Tromboz « Kan Damarları
Kan daman trombozu nedir?
Kan damarında bir pıhtının gelişmesi demektir.
Tromboz neden meydana gelir?
Birçok nedeni vardır ve bunların çoğunluğu henüz tam olarak anlaşılmamaktadır. Ancak, en yaygın olan vakalar kan damarlarının zedelenmesinden veya hastalanmasından ileri geldiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, kan pıhtılaşma mekanizmasında meydana gelen bir arıza tromboza yol açabilmektedir. Yine, bir ameliyat sonrası bir kan damarında kanın akımının durması da tromboza neden olabilir. Ya da anormal ölçüde takatsiz kalmış ve hiçbir egzersiz yapmayan kişilerde gelişebilir.
Bir trombozun sonuçları ne olabilir?
a. Damarda kan akımının durması ve bu yüzden normal olarak kanla beslenen organın görevini yapamaması veya kangren olması.
b. Trombozun bir parçası kopabilir ve vücudun başka bir tarafına giderek (embolizm gelişmesi) büyük hasar veya ölüme neden olabilir.
Bir tromboz kopup vücudun başka tarafında yönelince, buna ne ad verilir?
Bu durum embolizm olarak adlandırılmıştır.
Kan damarı trombozu kendiliğinden iyileşir mi?
Evet. Birçok tromboz teşekkülü geliştirmiş olan kan damarları kendiliklerinden normale dönüşebilirler. Akut haller genellikle istirahat ve pıhtıyı çözen ilaçlarla iyileşirler. Normal bir tromboz er geç dağılmakta ve damarın menfezi, çeperleri arasında yeni kanalların gelişmesiyle normale dönmektedir.
Tromboz olan bir damardan kan ihtiyacını sağlayan bir organa ne olabilir?
a. Organ görevini yapamaz veya kangren olabilir.
b. Organın fonksiyonu ciddi surette zedelenebilir, ancak pıhtının
çözülmesiyle ve kan akımının normale dönüşmesiyle, organ niden eski haline gelebilir, c. O civarda bulunan küçük kan damarları genişleyerek bu organa gerekli kanı temin ederek yaşamasını ve fonksiyonunu sürd meşini sağlayabilir.
Nane « Besinler ve Özellikleri
Sebze olmadığı halde bazı yemek ve besinlere özel çeşnisini vermesi için yaprakları katılan Nane bitkisi, Maydanozgiller'dendir. Dünyanın ılıman bölgelerinde yetişen Mentha cinsi 25 çeşit bitkinin genel adı nane olup burada konumuzu ilgilendiren Bahçe nanesi'nden (M. piperita) söz edecek ve bitkiyi kısaca nane diye adlandıracağız.
Ülkemizde de bol bol yetiştirilen bu nane, 30-40 cm. kadar boylanabilen çokyıllık otsu bir bitkidir. Dört köşe kesitli, kırmızımsı renkli gövdesi ve dalları; karşılıklı dizilen kenarları dişli, keskin ama hoş kokulu koyu yeşil yaprakları vardır.
Bitki temmuz-ağustos aylarında leylak, pembe ya da beyaz renklerdeki küçük çiçeklerini açar. Bu çiçeklerden minik taneli, küremsi biçimli minik tohumları oluşur. Nanenin taze ya da kurutulmuş yapraklan, bazı yemek ve besinlere katıldığı gibi ilaç, besin ve parfümeri endüstrilerinde de kullanılır. Likörü yapılarak içilir.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. kuru nanenin içerdiği besin değerleri şunlardır: 245 kalori: 15.1 gr. protein: 29,8 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 4,9 gr. yağ; 755 mgr. kalsiyum: 30.2 mgr. demir: 52 IU A vitamini; 0,49 mgr. B1 vitamini; 0,98 mgr. B2 vitamini ve 3,7 mgr. B3 vitamini.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra;
o Nane, midemizin dostu olan bitkilerden biridir. Çünkü, sindirim salgılarını artırarak mide ve bağırsaklardaki sindirim işlemini kolaylaştırır. Ayrıca, mide ve bağırsaklardaki gazı söker. Mide bulantılarını keser. Gebelikte ve yolculukta oluşan kusma reflekslerini yok eder.
o Bağırsaklardaki kolit yaralarını iyileştirici etkisi vardır.
o Bedeni güçlendirici bir toniktir.
o Grip sırasında oluşan yüksek ateşin düşürülmesine yardımcı olur.
Bu etkileri sağlaması için nanenin yaprakları bitki çiçek açmadan önce toplanır. Çok sıkmadan demet halinde bağlanır. Gölge ve havadar bir yere asılarak kurutulur. Kuruyan yapraklar elle ezilerek parçalanır. İşte böylece kurutulmuş ve ezilmiş yapraklarından bir tutam alınıp üzerine bir bardak kaynar su dökülerek 10 dakika demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, hiçbir yan etkisi olmadığı için istendiği kadar içilebilir. Ya da aynı etkileri sağlamak üzere, piyasada satılan naneruhundan alınıp 2-10 damlası bir kesme şekerin üzerine damlatılarak bu şeker emilir.
BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ
Nane, tohumlarıyla ya da bitkinin kökten bölünüp daldırılmasıyla kolayca çoğaltılır. Nane bitkisi isteklerine uygun koşullarda yetiştirildiğinde, döktüğü tohumlarla bulunduğu yerde o denli sıklaşır ki, arada bir sıklık yaratan ve zayıfça olan bitkilerin sökülmesi gerekir. İşte kökleriyle sökülen bu bitkiler de uygun yere ekilip bolca sulanırsa tutar ve iyi gelişir.
BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Ilıman iklimleri seven nane bitkisi, yarı gölge, serin ve nemli yerlerde çok iyi yetişir ve gelişir. Tam gölge yerlerde bitkinin gövde ve dalları cılızlaşır, yaprakları azalır ve ufalır.
Toprak isteği: Asitli toprakları sevmeyen nane bitkisi, organik madde yönünden zengin, humuslu ve iyi yanmış çiftlik (özellikle inek) gübresi verilmiş toprakta iyi gelişir. Bitki toprağı çok sardığından çapalanması olanaksızlaşır. Bu nedenle yetiştirildiği yerdeki yabani otlar elle sökülüp temizlenmelidir. İşte böyle topraklarda, 15 cm. derinlikte kazılmış ve düzeltilmiş yerlerine, daha çabuk yetişmesi için kökünden bölünmüş naneler 20 cm. aralıkla ilkbaharda ve havalar ısındığında dikilir.
Sulama: Nane, suyu çok seven bir bitkidir. Kurak ve sıcak havalarda toprağının, sürekli nemli kalacak şekilde sıkça ve bolca sulanması gerekir.
Gübreleme: Bitkiye, Toprak isteğinde sözü edilen gübreden yılda bir-iki kez verilirse nanelerin gelişimi ve ürün verimi artar.
Hasat (Derim): Nanenin yaprakları irileştikçe bitki örselenmeden koparılırsa ve iyi bakım sürdürülürse, bitkinin yeni yaprak üretmesi teşvik edilmiş olur.
Sistit « Hastalıklar
Her üç kadından birinin yaşamı boyunca karşılaştığı sistit, bir idrar yolları enfeksiyonu. Zamanında tanı ve tedavisi yapılmadığında böbreklerde enfeksiyona neden olabiliyor. Bol su içilmesi ve kadınların idrarını tutmaya çalışmaması çok önemli. Ama hiçbir şey olmasa da kadınlarda alt idrar yoluyla makatın birbirine yakın olması bu bakterinin çok kolaylıkla mesaneye ulaşmasını sağlıyor.
İster kadın ister erkek olsun idrar yolu enfeksiyonlarından koruyan en önemli faktör idrar akımıdır. İdrar akımı oldukça, bu enfeksiyonun gelişmesi zordur. Ama bu hareketli bakteriler, tek bir bakteri bile mesaneye girse 20 dakikada bir, ikiye bölünerek çok kolaylıkla bir günde belirti ve bulguların ortaya çıkmasına yol açıyor.
Dölyolu iltihabında idrar ritmine doğru özellikle ağrı sızı olur. Tabii bayanlarda genital akıntı olup olmadığı da önemlidir. Alt idrar yolunun ağzında özellikle sabahları bir akıntı olur. Ateş yoktur. Sistit belirtileri olan bir bayanda ateş varsa, mutlaka böbrek enfeksiyonu dikkate alınmalıdır.
Direk soğuğa maruz kalmayla bir enfeksiyonu başlatma söz konusu değildir. Çünkü, gripte de mesela grip virüsü varsa burnumuzda veya solunum yolumuza girmişse, soğuğa maruz kalmışsak, dışarıya atamayız. Aynı şekilde sistitte de özellikle soğuk banyolar ve denize girme mesanenin temizlenmesini geciktirebilir. Ama mesaneye bir bakteri girmemişse, bir kişi sistit olmaz. Üreme organlarında herhangi bir zarar söz konusu değildir.
Belirtileri ise şiddetli yanma sızı, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı ve tuvalete gittiğinde çok az miktarda idrar yapması. O gün, mesela çalışan bir bayansa, işe gitmemesi gerekir. 20 dakikada bir aşağı yukarı bir bardak su, yani ilk 3 saatte 3 litreye yakın su içmesi gerekir. Basit ağrı kesici alması gerekir. Mesane üstünde ve bele değil ama belin alt kısmına sıcak su torbaları konulması çok fayda sağlar. İlk üç saat içinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ama uzarsa, o zaman problemler başlıyor demektir.
İlk 24 saat içinde şikayetleri tamamen geçmediyse, bu bayanın idrarda yanma, sızı, ağrı, sıkışma hissi olan bayanın mutlaka hekime başvurması gerekir. Ve bu üç hastalıkta özellikle ayırıcı tanıya gidilmesi gerekir. Bunun için de idrar tahlili gerekir.
Sık tekrarlayan sistit geçiren bayanların, küvette yıkanmaması tavsiye edilir. Çünkü orada ortama karışan bakteriler kolaylıkla alt idrar yoluna ulaşabiliyorlar. Tabi taharet alışkanlığı çok önemli. İster suyla ister tuvalet kağıdıyla olsun bayanların asla arkadan öne değil, önden arkaya doğru taharet alması gerekir. Çünkü bakterilerin makat çevresinde otomatik bulunması söz konusu, dışkılama sonrası. Ve biz alt idrar yolu etrafına bu bakterileri getirirsek, sistit etkenleri de hareketli bakterilerdir. Yani, tutunarak yürüyebilirler, idrar akımına ters yönde. Bu nedenle önemli problem olabilir. Ayrıca sistit geçiren bayanlara dar pantolon giymemeleri öneriliyor.
Cinsel temasla bakterilerin alt idrar yolu ağzına ulaşması kolaylaşır. Bunun dışında önemli bir katkısı yoktur. Ama sık tekrarlayan, sistit geçiren bayanların özellikle hem kendilerinin hem eşlerinin duş almalarında büyük fayda var. Duş sonrası cinsel temas çok önemli ölçüde sistit ataklarını azaltabiliyor.
oyun