Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Lökoplaki « Dişler ve Dil

Lökoplaki hastalığının başka adları da var mıdır?
Evet. Bu hastalığa çok kez sigara içenin dili, sigara içenin yaması vb. denir.

Lökoplaki nedir?
Bu kelimenin anlamı beyaz damaktır. Hastalığın belirtileri tükürük zarlarında veya ağız boşluğunda görülmekte ve yanak içlerinde, damakta, diş etlerinde, dilde, yutak duvarında ve bazen de hançerede, beyaz ya da mavimtrak beyaz kalınlaşmalar olarak belirir. Bu kalınlıklara bazen çıkıntılı, bazen de sertleşmiş veya kabuklaşmış olarak da rastlanmaktadır.

Lökoplaki neden ileri gelir?
Asıl nedeni bilinmemekte ise de, en çok sigara içenlerde rastlandığından sigara içmekten ağızda meydana gelen tahrişin, hastalığın gelişmesinde önemli bir faktör olduğunu hatıra getirmektedir. Ayrıca pürüzlenmiş diş uçları, iyi yerleşmemiş takma dişlerin vb. lökoplakiye neden oldukları sanılmaktadır.

Lökoplakiye yakalanma eğilimleri kimlerde daha fazladır?
Hastalık kadınlardan çok erkeklerde görülmektedir özellikle yirmi ile altmış yaşları arasında olanlarda. Ancak, son yıllarda kadınlar arasında da sigara içenlerin sayısı artınca, hastalık da o oranda kadınlar arasında da artma eğilimini göstermektedir.

Lökoplakinin belirtileri nelerdir?
Çok kez hiçbir belirtisi yoktur ve hastalık kazara hastanın kendisi tarafından fark edilmekte veya doktor ya da diş muayenesinde meydana çıkabilmektedir. Bazı hallerde bir "lökoplazikplak" ta yanma, sızlama, çıtırdama hissedilmektedir.

Lökoplakinin anlamı nedir?
Anlamı çok önemlidir. Çünkü kanserin öncüsü olabilir. Bu hal, tıpta kanserli olmayan bir durumun (lökoplaki gibi) nasıl habis dejenerasyona neden olabileceğini gösteren kesin göstergelerden biridir.

Lökoplakinin tedavisi nedir?
a.  Sigara içmeyi bırakmak.
b.  İyi yerleşmemiş takma dişler veya pürüzlenmiş deri başları gibi bütün tahriş yapabilecek muhtemel nedenleri ortadan kaldırmak.
c.  Lökoplaki olan kısmı, ya elektrikli iğne ya da cerrahi müdahale yolu ile hasta kesimi temizlemekle tedavi edilir.

Lökoplakiden   hasta kısımların alınması için hastaneye   yatmak gerekli midir?
Bu gibi hallerin büyük çoğunluğu elektrikli iğne yoluyla doktorun muayenehanesinde yapılabilinir. Ancak parçalar boğazdan veya hançereden alınması gerekiyorsa o zaman hastaneye yatmak icap eder.

Lökoplakinin gerekli şekilde tedavi edilmesiyle kanser önlenebilinir mi?
Evet. Lökoplaki hastalığına yakalanmış kimseler hastalığın gelişmesinin kontrol edilebilmesi için devamlı tıbbi kontrol altında olmaları gereklidir.
                                 
Diş çürükleri neden ileri gelir?
Asıl sebebi bilinmemekle beraber, ağızda gelişen bazı bakteri ve mikropların ürettikleri asitler nedeniyle kimyasal kalsiyum kaybından ileri geldikleri sanılmaktadır. Düzensiz bir beslenme ve gereken temizliğin ihmali de dişlerin çürümesine neden olmaktadır. İyi çiğnememek ve iyi oturmayan protezler de dişlerin çürüme nedenleri arasında sayılmaktadır.

Diş çürümelerini önlenmesinin en iyi çareleri nelerdir?
Belirli aralıklarla dişlerin muayene ettirilmesi. Bundan başka genel sağlık ve dişlerin temizliğine dikkat edilmesi. Bugün elimizdeki delillere dayanarak, suların klorlanmasıyla diş çürümesi olaylarının çok azalmış olduğunu kesinlikle ileri sürebiliriz. İçme sularının klorlanmış olduğu yerlerde yaşayan çocuklarda diş çürümeleri vakalarının çok daha az olduğu saptanmış bulunmaktadır.

Hastalanmış dişler bir hastanın genel sağlığına tesirli olabilir mi?
Evet. Dişler de insan vücudunun bir kısmı olduğundan dişlerdeki hastalıklar ve enfeksiyonlar vücudun öteki kısımlarına yayılabilir.

Bir kişide apseli bir diş olduğu nasıl anlaşılır?
Apseli dişler genellikle şişkinlik, sancı ve enfekte olmuş alanda kızıllık gibi lokal tepkilerle birlikte gelir. Ancak, kronik bir apse hasta tarafından kolayca anlaşılmayabilir.

Apseli diş nasıl tedavi edilir?
Dişçinizi görün. Büyük bir ihtimalle size antibiyotikler verecek ve vakaların çoğunluğunda apseli dişi çekmek zorunluluğunda kalacaktır.

Dişlerde gelişen bakteriler vücudun başka taraflarına da sirayet edebilir mi?
Evet. Özellikle kalp hastası olan kişiler bu duruma çok dikkat etmeleri gerekir. Kalp valflarından (kalp kapakçıkları) hasta olan kişilerde enfekte olan dişlerden dolayı kalp kapakçıkları da enfekte olmak tehlikesiyle her an karşı karşıyadır.

Fındık « Besinler ve Özellikleri

Sonbaharda tazesini ve yıl boyunca kurutulmuşunu çerez olarak severek yediğimiz fındık meyvesini veren Fındık bitkileri, Huşgiller'dendir. Anayurdu ülkemizin kuzeydoğu bölgeleri olan fındık bitkileri, Antik dönemde Yunanistan'a götürülmüş ve oradan Avrupa'ya yayılmıştır. On yedi önemli türü olan fındığın günümüzdeki üretimi, yabani fındık (C. avellana), badem fındık (C. maxima) ile tombul fındığın (C. pontica) melezlenmeleriyle yapılmaktadır.

Türkiye'de yetişen fındık bitkileri, 3-5 m kadar boylanırken yurtdışında yetişen yabani fındık bitkileri 10-20 ve hatta 40 m'ye kadar boylanabilmektedir. Fındık yaprakları genelde kalp biçimli, kısa saplı, almaşık dizili, kenarları dişli, üst düzeyi yeşilin çeşitli tonlarında ve parlak, alt yüzü hafif tüylü ve mattır.

Fındığın kış mevsiminde açmaya başlayan tekevcikli çiçekleri, aynı bitkinin üzerinde ayrı ayrı yerlerde bulunur. Dişi çiçek toplulukları kasım ayından itibaren görülür. Erkek çiçekler çok daha geç ve mayıs ayında gelişir. Dişi çiçek döllendikten sonra bir kadehçik oluşturur. Meyve bu kadehçiğin içinde gelişir ve sonbaharda hasat edilir.

Fındık meyvesi, kahverengi sert bir dış kabuk ile bunun içinde açık kahverengi bir kabukla sarılı olan fındık içi ya da iç fındık denilen bir tohumdan oluşur, iç fındığın eti sarımsı ya da kirli beyaz renkli ve lezzetlidir. Fındıklar bitkiden hasat edildikten sonra yere serilip kurutulur ve kadehçiklerinden çıkarılır. Daha sonra özel fabrikalarında sert kabuğu kırılıp içi çıkarılır. Fındık tazeyken kadehçikleriyle ya da sert kabuğuyla satılır ve çerez olarak yenilir. İçi çıkarılan fındık, tuzlu ya da tuzsuz olarak kavrulur ve gene çerez olarak tüketilir. Ayrıca fındık içi çikolata, şekerleme ve pastacılık sektörlerinde kullanılır. Fındık ülkemizin en önemli dışsatım ürünlerinden biridir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) fındık içinin besin değerleri şunlardır: 181 kalori: 3,6 gr. protein; 5 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 17,8 gr. yağ bunun büyük bölümü doymamış yağlardır; 0.5 gr. lif; 96 mgr. fosfor; 59,7 mgr. kalsiyum; 0.9 mgr. demir: 0,5 mgr. sodyum; 201 mgr. potasyum: 52 mgr. magnezyum; 0,13 mgr. B1 vitamini; 0.2 mgr. B3 vitamini: 0.16 mgr. B6 vitamini: 17,7 mcgr. folik asit; 24 mgr. E vitamini ve çinko minerali.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda görülen pek önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Fındık; ceviz, badem, antepfıstığı, kestane vb. sert kabuklu meyvelerde olduğu gibi, bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır.

o Fındık, kalbimizin ve kaslarımızın dostudur: içerdiği yüksek orandaki E vitaminiyle kalp ve kas sağlığımızda etkili olan fındık, aynı nedenle hücre yıkılmalarını (ölümünü) da önler.

o Fındık, içerdiği yüksek orandaki doymamış yağlarla kolesterol düzeyinin düşürülmesine yardımcı olur: Bedenin ısısının korunmasını ve yağda eriyen vitaminlerin bedenin en uzak noktalarına taşınmasını sağlar.

o Fındık, yüksek oranlardaki B vitaminleri ve demir mineraliyle kan yapımını destekler: Aynı öğeleri nedeniyle alyuvarların parçalanmasını önler, kansızlığa karşı koruyucu işlev yapar ve çocukların beslenmelerine yardımcı olur.

o Fındık, yüksek oranlarda içerdiği tüm maddelerle bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir, bedene güç katar, hastaların iyileşme dönemim kısaltır ve gebe kadınlara da yararlı olur.

o İçerdiği çinko mineraliyle bedenin büyümesinde ve cinsel hormonlarının üretilmesinde rol oynar. Afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu da savunulmaktadır.

Bütün bu yaşamsal değerdeki etkilerinden yararlanmak üzere, fındığın günlük diyetimize katılması, fındık içinin ya da fındıktan üretilmiş besinlerin tüketilmesi uzmanlarca ısrarla öğütlenmektedir.

Dikkat: Yağ yönünden zengin olduğu için yüksek tansiyonu olanlar ya da damar sertliği rahatsızlığını çekenler fındığı az yemelidir.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Fındık, kök sürgünü (piç) oluşturan bir bitkidir. Üretimi, belli kurallara uyularak bu sürgünlerinden yapılmaktadır. Sürgünler bol güneş gören, hastalıksız ve 1-2 yaşında olmalı; üzerlerinde iyi oluşmuş tomurcuklar bulunmalı ve anaç bitkinin kök yapısı sağlam olmalıdır. İşte bu koşullara uyan sürgünler, köklerine zarar verilmeden topraktan sökülür.

Dikimleri genellikle sonbaharda, kışı sert yaşayan yörelerde ilkbahar mevsiminde yapılır. Fındık fidanları, bazı üreticilerin tersini savunmalarına karşın, kesinlikle sık dikilmemelidir. Uzmanlara göre 5 m. aralıkla dikim yapılması fındık bitkileri için en iyisidir.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

İklim isteği: Dünyanın hemen hemen her yerinde yabani örneklerine rastlanan fındık, ekonomik ve iyi nitelikli ürün veren bir bitki olarak ılıman ve nemli yerlerde yetiştirilmektedir. Ülkemizde diğer bazı yörelerde yetiştirilmekte ise de, fındık yetiştiriciliği için iklimi en uygun bölgemiz, Karadeniz'in kıyı şerididir. Bu bölgede de en iyi bitki gelişimi, kıyıdan 35-40 km. içeriye kadar ve denizden 500 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda gerçekleşmektedir.

Fındık, yıllık ortalama sıcaklığı 13-16 derece olan, en düşük sıcaklık -8, -10 dereceye indiği ve en yüksek sıcaklığın 36-37 dereceyi geçmediği yerlerde en iyi yetişir. Kışın açan çiçekleri -10 dereceye kadar zarar görmez. -15 derecede zarar görme oranı artıp -20 derecelerde tüm çiçekleri ölür. Fındık bitkisi için havanın nemi de büyük önem taşır:

Haziran-temmuz-ağustos aylarında havanın nem oranı %60'ın altına düşmemelidir.

Toprak isteği: Fındık bitkileri toprak bakımından aşırı seçici olmamakla birlikte en iyi, organik madde yönünden zengin, humuslu, tınlı, tınlı-killi ve derin toprakta gelişme gösterir ve bol ürün verirler. Fındık, toprağın pH'ı 6-7 arasında olan yerleri sever. Taşlı, kumlu çakıllı ve ağır topraklar ile taban suyunun yüksek (yani yüzeye yakın) olduğu yerlerden hoşlanmaz, kireçli topraklarda yetiştirilemez.

Sulama: Fındık bitkilerinin ekonomik olarak yetiştirilebilmesi için bölgede yıllık yağış ortalaması en az 700 mm. olmalı ve yağışlar aylara göre dengeli olarak dağıtmalıdır. Ama yıllık yağış ortalamasının 1.200-1.300 mm. olduğu yerlerde dahi, bazı sıcak ve kurak yıllarda haziran-temmuz aylarında bitkinin sulanması gerekmektedir.

Gübreleme: Fındık fidanlarının dikiminden başlayarak sağlıklı olarak gelişmesi, iyi taçlanma göstermesi ve verime yattıktan sonra iyi ürün vermesi için gübreleme büyük önem taşımaktadır. Bitkiye gerekli besin maddelerinin saptanmasında, kesenkes toprak ve yaprak analizleri yapılmalıdır. Bu analizlerin sonuçlarına göre fındık bitkilerine azotlu, fosfatlı ve potaslı fenni kompoze gübreler verilir. Ayrıca analiz sonuçlarına göre kalsiyum, magnezyum, demir, mangan, çinko, bor ve bakır gibi mineral besin maddeleri de verilmelidir.

Fenni gübrelerden gayrı toprağa iyi yanmış çiftlik gübresi verilmesi, ürün veriminin artmasında etkili olur. Bu gübrenin, ahırda 80 cm. kalınlıktaki tabakalar halinde 6 ay-1 yıl kadar bekletilmiş ve tabakalara fosforlu gübre ile kireç katılarak iyi yanmalarının sağlanmış olması gerekmektedir.

Budama: Fındık yetiştiriciliğinde budama, yapılması gereken işlerin başında gelir. Budama zamanında yapılmaz ya da eksik kalırsa büyük ürün kayıplarına yol açar. Fındıkta esas budamalar sonbahar ya da kış mevsimlerinde yapılır. Tamamlayıcı budama ilkbahar mevsiminde yapılmaktadır. Fındık bitkilerinde şekil, ürün ve gençleştirme budamaları yapılır. Ayrıca bitkilerin yetiştirildiği ocaklarda kök ve dip sürgünü temizlikleri yapılmalıdır. Bütün bu uygulamaların fındık bitkilerini iyi tanıyan kişiler tarafından, kurallarına uygun ve özenli şekilde yapılması çok olumlu sonuçlar verir.

Hasat (Derim): Fındık bitkilerinin hasadından en az 5-10 gün önce bitkilerin altı iyice temizlenir. Fındıkların hasat olgunluğuna geldiği; kadehçiklerin iyice sararıp kızarması, fındık tanelerinin kadehçik içinde oynamaya başlaması, sert meyve kabuğunun kızarması ve fındık içinin kendine özgü sertlik ve tadı alması ve bir de dallar sallandığında meyvelerin 3/4'ünün dökülmesiyle anlaşılır.

Zamanından erken yapılan hasatta, fındık içi kabuğu doldurmaz, buruşukluk ve verim düşüklüğü başlar, meyvenin niteliği düşer. Hasat, bölgelere göre ağustos ayı içinde ve eylül ayı başlarında yapılır. Fındıklar elle teker teker, dallar sıyrılmadan ve kırılmadan özenle yapılmalı, fındığı alınan dal yavaşça yerine bırakılmalıdır. Dallarda hoyratça yapılan toplamada meydana gelen örselemeler, ertesi yılın verimini kötü yönde etkilemektedir.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Fındık bitkilerine dadanan zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, aksatılmadan ve eksiksiz mücadele sürdürülmelidir.

Rozeol « Salgın Hastalıklar

Çocuklarda rozeol nedir?
Genellikle ufak yaşta çocuklarda olan bir virüs hastalığıdır ve 40 -41 derece yüksek ateşle meydana gelmektedir. Ateş üç gün devam etmekte ve dördüncü gün birden normale dönüşmektedir. Ateş normale dönüştükten sonra bütün vücudu bir kızıllık kaplar ve bu da bir veya iki gün sürmektedir.

Rozeolun başka belirtileri de var mıdır?
Bazı hallerde hastalığın başlangıç devrinde ihtilaçlar olabilmektedir. Solunum yolunda bazı belirtiler ve hafif boğaz ağrısına rastlanabilinmektedir. Boynun arkasında şişmiş lenf guddeleri bulunmasıyla hastalık kızıllık ortaya çıkmadan teşhis edilebilmektedir.

Bu hastalık hangi yaşlarda daha çok olmaktadır?
Üç aylık ile üç yaş arasındaki çocuklarda.

Bozeola yakalama oranları nedir?
Çocukların yaklaşık % 50 ile 75 arası bu hastalığa tutulurlar. Çok kez kızamık veya kızamıkçık olarak yanlış teşhis edilmektedir.

Bu hastalığın çeşitli kompilikasyonları olmakta mıdır?
Genellikle hiçbir komplikasyonu olmamaktadır.

Bu hastalıkta çıkan kızıllık neye benzer?
Yüzde, göğüste, karında, el ve ayaklarda çok küçük ve ince pembe noktalar halindedir. Yaklaşık iki gün sonra kayboldukları zaman hiçbir tali tesir bırakmamaktadırlar.

Rozeol nasıl tedavi edilir?
Yüksek ateş için aspirin verilir. Yüksek ateş sırasında hastayı süngerle serinletmek de yararlıdır. Bazen yatıştırıcı bir ilaç verilmesi gerekebilir. Genellikle hastalığın dördüncü gününe kadar ateşin normale düşürülmesi ihtimali bulunamamaktadır.

Rozeol en çok hangi mevsimlerde olmaktadır?
Yılın herhangi bir mevsiminde olabilecekse de, en çok kış ve ilkbahar aylarında rastlanmaktadır.

Rozeol çok bulaşıcı mıdır?
Hayır.

Hastalık epidemi halinde gelir mi?
Bazı yetimhanelerde ve çocuk bakım evlerinde bazen epidemiler rastlanmaktadır; bunun dışında ise epidemiler olmamaktadır.

Rozeol olan bir çocuğu tecrit etmek gerekmekte midir?
Hayır.

Kızıl hastalığı nedir?
Genellikle streptokok mikrobu tarafından gelen bulaşıcı bir çocukluk hastalığıdır. Günümüzde bu hastalığa artık fazla rastlanmamaktadır ve görüldüğü zaman da daha hafif türde olmaktadır.

Kızıla en çok kimlerin yakalanması muhtemeldir.
Okul yaşından küçük olan çocukların, bu hastalığa yakalanma eğilimleri daha fazladır.

Bebeklerde kızıl hastalığı olabilir mi?
Annelerinden bir muafiyet kazandıklarından altı aylıktan küçük bebekler genellikle bu hastalığa yakalanmamaktadırlar.

Bir çocukta kızıl hastalığı olduğu nasıl anlaşılır?
Hastanın genellikle boğaz ağrısı, baş ağrısı, kusma ile bazı hallerde karın ağrısı ve nöbetle başlar. Boyundaki bezler şişmiş olabilir. Bunun peşinden on sekiz ile kırk sekiz saat arası sonra vücudu bir kızıllık kaplar.

Kızıllık bütün vücudu kaplar mı?
Hayır. Genellikle yüzde, avuçlarda ve ayak tabanlarında görülmez. En çok baskı olan yerlerde, derinin katlandığı yerlerde, koltuk altlarında, dirseklerde ve fazla hararet olan yerlerde gelişir.

Çocuğun yüzü hastalıktan kızarma gösterir mi?
Evet. Yanakları ve çenesi kızarır;böylece ağzın etrafı solgun bir hal almış gibi görünür.

Kızıl hastalığında meydana gelen kızıllık kaşıntı yapar mı?
Hayır.

Kızıl hastalığı hastanın kızıl bir hal almasından mı gelmektedir?
Evet. Kızıllık kıpkırmızı bir renkte olup küçücük noktalar halinde gelişmektedir. Bu noktalar küçük çıkıntılar halindedir ve elle ovalanınca sanki zımpara kağıdı ovalanıyormuş hissini vermektedirler.

Hasta çocuğun dili ve boğazı muayene edilince ne bulunmaktadır?
Kızıl hastalığında çocukta çok ciddi bir boğaz durumu bulunmakta ve dilde hastalığın karakteristiği olan bir astar görülmektedir.

Kızıl hastalığında ateş hali ne kadar sürer?
Modern tedavi metotlarıyla ateş iki veya üç gün içerisinde normale düşürülebilmektedir. Tedavi olmayan hastalarda ateş, beş ile yedi gün arasında sürebilmektedir.

Kızıl hastalığını müspet olarak teşhis edebilmek için gerekli testler var mıdır?
Evet. Boğazdan bir kültür alındığı takdirde bu streptokoku gösterecektir. Başka bir test SchultzCharlton testi olarak tanınmaktadır.

Schultz-Charlton testi nasıl yapılmaktadır?
Nekahet devrinde olan bir hastadan ufak bir miktarda serum alın makta ve kızıllaşan deriye enjekte edilmektedir. Eğer hasta kızıl hastalığına yakalanmışsa yirmi dört saat içerisinde buradaki kızıllık beyazlaşacak ve bu alanda kabarıklaşan deri düzelecektir.

Kızıl hastalığını teşhis etmek için bu testlerin yapılması gerekli midir?
Hayır. Vakaların büyük çoğunluğunda bu testlere başvurulmadan kızıl hastalığı yeterli ölçüde teşhis edilebilmektedir.

Kızıl hastalığına yakalanmış bir kişinin derisinde başka değişiklikler de meydana gelmekte midir?
Evet. Kızıllık vücutta görünmeye başladıktan iki ila üç hafta sonra deri soyulmaya başlayacaktır. Karındaki deri uzun şeritler halinde soyulurken, parmak uçlarında, parmakların etrafında, avuçlarda ve ayak tabanlarındaki deriler bir eldiven gibi soyulmaya başlayacaktır.

Bütün vakalarda deri soyulması olmakta mıdır?
Hayır. Bazı vakalarda o kadar az deri soyulması olmaktadır ki, hastalık anlaşılamamaktadır. Deri soyulması olursa çocukta kızıl hastalığı olduğu kesin olarak anlaşılmaktadır.

Kızıl hastalığı nasıl tedavi edilir?
Çocuk yatakta tutulmalı ve ateşi çok yüksekse ıslak süngerle serinletilmelidir. Hafif bir diyet uygulanmalı ve küçük miktarlarda sıvılar verilmelidir. Ağrı duymaktaysa aspirin verilebilir. Aspirin ağrıyan boğazın ağrısını kısmen dindirebilecek ve ateşin azalmasına yardımcı olacaktır.

Kızıl hastalığında antibiyotik ilaçlar tesirli olabilmekte midir?
Evet. Hasta çocuğa penisilin verilmesi çok önemlidir. Bu ilaç kızıl hastalığına karşı çok tesirlidir ve kızılların çabucak kaybolmasına yararlı olmaktadır. Penisilin, nöbetin düşürülmesine ve diğer belir kaybolmasına da yararlı olmaktadır.

Penisilin hastaya nasıl verilmelidir?
İlk üç dört gün enjeksiyon yoluyla. Bazı hallerde penisilin enjeksiyonlarına on gün devam edilmekte veya uzun tesirli dozajlarda penisilin bir veya iki kez enjekte edilmektedir.

Kızıl hastalığı için çocuğun hastaneye yatırılması gerekli midir?
Hayır. Vakaların büyük çoğunluğu yeterli şekilde evde tedavi edilebilmektedir. Yalnız çok ciddi vakalarda veya komplikasyona neden olmuş vakalarda çocuğun hastaneye yatırılması gereklidir.

Hastanın ne kadar süre yatakta kalması gerekmektedir?
Bir çocuğun bir hafta ile on gün arası yatakta tutulması iyi olur. Bazı hallerde geç gelen komplikasyonlar göz önüne alınarak hastanın daha uzun süre yatakta kalması ihtiyacı görülebilir.

Kızıl hastalığı olan bir çocuk karantina altına alınmalı mıdır?
Evet, yaklaşık yedi günlük bir süre için. Bazı yerlerde karantina süresi daha uzun tutulmaktaysa da, yeni tedavi metotları ile buna ihtiyaç olmadığı anlaşılmıştır.

Kızıl hastalığında nekahet devresi ne kadar sürmektedir?
Bir ile iki hafta arası.
   
Çocuk, hastalığın ilk haftasından sonra okuluna dönebilir mi?
Evet, çocuk okula dönebilir. Fakat fiziki faaliyetlerde çok titiz ve dikkatli hareket etmelidir.

Kızıl hastalığı komplikasyonları kaç kez olur?
Nadiren.

Kızıl hastalığı komplikasyonları oluşursa, kendini nasıl gösterir?
En çok meydana gelen komplikasyonlar, burun bezlerinin şişmesi, kulak ve sinüslerin enfekte olması, böbrek enfeksiyonu veya nefrit; bazı hallerde romatizma nöbeti olmaktadır.   

Komplikasyonlar gelişecekse bunlar ne zamanı meydana gelir?
Kulak, sinüs ve bez komplikasyonları hastalığın had devrinde meydana gelebilir. Romatizma nöbeti veya nefrit, bu hastalığın had safhasından iki veya üç hafta sonra ortaya çıkar.

Kızıl hastalığı komplikasyonları için ne gibi tedavi metotları yürütülmektedir?
Kulak, bez veya sinüs enfeksiyonları antibiyotikler ile tedavi edilmektedir. Romatizma nöbetleri veya böbrek komplikasyonları özel tedavi metotları ile tedavi edilir.

Bu komplikasyonları önleme imkanları var mıdır?
Evet, Kızıl hastalığında yeterli antibiyotik tedavi yapılmışsa komplikasyonlar nadiren meydana gelir.

Kızıl hastalığında özel diyete lüzum var mıdır?                 
Yumuşak, hafif ve sulu olan gıdaların alınması öngörülmektedir.

Bir protein diyeti zararlı veya komplikasyonlara neden olabilir mi?
Hayır. Diyette et ve protein bulunmasının böbreklerde herhangi bir komplikasyona neden olabileceği sanılmaktadır.

Kızıl hastalığına yakalanmış bir çocuk bu hastalığı geçirdikten sonra aynı hastalığa sürekli olarak muafiyet kazanır mı?
Genellikle evet. Ancak bazı çok düşük oranlarda hastalığın tekerrür ettiği görülmüştür.

Çocuğun hastalığa karşı muafiyet, kazanıp kazanmadığını tespit edebilecek bir test var mıdır?
Evet, bir Dick testi çocuğun hastalığa karşı muaf olup olmadığını gösterecektir.

Kızıl hastalığı olan bir kişi ile temas etmiş olanlar için ne yapılmalıdır?
Bir hasta ile temasta bulunmuş olan bütün çocuklara uzun bir süre ya ağızdan veya enjeksiyon yoluyla penisilin verilmelidir.

Penisilin kızıl hastalığının gelişmemesine yardımcı olabilecek midir?
Evet ve hastalık gelişecekse de hafif olarak geçecektir.

Kızıl hastalığından ne kadar bir süre sonra çocuğa banyo yaptırılmalıdır?
Ateş normale dönüşünce; .bu genellikle hastalığın başlangıcından yedi gün sonra olmaktadır.

Kızıl hastalığına karşı muafiyet kazanmak için çareler var mıdır?
Evet. Çok çocuk bulunan kuruluşlarda veya hastalık ile temas etmiş olan doktor ve hastabakıcılara yapılan streptokok enjeksiyonları başarı ile kullanılmıştır. Ancak, son yıllarda hastalık çok hafif olarak gelmekte olduğundan bu yola şimdi pek az başvurulmaktadır.  

Hastalık süresi içerisinde yapılması gerekli özel testler var mıdır?
Evet. Hastalık süresi içerisinde idrar iki veya üç kez tahlil ettirilmelidir. Hastalık geçtikten sonra da böbreklerde herhangi bir komplikasyon olup olmadığının kontrolü bakımından da, bu testler üç ile dört hafta daha sürdürülmelidir.

Kızıl hastalığına yakalanmış olan bir çocuğun çamaşır ve giysileri sterilize ettirilmeli midir?
Bunların iyice su ve sabunla yıkanması gerekli ve yeterlidir.

Kızıl hastalığı, enfekte olmuş giysilerden bulaşabilir mi?
Evet.

oyun