtı dokularında cerrahi müdahale gerektirecek durumlar hangileridir?
a. Yağ salgılayan kistler. Bu kistler veya torbalar yağ salgılayan guddelerin tıkanması halinde meydana gelir. Salgı dışarı çıkamamakta ve kist veya torba halinde toplanmaktadır.
e. Benler. Yaklaşık her kişinin vücudunun bir kısmında benler bulunmaktadır. Bunlar renksiz, kahverengimsi veya mavi-siyah olabilirler. Çok küçük oldukları gibi epeyce de büyüyebilirler. Benler çoğunlukla doğuştan vardır fakat bazı kişilerde yaşantılarının daha ileri yıllarında gelişebilir.
c. Siğiller. Bunlar da pek çok insanın hayatında erken veya geç gelişirler.
d. Derideki kan damarları tümörleri (hemanjiomlar). Deride kırmızı noktalar halinde gelişen bu tümörler doğuştan en geçkin yaşlara kadar gelişebilir. Bunların boyu bir iğne ucundan on santime kadar olabilir. Doğuştan olanlara «şarap lekeleri» adı verilmektedir.
e. Bağdokusu tümörleri; (fibromlar). Bunlar deri yüzeyinde veya derialtında katı yumrular halinde gelişir ve büyüklükleri genellikle bir kiraz çekirdeği kadardır.
f. Yağlı tümörler (lipomlar). Bunlar derinin hemen altındaki yağlı dokularda gelişir. Bunların büyüklüğü bir bezelye boyundan başlar ve bir portakal hatta bir karpuz büyüklüğü kadar gelişebilir.
g. Ganglion. Bunlar genellikle çocukların veya gelişmekte olan gençlerin bileklerinin arka kısmında görülen eklem veya kiriş kistleridir. Bu kistlerin duvarları çok ince olmaktadır.
h. Deri kanserleri (epiteliomlar). Bunlar daha çok orta yaşlı ve yaşlılarda görülmekte ve genellikle vücudun açık olan kesimlerinde gelişmektedirler. Deri kanserleri genel bir hastalık olmakla beraber bunlar yayılma eğilimi göstermemekte ve hastaların ölümüne neden olmamaktadırlar.
Bütün yağ kistleri, benler, siğiller, kan damarları tümörleri, bağdokusu tümörleri, yağlı tümörler, vb.nin cerrahi müdahale ile alınmaları gerekmekte midir?
Hayır. Ancak bunların fazla büyüdükleri, devamlı tahrişe neden olacak bir yerde bulundukları, enfekte, sancılı oldukları ve devamlı kanamalara sebebiyet verdikleri zaman cerrahi müdahale gerekir.
Bu tümör ve kistlerin alınması genellikle nerede yapılır?
Küçük yağ kistleri ve siğiller genellikle operatörün muayenehanesinde alınır. Benler, kan damarları tümörleri, ganglionlar, bağdokusu tümörleri ve yağlı tümörler ile kanserler hastanede alınır.
Bu anormal yapıların alınması için hangi tür anestezi kullanılır?
Bunların büyük çoğunluğu lokal novokain anestezisi ile alınabilmektedir.
Bu ameliyatlardan sonra hastanede kalınması gerekmekte midir?
Çok hallerde ameliyat yapıldığı gün hasta evine dönebilmektedir. Eğer alman tümör büyükse veya ameliyat geniş ölçüde olmuşsa, hastanın birkaç gün hastanede kalması tavsiye edilmektedir.
oyun