Kansere Karşi Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemleri « Kanser ve Diğer Habis Oluşumlar
Ameliyat yapılmadan kanser tedavisinde ne gibi metotlar kullanılmaktadır?
Birçok metot vardın
a. X ışınları tedavisi, kobalt tedavisi, radyum tedavisi ye iyot, fos for, altın, vb. radyoaktif maddelerin kullanılması ile tedavi metotları.
b. Hormon enjeksiyon ve tabletlerinin kullanılması. Göğüs kanserinin bazı hallerde büyük dozajlarda erkeklik veya dişilik hormonlarının verilmesiyle durdurulduğu görülmüştür. Prostatta gelişen bir kanser ise büyük dozajda dişilik hormonlarının verilmesiyle durdurabilinmektedir.
c. Kanser hücrelerini öldürdüğü görülen bazı kimyasal ilaçların verilmesi.
Kanser tedavisinde X ışınları ve radyoaktif maddelerin uygulanması yolunda ilerlemeler kaydedildi mi?
Evet. Her geçen yıl yeni radyoaktif maddeler üretilmektedir ve bunların kullanılması için yeni teknikler geliştirilmiştir. Bunların hepsi habis dokuların gelişmesini ve yayılmasını önlemede yardımcı olmaktadırlar. Ancak, bu tedavi metodunun kanser tedavisinde son söz olamayacağı bütün tıp dünyası tarafından kabul edilmektedir.
Kanser tedavisinin son çözüm ihtimali hormonların kullanılmasıyla mümkün olabilecek midir?
Araştırmacıların büyük çoğunluğu, son sözün hormonlar olamayacağına inanmaktadırlar. Kanserlerin büyük çoğunluğu hormonlara cevap vermemektedir.
Kemoterapinin (kimya ile tedavi) geleceği ne göstermektedir?
Her gün kanserin büyümesi ve yayılmasını daha iyi önlemekte olan ilaçlar geliştirilmektedir. Bu ilaçların bazıları o derece tesirlidir ki kanserin geçici bir süre için ortadan kaybolmasını bile temin etmektedirler. Önümüzdeki on ila yirmi yıl sonra kanser tedavisinde daha birçok tesirli kimyasal ilaçların bulunacağına inanılmaktadır. Ancak araştırmacıların çoğunluğu kanser probleminin son çözümünün, kemotarapide olacağını kabul etmemektedirler.
Kanser, X ışınları veya radyoaktif maddeler, hormonlar ya da kimyasal maddelerle kesin olarak tamamen "tedavi" edilebilir mi?
Kullanılacak kelimenin tedavi değil "yok etmek" olması gerekmektedir. Radyoaktif maddelerin bazı kanserleri tamamen ve sürekli olarak yok edebilmekte olduğu şüphesizdir ve bazı münferit vakalarda, kimyasal maddelerin habis hücreleri sürekli olarak yok etmekte başarılı göründükleri de tespit edilmiştir.
Kanserin aşı ile önleyeceği zamanın gelmesi mümkün görülmekte midir?
Evet ve geleceğin büyük umutlarından biri olarak kabul edilmektedir. Kanser çok kez virüs istilası ile aynı olarak kabul edildiği için, bu virüslere karşı bir aşının bulunabileceği büyük bir ihtimal olarak kabul edilmektedir. O zaman kanser yapıcı ajanlar olan bu virüsler yok edilebilinecektir.
Kanser veya benzeri hastalıklarda kimyasal maddelerin tesirliliği hakkında yeni istatistikler var mıdır?
Evet. Akut lösemisi olan çocukların % 80 ile 90 aralarında olanları, kemoterapiden yararlanabilmekte olup bunların ömürleri uzatılabilmektedir. Böbrek tümörleri olan çocukların % 70'inin ömrü kemoterapi ile uzatılabilmektedir. Prostat kanseri olan erkeklerin % 70'i kemoterapiden faydalanabileceklerdir. Göğüs kanserleri bulunan kadınların % 40'mın kimyasal ilaçların alınmasıyla yaşama süreleri artmış olacaktır. Kronik lösemiden mustarip olanların % 50 ile 80 arası kemoterapiden fayda görebileceklerdir. Hodgkin hastalığı olanların % 80 ile 90 arasının hastalıkları kimyasal ilaçların alınmasıyla hafifleyecektir. Testislerinde kanser bulunanların % 30 ile 40 arası kimyasal tedaviden yararlanabilecekler ve yumurtalıklarında kanser olan kadınların da % 30 ile 40 arası kemoterapiden fayda görebilecekleridir.
Şaşılacak bir şey olmakla beraber, ufak oranda da olsa bazı kanserlerin kimyasal maddelerle tedavi "edilebildikleri" sanılmaktadır. Böylece, akut lösemisi olan çocuklardan yaklaşık % 2 ile 3 arasının "tedavi" edilebilineceği, habis böbrek tümörleri olan çocukların % 2 ile 3 arasındakilerin "tedavi" edilebileceği ve "nöroblastom" adlı bir özel tip sinir tümöründen mustarip olan çocukların % 3,5'unun "tedavi" edilebileceği sanılmaktadır.
Radyoaktif maddeler, hormonlar ve kimyasal ajanlar çok kez kanser tedavisine ameliyatla birleşim halinde kullanılmakta mıdır?
Evet. Çok az istisnalar dışında, bu tedavi metotları ameliyatla birleşim halinde kullanılmaktadır. Tabiatiyle; lösemi, lenfosarkom, Hodgkin hastalığı, gibi hastalıklar vardır ki, bunlarda ameliyata başvurulamamaktadır.
Radyasyon tedavisi, kemoterapi, hormon tedavisi çok vakalarda yalnızca geçici süre için yararlı olmaktaysalar, neden bunlar kanser hastalarının büyük çoğunluğuna tatbik edilememektedir?
İlk önce, bu tedavilerin yapılmakta olduğu hastaların büyük bir kısmı "tedavi" olmuş kategorisine girmektedir. Üstelik bu tür tedavilerde her geçen gün ilerlemeler ve gelişmeler kaydedilmektedir; belki de bir gün bunlar sürekli tedaviler getirebilecektir. En önemli nokta ise, radyasyon, kimyasal veya hormon tedavilerinin bu hastalara yapılmasıyla, bunların yaşama süreleri uzatılmakta ve bu arada hastalığa sürekli bir tedavi metodu bulunabilme ihtimali her zaman için vardır.
Meme Küçültme « Estetik ve Bakım
Hacmi artan veya şekli bozulan memenin yeniden şekillendirilmesinde hacim fazlalığına bağlı olarak uygulanacak teknik de değişir. Uygulanan tekniğe göre hastaların süt verme fonksiyonları ve meme başı duyuları da değişik derecelerde etkilenir.
Bu ameliyatlarda temel yaklaşım, memede en az cerrahi izi bırakarak, maksimum şekil oluşumunu yakalamaktır. Bu nedenle ameliyat öncesi meme ölçümleri çok iyi yapılarak, ameliyat çizimleri çok iyi planlanmalıdır. Bu aşama, elde edilecek cerrahi sonuç için ameliyat kadar önemlidir.
Cerrahi işlem yaklaşık olarak 2,5-3,5 saat sürer ve hastadaki fazla miktardaki meme ve deri dokusu çıkarılarak, meme yeniden şekillendirilir.
Oluşacak izler, zamanla (6-8 ay) silikleşecek, az dikkat çeker hale dönecektir. Ameliyat sonrası hastanın iki hafta süresince 3-4 günde bir pansumanları ve kontrolleri vardır. Hasta 14. günden sonra işine ve günlük hayatına dönebilir. Ağır egzersizlerden 4-6 hafta kaçınılmalı ve kendisine önerilen süre içerisinde özel tip sütyen kullanmalıdır.
Uyarıcı İlaçlar « İlaçlar
Uyarıcı ilaçlar nedir?
Bunlar yüksek sinir sistemine tesir edip fiziki ve duygusal yorgunluk hissini ortadan kaldırmak için yararlı olmaktadırlar. Bu ilaçlar ayrıca depresyon, uyuşukluk ve başka buna benzer rahatsızlıklara karşı kullanılmaktadırlar.
En çok kullanılan uyarıcı ilaçlar hangileridir?
Benzedrin, deksdrin, efedrin ve kafein.
Bu ilaçlar hangi rahatsızlıklarda kullanılır?
a. Hafif depresyonlara karşı.
b. Bazı nevraljik ve asabi anormalliklere karşı.
c. Daima uyuşukluk gösteren kişilere hafif bir canlandırma tesiri vermek için.
d. Barbitürat veya başka uyuşturucu ilaçlardan zehirlenme eğilimlerine karşı koymak için.
Bu uyarıcı ilaçlar uzun süre alındığı hallerde tesirlerinden bir şey kaybetmekte midirler?
Genellikle hayır.
Uyarıcı ilaçlara alışkanlık veya iptila gelişebilir mi?
Evet.
Doktor tavsiyesi olmadan bu ilaçları almak tehlikeli olabilir mi?
Bu ilaçların çoğunluğu çok kuvvetli kimyasal maddelerdir ve yalnız doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.
Bu ilaçlardan fazla miktarda alınması tehlikeli olabilir mi?
Muhakkak ki evet.
Kafein uyarıcı bir ilaç mıdır?
Evet.
Kahvedeki kafein uykusuzluğa neden olabilir mi?
Buna hassasiyeti olanlara olabilir. Bu gibiler gece vakti iki kahve içtikleri takdirde uykuları kaçabilir.
Çayda kafein var mıdır?
Evet. Bir fincan çayda yaklaşık bir fincan kahvede olduğu kadar kafein bulunmaktadır.
Kakaoda kafein var mıdır?
Çok az miktarda vardır.
Alkol uyarıcı mıdır?
Hayır. Aksine, alkol bir yatıştırıcıdır.
oyun