Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Ürem « Böbrekler ve İdrar Yolları

Üremi nedir?
Böbreklerin, artık maddeleri yok edecek gücü kalmadığı derecede ilerlemiş olarak hastalandıkları hallerde, kanda anormal kimyasal değişiklikler ve bununla ilişkili arazlar görülmektedir. Bu durum üremi olarak adlandırılmıştır.

Üremiye yakalanan bir hasta iyileşebilir mi?
Sebebin bulunması ve bunun ortadan kaldırılması mümkün olsa evet. Örneğin, eğer tıkanma idrar yolu veya böbrek çıkışır meydana gelmişse; bu durum hiç vakit kaybetmeden hemen ortadan kaldırılırsa, üremi yatışacak ve hasta iyileşecektir. Eğer üremi kronik nefrozun son safhası olarak gelmişse, o zaman iyileşmenin tek çaresi böbrek nakli olacaktır.

Burun Sinüsleri:iltihaplar, Sinüs İltihaplarında Cerrahi « Burun ve Sinüzüt

Burun sinüsleri nedir ve nerede bulunurlar?
Sinüsler tükürük zarları ile çizilmiş hava yollarıdır. Yüz ve kafatası kemikleri arasında yer almaktadırlar. Küçük açmalardan burun boşluğuyla ulaşım temin ederler. Alın kemiği sinüsler kaşların arkasında ve hemen üstünde bulunan kemiğin içerisinde yer almaktadır. Çene sinüsleri ise gözlerin altındaki çene kemiklerin içerisinde bulunmaktadır. Etmoid sinüsleri burnun yan tarafında gözlerin hemen altında bulunmaktadır. Sfenoid sinüsü ise boğaz hizasının üstünde kafatasının derininde yer almaktadır.

Sinüslerin fonksiyonları nedir?
Bu hava yolları başın ağırlığını hafifletirler ve ses aksine yardımcı olmaktadırlar.

Sinüslerin enfekte olması (sinüzit) genel bir durum mudur?
Sinüzit tıp alanında en çok rastlanan durumlardan biridir. Bir veya birden fazla sinüsün tükürük zarı örtüsünün enfekte olmasından ileri gelmektedir. Bütün sinüsler enfekte olduğu zaman buna pansinüzit denmektedir.

Sinüzit neden olur?
Genellikle burun boşluğundaki bir enfeksiyondan ileri gelen ikinci derece bir durumdur. Ancak üstçeneden meydana gelmiş olan bir diş enfeksiyonundan da çene sinüziti baş gösterebilir. Yüzmeden, dalmadan ve sinüslerin üzerinde bulunan kemiklerde meydana gelecek kırık ve ezikler de sinüzit nedenleri arasında yer almaktadır. Sinüs açmalarını tıkayan anatomik şekil bozuklukları ve burun polipi teşekkülü ile gelen alerjiler de sinüzite yol açabilirler.

Sinüs enfeksiyonlarına bazı iklimlerde fazla rastlanılır mı?
Evet. Havası çok nemli olan yerlerde veya düzensiz hava değişimi olan bölgelerde yaşayanlarda sinüzit olma ihtimalleri daha yüksektir. Kirlenmiş havayı devamlı olarak teneffüs edenler de sinüs enfeksiyonlarına meyilli olmaktadırlar. Kuru, düzenli ve sıcak iklimi olan yerlerde yaşayanlarda sinüzit olma oranı çok düşüktür.

Sinüzitin belirtileri nelerdir?
Alakalı sinüse göre belirtiler değişmektedir. En genel olan belirtiler şunlardır:
a.  Enfekte olan sinüs üzerinde ağrı.
b.  Sesin sanki burundan geliyormuş gibi bir ton alması.
c.  Burun tıkanıklığı. Burundan veya burun arkasından ifrazat.
d.  Şiddetli baş ağrıları. Baş eğilince ağrılar daha şiddetli olur.
e.  Yüksek ateş.

Sinüzit teşhisi nasıl yapılır?
Bir soğuk algınlığının iyi olma süresi bir haftayı aşınca sinüzit şüphesi genellikle doğmaktadır. İlgili sinüsün üzerinde acı veya rahatsızlık, baş ağrısı ve yukarıda sıralanmış belirtiler teşhisin yapılmasında yardımcı olur. Röntgen filmi alınmakla ve karanlık bir odada sinüsün kuvvetli bir ışıkla aydınlatılmasıyla (transillumina-tion) sinüzitin varlığı teşhis edilebilinmektedir.

Hangi sinüsler en çok cerahatlanmaya meyillidir?
Çene, alın kemiği ve etmoid sinüsleri.

Sinüzit tedavisi nasıl yapılır?
Sinüzit olaylarının çoğunluğu tıbbi tedaviye iyi cevap verir. Bu metotla tedavide yatakta istirahat, buhar teneffüsü, rahatsız olan sinüs bölgesine ılık kompreslerin yapılması, burun sümük zarlarının enfeksiyon oranını azaltmak için burun damlaları ve antibiyotik ve antihistamin ilaçların kullanılması yer almaktadır. Eğer ateş yüksekse aspirin gibi ilaçlar da verilmelidir. Sancı şiddetli ise kodein gibi ağrı dindirici ilaçların verilmesi gerekir. Bunun ötesinde tıbbi tedavi doktorun muayenehanesinde konacak burun tıkaçları yerleştirilmesi ve emme yoluyla burun ifrazatının alınması için kullanılmakta olan birçok metotlardan biridir. Çok vakalarda sinüs ifrazatından kültürler alınmakta, laboratuarda mikrobun cinsi tespit edilmektedir. Ayrıca bu bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılıkları da laboratuarda yapılan testlerde ölçülmektedir.

Hangi sinüzit vakaları cerrahi müdahale gerektirir?
Yukarıda belirtilen tedavi usullerine uzun süre cevap vermeyen vakalar cerrahi müdahaleyi gerektirir.

Sinüzit için ne gibi cerrahi müdahaleler yapılır?
Bütün sinüzit ameliyatlarında gaye yeterli drenajın temin edilmesidir. Bazı vakalarda hastalanan sümük zarlarının ve kemiğin alınması gerekmektedir. Bu ameliyatların çoğunluğu lokal anestezi altında yapılmaktadır. Ancak bazı hallerde genel anestezi gerekebilir.

Çene sinüsünde genellikle hangi ameliyatlar yapılır?
a.  Burundan sinüsün basit bir usulde delinmesi ve emme yoluyla temizlenmesi.
b.  Sinüsün içine varmak için burnun yan duvarına büyük bir pencere açmak ve bu yoldan drenaj yapmak.
c.  Radikal bir «sinustomy». Bu ameliyatla, altında bulunan kemikten sinüsün sümük zar örtüsü kaldırılır ve hasta kısım kazınarak alınır. Bu ameliyatta kesit ağızdan üst dudağın altından yapılır.

Alın kemiği sinüsüne ne gibi ameliyatlar yapılır?
Önceki yıllarda alın kemiği sinüsü burundan yıkanmakta ve temizlenmekteydi. Ancak bu metoda günümüzde artık pek başvurulmamaktadır. Ameliyat gerekmekteyse kesit kaş altındaki derinin iç kısmından yapılmakta ve alın sinüsün kemik zeminine küçük bir delik açılmaktadır. Eğer enfeksiyon, çevresindeki kemiğe de bulaşmışsa alın kemiğinde radikal bir "sinustomy" ameliyatı yapılması gerekebilir. Böyle bir halde daha büyük bir delik açılmakta ve alın altı sinüsün bütün temeldeki kemik alınmaktadır. Alın kemiği sinüs ameliyatları ciddi olmakla beraber, sonuçlar genellikle başarılıdır ve hastalar tamamen iyileşir.

Etmoid sinüslere ne gibi ameliyatlar yapılır?
Bu sinüse burunda girilerek ulaşılmakta ve temizlenebilmektedir. Eğer enfeksiyon ciddi ise ve sfenoid sinüse bulaşmışsa veya daha da ilerleyerek göz etrafındaki dokulara varmışsa, bir dış "ethmoidectomy" yapılması gerekebilir. Böyle bir halde alın kemiği sinüsündeki gibi, aynı tip, fakat bu kez, aşağıya doğru bir deşme ameliyesine başvurulur.

Sfenoid sinüsün iltihaplanmasında ne gibi ameliyatlara başvurulur?
Bu sinüse lokal anestezi altında, burundan girilerek varılır ve deşme bu yoldan yapılarak iltihap temizlenir. Ciddi bir sfenoid enfeksiyonu, beyin enfeksiyonuna ve körlüğe neden olabileceğinden bazı hallerde tam bir "ethmoidectomy"ile aynı zamanda radikal bir operasyon da gerekebilir.

Sinüzit ameliyatları ne derece başarılıdır?
Durumların büyük bir kısmı ameliyatla giderilebilinmektedir.

Ciddi bir sinüzit ameliyatında ne kadar süre hastanede kalınması gerekmektedir?
Genellikle yedi ila on gün.

Sinüzit, ameliyattan sonra tekerrür edebilir mi?
Evet, ama bu çok az görülen bir durumdur.

Tekerrür eden sinüzit nasıl tedavi edilir?
Yeni bir enfeksiyon olarak eski sinüzitin tedavi edildiği şekilde tedavi edilir.

Burun ve sinüs tümörleri yaygın bir durum mudur?
Selim tümörlere çok rastlanmaktadır. Bunların arasında polipler, siğiller, küçük kan damarları tümörleri olan "hemangioma"lar, sayılabilir. Bu bölgelerde habis tümörlere çok az rastlanmaktadır.

Burun ve sinüslerde olan selim tümörler nasıl tedavi edilir?
Bunların büyük çoğunluğu operatörün muayenehanesinde lokal anestezi altında alınabilir.

Burun ve sinüslerde habis tümörlerin tedavisi nasıl yapılır?
Burunda veya sinüslerde meydana gelen bir kanser ve etrafındaki dokular ameliyat yoluyla alınır. Daha ileri bir tarihte, doktor kanserin tam anlamıyla ve bütünüyle alındığına kanaat getirdikten sonra, genellikle plastik ameliyat yapılmaktadır.

Burun ve sinüslerde yapılan ameliyatlar ne derece başarılıdır?
Selim tümörlerin ameliyatı genellikle başarılı olmaktadır. Kanserli ameliyatlarda başarı kanserin daha uzak dokulara yayılma derecesine bağlıdır. Ameliyat, kanser yayılmadan önce yapılırsa başarı oranı oldukça yüksektir. Hayat kurtarmak için tatbik edilecek modern cerrahi teknikleriyle burunun, yüzün, yanağın, ağız tavanının veya tabanının büyük kısımlarının alınması gerekebilir.

Burun ve sinüslere yapılan radikal ameliyatlardan sonra dış görünüşü düzeltmek için estetik ameliyatlar yapılabilinmekte midir?
Evet. Modern estetik' cerrahi teknikleriyle inanılmayacak derecede düzeltmeler elde edinilebilinmektedir.

Patlıcan « Besinler ve Özellikleri

Besleyici değeri çok fazla olmadığı halde Türk mutfağında hazırlanan nefis yemekleri pek beğenilerek yenilen Patlıcan'ı veren, Patlıcangillerin örnek bitkisidir. Anayurdu Hindistan olan otsu patlıcan bitkisi, normal koşullarda 45-75 cm., bitkiye çok uygun koşullarda 1,5 ve hatta 2 m. kadar boylanabilir. Uzun ve sağlam bir kazık kökü ile buna bağlanan yan kökleri vardır. Yuvarlak kesitli otsu gövdesi, kısa sürede sertleşip odunlaşır. Kenarları düz olan yeşil renkli yaprakları ufak, ince ve uzun ya da büyük ve geniş olur.

Bitkinin erselik özellik taşıyan mor renkli çiçekleri kendi kendisini döller. Ancak balansı ya da diğer böcekler aracılığıyla yabancı patlıcan çiçekleriyle de döllenebilir. Patlıcanın, rengi ve biçimi çeşitlere göre değişen meyvelerinin kabuğu serttir. Kabuğunun rengi koyu mordan siyaha kadar değişirse de açık renkli ve hatta kırmızı patlıcan çeşitleri de vardır.

Biçim olarak ülkemizde en çok yetiştirilenleri, ince uzun kemer patlıcanı, orta boy ve ucu sivri halkapınar patlıcanı ile yuvarlak ve küt olan bostan patlıcanı çeşitleridir. Patlıcan bitkisinin tohumları, meyve etinin içine yerleşmiş durumda küçük, hafif yassı ve parlak sarımtırak kahverengidir.

Bir patlıcanda, ortalama 500-5.000 adet tohum bulunur. Patlıcan çeşitlerinden kemer ve halkapınar patlıcanıyla sade ve zeytinyağlı yemekler; bostan patlıcanıyla kızartma ve salataları yapılır. Ayrıca patlıcanın reçel ve turşuları da yapılıp tüketilmektedir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze patlıcanın içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 24 kalori; 1,1 gr. protein; 5,5 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 2 gr. yağ; l gr. lif; 37 mgr. fosfor; 15 mgr. kalsiyum; l mgr. demir: l mgr. sodyum; 15 mgr. potasyum: 30 IU A vitamini; 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,05 mgr. B3 vitamini; 0,081 mgr. B6 vitamini ve 5 mgr. C vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;

o Patlıcan, damarları yüksek kolesterolün yarattığı kötü etkilerden korur.

o Patlıcan yedirilen hayvanlarda, özellikle mide kanserine çok seyrek rastlandığı gözlenmiştir: insanlarda da aynı etkiyi yapıp yapmadığı araştırılmaktadır.

o Patlıcan, istemsiz kas kasılmalarını önleyen maddeler içermektedir.

o Patlıcan, içerdiği yüksek orandaki lifiyle pekliğe (hazımsızlığa) iyi gelir.

Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için patlıcan diyetimize katılmalı ve tüketilmelidir.

Dikkat: Olgunlaşmamış patlıcanda solanin adlı bir madde bulunur. Böyle patlıcanları çiğ olarak yemek, bu madde nedeniyle zehirlenmelere yol açabilir. Ancak patlıcan pişirildiğinde bu madde parçalanarak yok olur. Ayrıca, güç sindirilen bir besin olduğundan çocuklara, patlıcan yemesi için ısrar edilmemelidir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Patlıcan bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Üretim, iki aşamada gerçekleştirilir: Birinci aşamada, patlıcan tohumları sıcak yastıklara sıralı olarak ekilir. 15-25 günde çimlenen fideleri 3-4 yapraklı olunca ikinci aşamada, bahçedeki önceden hazırlanmış yerlerine şaşırtılır.

Bizim için uygun olan, profesyonel üreticiler tarafından üretilmiş böyle fideleri alıp ilkbahar donlarının bittiği garantili dönemde, bahçemizde önceden hazırlanmış yataklarına, sıralarda aralıkları 50-60 cm. olan çukurlara dikmektir. Dikimin yapıldığı günlerde don olayı yaşanırsa fidelerimizin donması ve elden çıkması olayıyla karşılaşabiliriz.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Patlıcan, sıcak iklimlerin bitkisidir, soğuklardan çok korkar. Yetiştirilme döneminde sıcaklık -l, -2 derecelere düşerse tüm bitki donar ve yok olur. Patlıcan bitkilerinden iyi gelişme sonucu nitelikli ürün alınması için altı ay süreyle ortalama 15-35 derecelerde geçecek bir yetiştirilme dönemine gerek vardır. Bu derecelerin altındaki sıcaklıklarda patlıcan bitkisinden yeterli verim alınamaz. Sıcak iklimde ve iyi bakım görmeleri durumunda, patlıcan bitkisi küçük bir ağaççık haline gelip birkaç yıl yaşayarak düzenli ürün verebilir.

Toprak isteği: Patlıcan bitkisi, toprak bakımından oldukça seçicidir. Killi topraklardan hiç hoşlanmaz. Böyle ağır ve nemli topraklarda, bitkide hemen kök çürüğü başlar. Patlıcan en iyi sonucu derin, yumuşak, geçirgen ve organik madde yönünden zengin, tınlı topraklarda verir.

Toprak işleme: Fidelerin dikimi ve can suyu verilmesinden sonraki 10-15 gün içinde patlıcan bitkisine su verilmez ve toprak tava geldiğinde hemen çapalama işlemi yapılır. Bu çapadan 8-10 gün sonra bir kez daha sulanan bitkinin daha sonra ikinci çapası yapılır. Böylece bitkinin toprağı kabartılmış ve yabani ot mücadelesi de yapılmış olur.

Sulama: Patlıcan bitkisi suyu çok sever. Yetiştirilme döneminde düzenli olarak sulanması gerekir. Aksi takdirde bitkinin gelişmesi yavaşlar. Ürünü azalır ve meyvelerde acılaşma başlar. Ama, fidelerin ekiminden sonra çiçeklenme başlayıp da bitki üzerinde meyveler görününceye kadar bitki sulanmaz. Bu kurala uymayıp da sulanan bitkiler boya kaçar (yani, gereğinden fazla boylanır) ve çiçeklerini döker. Meyveleri göründükten sonra hava koşullarına göre belirli aralıklarla patlıcanlara düzenli olarak su verilmesi ve her hasattan sonra bitkilerinin kesenkes sulanması gerekir.

Gübreleme: Patlıcan bitkisi gübreyi çok sever. Toprağına, hazırlık aşamasında, iyi yanmış çiftlik gübresi ve daha sonra yapılacak toprak analizi sonuçlarına göre yardımcı olarak azotlu, fosfatlı ve potaslı fenni kompoze gübreler verilmesi gerekir. Ayrıca bazı üreticiler, hasat döneminin sonuna doğru bitkiyi biraz budayıp çiftlik gübresiyle hazırlanan bir şerbet de verirler. Böylece bitkiden, son olarak, biraz kısa boylu ama lezzetli turşuluk bir son ürün alınması olanağı doğmaktadır.

Hasat (Derim): Patlıcan bitkisinden ilk ürün, gerçek meyve boyunun 1/3'üne ulaşıldığında alınır. Hasatta gecikilirse meyveler kartlaşır, rengi acılaşır ve tohumları (çekirdekleri) sertleşen patlıcan, yenme niteliğini yitirir. Bitki üzerinde ilk meyveler alttan başlayarak alınır ve zamanla yukarıya doğru çıkılır. Hasat, keskin bir bıçakla patlıcanların sapıyla birlikte kesilmesi şeklinde yapılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Patlıcan bitkisine dadanacak zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

oyun