Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Portakal « Besinler ve Özellikleri

Portakal adlı meyvelerini sonbahardan ilkbahar sonuna kadar severek yediğimiz, sıkma meyve suyunu neredeyse yıl boyunca kana kana içtiğimiz Portakal meyvesini veren ağaç, Turunçgiller'dendir (Narenciyeler). Anayurdu Himalayalar'ın güneyindeki ülkelerden Çin'e kadar uzanan bölgeler olan portakal ağaçları, ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı şeridinde bol bol yetiştirilmektedir.

10 m'ye kadar uzayan boyuyla portakal ağacı, Turunçgiller içinde en yüksek ağaç ve en uzun yaşayandır. Sağlam kök yapısı, dikine uzayan düz bir gövdesi ile düzgün bir dal yapısı vardır. Koyu yeşil renkli deri gibi sert ve dayanıklı olan yapraklarının kenarı düzdür.

İlkbaharda açan beyaz renkli mis kokulu çiçekleri incedir. Bu çiçekler olgunlaştığında, çeşitlerine göre sonbahar ortasından kış sonlarına kadar portakal meyvesini verirler. Önemli portakal çeşitlerinden Vaşington, erkenci, sulu, lezzetli ve çekirdeksizdir. Yafa, orta mevsim çeşidi olup çekirdeksiz ve üstün nitelikler taşıyan bir çeşittir.

Valensiya portakalı, geç mevsimde olgunlaşıp ağaçta uzun süre kalabilir. Az çekirdekli ve bol suludur. Bunlardan gayrı kan portakalı adlı eti ve suyu kırmızı renkli olan çeşit ile diğer yuvarlak ve küçük boylu yerli portakal çeşitleri giderek önemini yitirmekte, yalnızca sıkmalık portakal olarak değerlendirilmektedir. Portakal, taze meyve olarak bolca yenildiği gibi reçeli, marmeladı, konservesi, tatlıları ve meyve suları yapılarak da tüketilir. Kabuğundan ve suyundan çıkarılan esans, parfümericilikte kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze portakalın içerdiği besin değerleri şunlardır: 49 kalori; 1,2 gr. protein; 12.2 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 0,5 gr. lif; 20 mgr. fosfor; 41 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; l mgr. sodyum; 200 mgr. potasyum: 11 mgr. magnezyum; 200 IU A vitamini: 0,1 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,04 mgr. B3 vitamini; 0,03 mgr. B6 vitamini; 5 mcgr. folik asit; 50 mgr. C vitamini ve 0,2 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Portakal, bazı kanser türlerine yakalanma rizikosunu en aza indirger: Portakalı bolca tüketen kişiler, yapılan bilimsel araştırma sonuçlarına göre mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini en az taşıyan grubu oluşturmaktadır.

o Portakal, içerdiği yüksek orandaki C vitaminiyle bedenin hastalıklara karsı direncini artırmaktadır: Çünkü bazı virüs türleri üzerinde öldürücü etkisi vardır.

o İçerdiği pektin adlı maddeyle kötü kolesterol düzeyini düşürmektedir.

o Portakal, kılcal damarları güçlendirmekte, bu damarların oluşturduğu sistemdeki kan dolaşımını hızlandırmakta, ayrıca damar tıkanıklıklarını önlemektedir: Bu ve yukarıda sözü edilen kolesterol düşürücü etkisiyle portakal, kalbimizin dostudur.

o Ayrıca içerdiği zengin potasyumla yüksek tansiyonun düşürülmesine yardımcı olur.

Bütün bu etkileri sağlamak üzere portakalın taze meyve olarak bolca ve istendiği kadar yenmesi gerekir. Portakalın suyu, C vitamini, potasyum ve folik asit yönünden pek zenginse de bunu içmek taze meyveyi yemenin yerini tam olarak tutamaz.

AĞACININ ÜRETİLMESİ

Portakal ağaçları, genellikle turunç ağacı anaçlarının istenen portakal çeşitlerine aşılanmasıyla üretilmektedir. Uzun ömürlü, çokyıllık pek değerli ve üretken bir ağaç olan portakalın fidanlarının, ilk karşılaşılan üreticiden, çeşit ve niteliği belirlenmeden satın alınması yanlış bir davranış olur. Bunun yerine inanılır ve güvenilir fidan üreticilerinden, çeşidi belli ve sağlıklı fidanları almak gerekir.

Tüp içinde ilkbaharda satılan bu fidanları, hava sıcaklığı yükselip de toprak sıcaklığı 13 dereceye vardığında, bahçemizde açılacak 30-35 cm. genişlik ve derinlikte ocaklara dikmeliyiz. Ocak aralığı Vaşington çeşidi için 7 m. ve yafa ile valensiya çeşitleri için 8 m. olmalıdır.

AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Tüm turunçgiller gibi, portakal ağacının da önde gelen isteği, sıcak iklimli bir yerde yetiştirilmektir. Portakal ağacının yetiştirildiği yerde sıcaklığın -2 derecenin altına düşmemesi iyi olur. Çünkü -9 derecenin altına düşen sıcaklıklarda ağaç donar ve ölebilir. Dayanamadığı en yüksek sıcaklıklar ise, 45 derece ve üzeridir.

Portakal ağaçlarının gelişme sıcaklığı 12 derecede başlar, ortalama 23 derece, gelişmenin en hızlı gerçekleştiği sıcaklıktır. 37-39 derecelerde, portakal ağaçlarının gelişmesi durur. Soğuk ve sıcak esen rüzgârlar da portakal ağaçlarını kötü yönde etkiler. Yörede esen hâkim rüzgârlara karşı rüzgârkıran kurulması doğru olur. Ayrıca portakal ağaçları, bulundukları yerin havasının nem oranından da etkilenir. Düşük nem oranlı hava da portakal ağaçlarının gelişimini ve ürün verimini kötü yönde etkiler.

Toprak isteği: Tüm turunçgiller gibi, portakal ağaçları en iyi; bol humuslu, derin, süzek (suyu iyi akıntılı) kumlu-tınlı, tınlı ya da killi-tınlı topraklarda yetiştirilir, iyice derinlere inen köklerinin oksijen gereksinimi fazla olduğundan portakal ağacı kesinlikle ağır topraklarda yetiştirilmemelidir. Portakal ağacının yetiştirildiği yerde taban suyunun yüzeyden 1,5 m. aşağıda olması gerekir. Aksi takdirde toprakta drenaj işlemi yapılmalıdır. Toprağın kirecine karşı da duyarlı olan portakal ağaçları için en uygun toprak pH'ı 5,5-6 olmalıdır.

Toprak işleme: Tüm turunçgiller gibi, portakal ağaçlarının çok derine inen kökleri vardır. Ama, kök yapısının %90'ı 0-90 cm. derinlikteki yüzlek toprak tabakasındadır. Bu nedenle toprak işlemesi 10 cm. derinliğe kadar yapılmalı ve ağaçların kökleri kesinlikle parçalanmamalıdır. Bahçenin ilkbahardan başlayarak yılda dört kez 15-20 gün aralarla çapalanması yeterli olur. Yabani ot mücadelesi böyle çapalamalarla sağlandığı gibi ot öldürücü (herbisit) ilaçlarla da yapılabilir.

Sulama: Tüm turunçgiller gibi, portakal ağaçlarının da yıllık su gereksinimi toprak, iklim ve ağacın gelişmesine bağlı olarak 800-1.000 mm. arasında değişir. Sulama dönemi olan nisan ortaları ile ekim ortasındaki yedi aylık sürede, havaların çok sıcak ve kurak olduğu zamanlarda ağaçlara toplam 600-700 mm. su verilmesi gerekir.

Sulama yetersiz yapılırsa ağaç su bulabilmek için köklerini toprakta yayar. Gelişimi yavaşlar, ürün verimi ve niteliği düşer. Aşırı sulamadaysa kökler havasız kalacağından kök çürüğü hastalığı oluşur. Gene ağacın meyve verimi ve niteliği düşer. Portakal ağacının sulama zamanının gelip gelmediği en kolay şöyle anlaşılır: Ağacın yaprakları akşam saatlerinde güneş batmadan önce solgunluk gösteriyor ve gece canlanıyorsa sulama zamanı gelmiş demektir. Öğle zamanında meydana gelen geçici solgunluğa aldanmamalıdır.

Gübreleme: Tüm turunçgiller gibi, hepyeşil portakal ağaçları da topraktan çok fazla besin kaldırdığından gübreye gereksinimleri çok olur. Ağaçlara, bulunduğu ortam, yaş ve gelişmelerine uygun ve dengeli gübreleme yapmak için bütün bu faktörlerin ortak etkisini ortaya koyan yaprak ve toprak analizleri uygulanmalı, buna göre verilecek azotlu, fosfatlı ve potaslı kompoze fenni gübre miktarları saptanmalıdır. Ayrıca eksikliği duyuluyorsa ağaçlara magnezyum, demir, mangan ve çinko da verilmelidir. Portakal ağaçlarına, bu mineral gübrelerden başka 2-3 yılda bir, iyi yanmış çiftlik gübresi verilmesi de büyük yarar sağlar.

Budama: Tüm turunçgiller gibi, portakal ağaçlarına da şekil ve ürün budamaları uygulanır ve genellikle ağaçlara yuvarlak bir biçim verilir. Şekil budaması, ağaçların ürünlenmesiyle başlar. Turunçgillerden olan ağaçların budanması ustalık isteyen bir iştir. Bunun için budamanın, portakal ağaçlarını iyi tanıyan kişiler tarafından uygulanması olumlu sonuçlar verir. Ağaçlarda kurumuş, kırılmış, ezilmiş, hastalanmış, yaralanmış ve berelenmiş, yaşlanmış dallar kesilip çıkarılmalıdır. Obur dalların da ayıklanıp çıkarılması gerekir.

Hasat (Derim): Tüm turunçgiller gibi, portakal ağaçları da çeşitlerine göre sonbahardan başlayıp kış sonlarına kadar, meyveler tam olgunlaştıkça hasat edilir. Hasatta, meyveler elle tutulup sapı bükülerek koparılır ya da daha iyisi keskin bir makasla kesilir. Hasat sırasında kesinlikle dal uçları kırılmamalı; meyve toplama işi açık, kuru, güneşli ve ılık havalarda yapılmalıdır. Meyvelerin üzerinde çiy ve kırağı varsa bunların kuruması beklenmelidir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Portakal ağaçlarına dadanan zararlı ve hastalıklarla, en yakın tarım kurumuna başvurularak tavsiyeleri alınıp uygun koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Osteomalasi « Kemikler Kaslar Kas Kirişleri ve Eklemler

Osteomalasi nedir?

Kemiklerin kalsiyum kaybetmelerinden ötürü iskelete tesir eden ve iskelet kemiklerini yumuşatan bir hastalıktır.


Osteomalasinin belirtileri nelerdir?

Kemikler yumuşayınca eğrilir ve kırılmaya meyilli olur. Ayrıca belirli şekil bozukluklarına neden olur.


Bu hastalık bir cinste daha fazla olmaya eğilimli midir?

Evet, genellikle kadınlarda rastlanır. Ancak, çocuklarda ve yaşlı erkeklerde de bu hastalık görülmektedir.


Osteomalasia bazı coğrafi kesimlerde daha fazla görülür mü?

Evet. En çok Orta Avrupa'da ve Uzak Doğu'da görülmektedir.


Osteomalasia neden ileri gelmektedir?

Bu hastalığın bez dengesizliğinden veya zehirlenmeden ileri geldiği sanılmaktadır. Ancak asıl nedeni bilinmemektedir.


Osteomalasia nasıl tedavi edilir?

Kesin bir tedavi metodu yoktur. Yalnız yardımcı ve araza göre bazı tedbirlere başvurulmaktadır. Diyet ve beslenmenin iyi bir dengede tutulması önemlidir; yumuşayan kemiklerin fazla biçimsizliğe meydan vermesini önlemek için de ortopedik tedbirler alınmalıdır.


Rehabilitasyon « Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Rehabilitasyonun hedefleri nelerdir?
a.  Hastayı mümkün olduğu derecede normale yakın bir fiziki duruma geri getirmek.
b.  Hastanın duygusal durumunu  iyileştirmek ve böylece sakatlığına alışmasına yardımcı olmak.
c.  Toplumda yeniden yerini alabilmesi için hastanın sosyal durumunun düzeltilmesinde yardımcı olmak.

Son on beş ile yirmi yıldan beri rehabilitasyon metotlarında gelişmeler kaydedildi mi?
Bu alanda varılan ilerlemeler tıp aleminde hayret verici derecede olmuştur. Artık "sakatlara" sakat gözüyle bakmamaktayız. Rehabilitasyon için açılan özel enstitüler sakatların büyük bir kısmını toplumda işe yarar, verimli, kendi kendilerine yeterli kişiler olarak iade etmeyi başarmıştır.

Rehabilitasyon metotları hangi tip hastalıklar için en yararlı olmaktadır?
a.  Doğuştan şekil bozukluğu olan çocuklara.
b.  Felç olmuş hastalara.
c.  Bir ayağı veya kolu kesilmiş sakatlara.
d.  İnsanı yetkisiz bırakan sinir, adale, kemik ve eklem hastalıkları olan kişilere.
e.  Uzun bir hastalıktan sonra anormal derecede halsiz ve takatsiz olarak yeni hayata dönen ve ancak kısmen iyileşen bir hastanın normal fiziki, duygusal ve sosyal yaşantısına dönmesine yardımcı olmada.

Uzun hastalıklar geçirmiş olanlardan,  rehabilitasyona lüzum göreceklerin oranı nedir?
Hastanede yatmış olan bütün hastaların % 5'inin ve ortopedik hastaların % 80'inin hastaneden çıktıktan sonra rehabilitasyona ihtiyaçları olacağı tahmin edilmektedir.

Hastalığın hangi safhasında rehabilitasyona  en çok  ihtiyaç duyulmaktadır?
Nekahet safhasında. Çok ciddi bir hastalıktan kalkmış olan hastaların normal faaliyetlerine mümkün olduğu kadar çabuk dönmeleri sağlıkları bakımından çok önemlidir. Birçok kronik hasta kendilerini hastalıklarına kaptırmak ve alıştırmak eğiliminde olmaktadır ve bu gibiler, eski normal yaşantılarına dönmek için fazla ilgi göstermemektedirler.

İnsanların kendilerini sakat olarak kabul etmek eğilimleri var mıdır?
Evet. Bilinmeyen psikolojik bir nedenden, uzun süreden beri tam sakat olarak bakım görmüş olan insanlar bu hali kabul etme eğiliminde olmaktadırlar. Bunun içindir ki, eğer imkan dahilindeyse, rehabilitasyonun bu gibilerde normal bir yaşantıya dönme isteğini yaratmak ve bu kadere boyun eğmemek eğilimi için mücadele etmesi gerekmektedir.

Rehabilitasyon temin etmek için ne gibi cihazlar kullanılmaktadır?
Bunları burada sıralamak olanaksızdır. Bir rehabilitasyon merkezi hastaya göre cihazı temin edecek veya yaptıracaktır.

oyun