İskelet ve Kemikler « Anatomi
Bütün omurgalı hayvanların ve insanların, türlere göre değişik sayıda kemikten oluşan eklemli bir çatısı, yani iskeleti vardır. Birbirine eklemlerle bağlanan kemikler, kaslara destek görevi yapar; ayrıca, iç organları korur, vücudun besin alışverişine katkıda bulunur, özellikle kan için çok gerekli olan kalsiyumu sağlar.
Canlı Bir Madde
Kemik madensel tuzlardan (yüzde 45), sudan (yüzde 25) ve başta kemiközü (osein) olmak üzere ona esneklik veren maddelerden (yüzde 30) oluşur. Üzerindeki incecik kanallardan sinirler ve kan damarları geçer.
İskelet gelişen bir yapıdır: doğumdan erişkin yaşa kadar kemiklerin ağırlığı artar, boyu uzar (kızlarda 20 ve erkeklerde 25 yaşına kadar). Kemik, kırıldığı zaman özel bir madde çıkararak kendini onarır. Ancak bu canlılık sürekli olarak bazı besinlerin (protitler, kalsiyum, fosfor ve D vitamini) sağlanmasına ve bazı salgıbezlerinin iyi çalışmasına da bağlıdır.
Kemikler biçimlerine göre yassı kemikler (kürek kemiği, kafatası kemikleri), kısa kemikler (omurga) ve uzun kemikler (uyluk kemiği) diye çeşitlere ayrılır. Uzun kemiklerde silindir biçiminde bir orta kanal bulunur ve bunun içinde sarı ilik yer alır: bu çeşit kemiklerin iki ucu hafifçe şişkindir ve üzeri kıkırdak adını verdiğimiz sedef renginde bir maddeyle kaplıdır. Uçlarda kırmızı ilik vardır.
Karmaşık Bir Çatı
İskeleti özellikle ayakta durmağa elverişli olan insanda, vücudun kemikten eksenine omurga denir. Omurga, üst üste yerleşmiş 33 kemikten meydana gelir, omur denilen bu kemikler, kıkırdaktan yapılmış esnek disklerle birbirinden ayrılır. Omurga, kuyruk ve sağrı kemikleriyle kalça kemiklerinden oluşan leğene dayanır. Omurganın içinde, beynin uzantısı olan omurilik vardır. Kafatası başlıca 8 kemikten meydana gelir. Bunlar yassı kemiklerdir ve birbirine sımsıkı kenetlenmiştir. Başın yüz kısmında, 13'ü kafatasına kaynamış 15 kemik bulunur.
Omurlardan başlayan 12 çift kaburga önde göğüs kemiğine bağlanarak göğüs kafesini oluşturur. Kollar kürek ve köprücük kemikleriyle omurgaya bağlanır; bacaklarsa iki kalça kemiğine bağlıdır. Bacak kemikleri (uyluk, baldır ve kaval) ayak kemikleriyle son bulur ve el ile son bulan kol kemiklerinden (pazı, önkol ve dirsek) daha sağlam ve güçlüdür, çünkü bacak kemikleri hem vücut ağırlığını taşır, hem de yürümeyi sağlar.
Hastalıklar ve Çarpıklıklar
Kemiklerde mikroplu hastalıklar (kemik iltihabı, kemik veremi), kötü beslenme ya da güneş görmeme (raşitizm) yüzünden çarpılmalar olabilir. Omurga da bazen çarpılabilir: kamburluk v.b.
Eklemler
Kemiklerin eklem yerleri yapışık (kafatası kemikleri), yarı oynar (omurlar) veya oynar olabilir: böylece kol ve bacak eklemleri (dirsek, diz) eklem sıvısı denen yağlı bir sıvıyla dolu ve kaygan bir kıkırdakla kaplıdır. Eklem kapsülü denen bir gömlek ve eklem bağlan, kemiklerin birbirinden ayrılmasını önler. Kapsül de, eklem bağları da şiddetli basınç altında (burkulmalar, ezikler) uzayabilir ve o zaman kemikler birbirinden ayrılabilir, yerinden çıkabilir; çıkık yerlerindeki eklem sıvısı da yayılabilir.
(Solda) İnsan iskeleti. Öteki primatlardan farklı olarak insanda omurga diktir: vücudun çeşitli yerlerindeki eğimler, ayakta dururken gerekli olan esnekliği ve dengeyi sağlar.
(Sağda) Bir eklemin şeması: diz.
Bamya « Besinler ve Özellikleri
Aslında yaz sebzesi olduğu halde tazesi, konservesi, kurutulmuşu ya da dondurulmuşuyla her mevsimde sofralarımızda layık olduğu yeri bulan Bamya'yı veren bitkisi, Ebegümecigiller'dendir.
Anayurdunun Amerika ve Asya kıtaları olduğu bazı kaynaklarda belirtilmekteyse de, Afrika'da şimdiki Etyopya ile Sudan'da çok uzun yıllar ve hatta Amerika kıtasının keşfinden önce bamyanın tanınıp yetiştirildiği bilinmektedir. Bamya, ılıman iklimlerde biryıllık; tropik ve astropik iklimlerde çokyıllık bir kültür bitkisidir.
Biryıllık bamyalar 60-90 cm. boylanırken çokyıllık olanlar 1,5-2 m'ye kadar boylanıp ağaççık haline gelmektedir. Gelişmesinin ilk aşamasında pamuk bitkisine benzeyen bamyanın yaprakları da pamuğunkileri andırır. Bitkinin yaprak, dal ve meyveleri oldukça sık tüylüdür. Bu tüylerin diplerindeki bezelerde kaşındırıcı bir madde bulunur. Bamyanın pek gösterişli çiçekleri kükürt sarısı rengindedir.
Kendi kendilerini dölleyen erselik özellikli bu çiçeklerden olgunlaşan meyveler, bamyanın çeşidine göre farklı boylarda, piramit ya da yuvarlağa yakın tombulca biçimli ve üzerleri köşeler oluşturan çizgili görünüşte olur. Meyvelerin içinde, saçma iriliğinde yuvarlak ya da hafif basık, çok koyu yeşil renkte tohumları bulunur. Ülkemize özgü üstün nitelikli çeşitleri bulunan bamyaların, sıcak yemek olarak kıymalı bastısı ile asidesi ve zeytinyağlı yemeği yapılır.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. taze sebze olarak bamyanın besin değerleri şunlardır: 30 kalori; 2,2 gr. protein; 8,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 yağ; 1 gr. lif- 5 mgr. fosfor; 17 mgr. kalsiyum; 0,1 mgr. demir; 20 mgr. sodyum; 18 mgr. potasyum; 5 mgr. magnezyum; 60 IU A vitamini; 0,02 mgr. B1 vitamini; 0,02 mgr. B2 vitamini ve 5 mgr. C vitamini. Bamyanın, başka mineral ve vitaminler içerip içermediği bilinmemektedir.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;
o Sindirimi kolay olduğu için bamya hasta, yaşlı ve diyet yemeği yemek zorunda olan kişilere önerilmektedir.
o Lif oranı yüksek olduğu için bamya peklik (kabızlık) çeken kişilere iyi gelir.
o Bamyanın çiçeklerinin suyla karıştırılıp ezilmesiyle elde edilen sıvının içilmesi göğsü yumuşatır.
o Aynı sıvı, çıbanlara dıştan sürülerek onların olgunlaşmalarını sağlar.
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Bamya bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bahçelerde derince kazılıp 2-3 kez kabartılarak düzeltilen ve gübrelenen yerine tohumlar doğrudan doğruya ekilir. 15-20 cm. aralıklarla açılan çukurlara ilkbaharda, nisan-mayıs aylarında, 2-3 tohum bir arada 2-3 cm. derinlikteki toprağa konmak üzere ekim yapılır. Tohumların bir gece önceden suya yatırılması ya da ıslak bezle sarılması ve buradan çıkarılır çıkarılmaz ekilmesi bitkinin çimlenmesini kolaylaştıracaktır.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Sıcak mevsim sebzesi olan bamya, soğuklara karşı çok duyarlıdır. Özellikle geceleri serin olan yörelerde bitki iyi gelişme gösteremez ve istenilen şekilde ürün veremez. Yaz mevsimi kısa süren yerlerde, bodur boylu ve erkenci çeşitleri yetiştirilebilir. Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgeleri başta olmak üzere Marmara ve Karadeniz bölgelerinde, bir de soğukların etkilemediği yörelerde bamya yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bamya tohumları, hava sıcaklığı 16 derece, toprak sıcaklığı 15 derece olduğunda uygun yetişme ortamı bulur.
Toprak isteği: Bamya bitkisi, ağır karakterli toprak dışında diğer topraklarda rahatlıkla yetişir. Ama bitki, iyi gelişme ve olumlu ürün verimi için yumuşak, derin, geçirgen ve kumlu-tınlı olan toprakları yeğler. Toprakta aşırı nem olmamalıdır. Özellikle tohumlarının ekimi döneminde, aşırı nem tohumları çürütür.
Toprak işleme: Bamya bitkisinin tohumlun çimlenerek 3-4 yapraklı olduklarında, birinci çapalama yapılır. Aynı çukura ekimi yapılan tohumlardan hepsi çimlenmişse, en güçlüsü yerinde bırakılıp ötekiler sökülür ve seyreltme yapılmış olur. Bitki 15-20 cm. boylanınca ikinci, bundan 2-3 hafta sonra da üçüncü çapalama yapılır. Böylece yabani otlar temizlenmiş, toprak kabartılmış ve varsa kaymağı kırılmış olur.
Sulama: Bamya bitkisi bahçede yetiştirilirken ilk çapalamanın ardından sulama işlemine başlanır. Bitkiye haftada 1-2 kez düzenli olarak su verilir.
Gübreleme: Bamya, sebzeler arasında gübreyi fazla istemeyen bir bitki olarak tanınır. Ülkemizde bazı yörelerde hiç gübreleme yapılmadan bamya yetiştirilmektedir. Ancak, bamyanın ekildiği toprağa, bir önceki sonbaharda iyi yanmış çiftlik gübresi ile mümkünse düşük yüzdeli azot, potas ve fosfor içeren kompoze fenni gübre verilmesi yararlı olur. Çiftlik gübresi bulunamazsa, yeşil gübrelemeyle toprağa gereksindiği organik maddeler sağlanır.
Hasat (Derim): Bamya bitkisinin hasat zamanı, meyvelerin çeşit iriliğinin 1/3'üne eriştiği zamandır. Çünkü, çoğu tüketici, minik bamyaları yeğlemektedir. Üstelik, hasatta gecikilirse bamya sertleşir. İçindeki tohumları ağza gelecek biçimde irileşir ve bamya yemeklik değerini yitirmiş olur. Bamyalar elle hafifçe aşağı doğru çekilerek hasat edilir. Yana doğru çekilirse, bitkinin sapı kırılıp zarar görebilir. Bamya çok verimli bir bitkidir.
Her toplamadan sonra yeni meyveleri olgunlaşır. Bu nedenle bitkinin hasadında gecikilmemeli; çıplak elle ürün toplama bitkinin bezelerinde bulunan bir madde nedeniyle kişinin ellerini rahatsız edeceğinden, hasat yapan kişi ellerine eski bir eldiven takmalı ya da bir bez sarmalıdır.
Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Bamya bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.
Yağmurun Romatizmaya Etkisi « Hastalıklar
Romatizma veya benzer eklem rahatsızlıkları olanlar hava şartları değiştiğinde kemiklerinde ve eklem yerlerinde ağrılarının arttığından şikayetçi olurlar. Hava durumundaki değişikliklerin bazı kronik hastalıkları etkilemesi 2400 yıl önce tıbbın babası Hipokrat'ın da ilgisini çekmiş ve bu konuda bazı çalışmalar yapmıştır.
Değişen hava şartlarında veya yağmur yağacağı zaman hastaların duyduğu ağrı, kesinlikle psikolojik değildir ama doktorlar da bu konuda bir görüş birliğine varmış değillerdir. Hastaların şikayetçi oldukları hava şartlan da çok çeşitli ve birbirleriyle çelişkilidirler.
Romatizma, en çok kol ve bacak eklemlerinde, sırt ve boyun kaslarında ya da vücudun başka bölgelerinde kendini gösteren, ağrı ve sızıları tanımlamak için kullanılan genel ve belirsiz bir terimdir.
Tedavide hastalığın özüne inilmek istenilir ama hasta için öncelik ağrının giderilmesindedir. 1950 yılından sonra gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde romatizmanın anatomik ve klinik biçimleri sınıflandırılmış ve o zamana kadar pek etkin olmayan tedavide ilerlemeler görülmüştür.
Romatizma hastalarının şikayetçi oldukları hava şartlan değişiktir. Bir kısmı hava değişmeden önce ağrıları hissettiklerini, bir çeşit hava tahmini yapabildiklerini söylerlerken bir kısmı da hava değiştikten sonra ağrılarının arttığını söylemektedirler.
Hava şartlarındaki değişiklikler de farklıdır. Kimi hava basıncı, kimi sıcaklık kimi de nem miktarındaki değişiklikten, kimi artıştan kimi de azalmadan şikayetçidir. Bir kısmı değişiklikleri evin içinde hissettiklerini bir kısmı da açık havaya çıkınca ağrılarının arttığını söylemektedirler.
En çok şikayetçi olunan durum, hava basıncı düşerken nem oranının da beraber değişmesi yani yağmur gelmeden önce olan değişikliktir. Hava şartları ile kemikler, eklem yerleri, buralardaki elemanlar ve sıvılar arasında bilimsel bir ilişki halen kurulamamıştır ama bunca hastanın şikayetini de göz ardı etmek mümkün değildir.
Sırları daha yeni çözülen ve çok geniş bir alanı kapsayan romatizma hastalığından muzdarip ve hava şartlarının ağrılarını arttırdığından şikayetçi olan hastalara, doktorların şimdilik önerdikleri tek bir tedavi yöntemi var. Havası daha kuru ve bol güneşli bir yere yerleşmek.
oyun