Yağ Aldırma (Liposuction) « Estetik ve Bakım
Liposuction, deri yüzeyinin altından cerrahi müdahale ile yağ dokusunun vakumla alınmasıdır. Vücudun herhangi bir bölgesindeki yağ miktarını azaltmakta kullanılır. Zayıflamaya yönelik bir müdahale değildir. Bölgesel olarak dolgunluk azaltmada kullanılan bir yöntemdir.
Bu müdahale için gerekli ekipmanlar ve doktorun bu cerrahi müdahale için eğitimi yeterli ise güvenli bir işlemdir. Vücudun çok fazla bölgesinden ve çok fazla miktarda yağ alınırsa şiddetli travma, deri yaralanması, deride torbalanma gibi sonuçlar oluşabilir.
Bu işlem genellikle 1-2 saat sürer, bölgenin büyüklüğüne ve emilecek olan yağın miktarına göre değişir. Buna göre de anestezi yöntemi belirlenir. İşlem yapılacak alan ve emilecek yağ miktarı çok fazla değil ise lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) yapılır. Eğer alan büyük ve yağ miktarı fazla ise genel anestezi yapılır.
İşleme, deride ufak bir kesi yapılarak başlanır. Bu kesiden deri altına bir ucu vakum makinasına bağlı olan 'kanül' adı verilen küçük tüpler sokulur. Yağ tabakası içinde ilerlenir ve yağ vakumlanmaya başlanır. Liposuction sırasında yağ ile birlikte vücut sıvısı da kaybedilecektir. Bu sıvının kişiyi şoka sokmayacak miktarda olması gerekmektedir.
Ameliyat sonrasında müdahale uygulanan bölgeye elastik çorap giydirilip kanama ve ödem oluşması önlenir. Yağ vakumlanan bölgeler şiş ve kanamalı gözükecektir ve geçici bir süre o bölgede duyu kaybı olacaktır. İyileşme yavaş ilerlemektedir. 2-4 hafta ağır işlerden kaçınılmalıdır. 1-2 ay içinde şişlikler ve renk bozuklukları normale dönmeye başlar. Bu süre 6 ayı da bulabilir.
Ardıç « Aromaterapi
Latincesi Juniperus communis olup, Kuzey Yarımküre'de yaygın olarak bulunmaktadır. Ülkemizde Trakya bölgesinde yetişen, çalı tarzında küçük bir ağaçtır. Meyveleri mavimsi siyah renkte olup, idrar söktürücü olarak ve alkollü içkilerin hazırlanmasında kullanılır. Terkibinde esans, şeker ve reçi-nemsi maddeler vardır.
Herbal Terapi
Dolaşım sisteminde kan dolaşımım artırıcı etkisi vardır, hemoroidde kullanılır. Sindirim sistemi hastalıklarından diş ağrılarında, karındaki kolit tarzındaki ağrılarda, karındaki gaz şikayetlerinde, hazımsızlıkta etkilidir. İdrar yolları hastalıklarından sistitte, idrar söktürücü olarak, işeme zorlanmalarında, idrar yolları taşlarında ve kadın hastalıklarından vajinal akıntılarda, ağrılı adetlerde, adet kanamalarındaki yetersizlikte kullanılır. Romatizmal hastalıklarda ağrıyı kesmek için, psikolojik rahatsızlıklardan ruhsal sıkıntıda, uykusuzlukta, streste kullanılır.
Aromaterapi
Ardıç yağı, çam kokusunda olup tadı biber acısındadır. İdrar söktürücü, antiseptik, kaslarda gevşeme sağlayıcı etkisi olup iyi bir ağrı kesicidir. Aromaterapi olarak adet problemlerinin giderilmesinde, idrar zorlamalarında, kramplarda ve yavaş olan dolaşım bozukluklarında, streste kullanılmaktadır.
Kozmetikte Kullanım
Yağlı ciltlerde iyi bir toniktir. Akne tedavisinde ve selülit tedavisinde kullanılır.
Kullanım Şekli
Ardıç aromatik yağı masaj tarzında, banyoda, solunum, kompres ve lapa tarzında uygulanır. Romatizmal hastalıklarda ardıç yağı dilüe edildikten sonra masaj tarzında eklemlere uygulanır. Bütün adet şikayetlerinde, masaj tarzında uygulama önerilir. Banyoya konulan birkaç damla ardıç yağı gevşemeyi sağlar. Odaların temizlenmesinde antiseptik özelliği olduğu için mikropları öldürmek için kullanılır. Ardıç yağı dilüe edilmeden kullanılmaz, hamilelikte kullanımı sakıncalıdır.
Uygun Karışımları
Benzoin Selvi Lavanta Santal esansı.
Beyin Hücrelerimiz Ölüyor mu? « Genel
İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.
Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.
Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.
Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.
20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10'unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.
Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.
Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2'sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20'sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.
Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.
oyun