Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Sinir Sistemi « Anatomi

Kas iskelet sisteminin koordine hareketlerini ayarlayan sistemdir. İstemli ve istemsiz hareketlerden sorumlu bir seri elektrik devrelerine benzetilebilir. Motor sinirler aracılığıyla gelen uyarıcılar sayesinde kasın dönüşü dediğimiz sertlik ve yumuşaklık tayin edilir. Sinir sistemi yolu ile kasa gelen uyarı, kas-sinir kavşağında saç ayağına benzer bir yapı yoluyla kas hücresine aktarılır.

Bu sinyaller sayesinde kas liflerinin bir gurubu istirahatte dahi aktif iken, büyük gurubu gevşektir. Aktif küçük gurup devamlı değişir ve istirahatte kasın tonüsünü devamlı değişen küçük gurupların aktivitesini sağlar. Anlaşıldığı gibi kas hücresi uyarılabilir ve uyarımlara karşı kasılabilir bir hücredir. Bu özellik kasın hayatiyetinin devamlılığı için mutlak şarttır. Özellikler temel elektrik kurallarına dayalı olarak işler.

Egzersiz sırasında sinir sistemi ile gelen uyarıların miktarı artar ve da ha çok kas gurubu aktiviteye iştirak eder. Ayrıca egzersiz ile artan vücut ısısı sinir sistemindeki elektriksel iletim hızını artırır. Bu arada iyi antrenmanlı kişinin sinir sistemindeki bir takım uyumsal değişiklikler sayesinde refleks ve reaksiyon zamanları kısalır. Yani dışardan gelen uyarıcı olaylara karşı iyi antrenmanlı sporcular istemli ve refleks cevabı daha hızlı verirler. Burada beyin gibi en üst düzeydeki merkez ile da ha ait düzeylerdeki sinir sistemine ait merkezlerin ilişkilerinin düzenlenmesi de söz konusudur.

Yara Nasıl Kabuk Bağlar « Genel

Herhangi bir nedenden dolayı deride açık bir yara oluştuğunda, hastalıklara yol açan mikro organizmalar buraya nüfuz edip cerahat oluşturabilirler. Bu cerahati önlemek için vücudumuzda müthiş bir mekanizma devreye girer. Kan pıhtılaşarak bir kabuk meydana getirir. Kabuk yarayı örter ve altında yeni bir doku oluşur.

Eğer elimiz kesilirse buna vücudun ilk tepkisi, öncelikle ve acilen kanı durdurmak şeklindedir. Kesilen hücrelerin salgılarından gelen uyarıyı alan trombosit denilen kan hücreleri damarlardan ilerleyerek süratle yaranın olduğu noktaya ulaşırlar.

Olay yerine ulaşır ulaşmaz hemen hücreleri birbirine yapıştıracak bir salgı üretirler. Pıhtılaşmayı yaratacak hücreler üretilene kadar, o an için kan damarlarını daraltır, damardaki delikleri tıkar, kan akışını durdurur, kan kaybını ve virüslerin bulaşmalarını önlerler.

Fibrin denilen ipliksi lifleri salgılayan özel hücreler, yaranın etrafına bir ağ örmeye başlarlar. Bu arada gelmeye devam etmekte olan kan hücreleri üst üste birikmeye ve bu ağ üzerine baskı yapmaya başlarlar. Kanın pıhtılaşmasını sağlayacak plazma proteinleri salgılanmaya başlayınca, derinin üzerinde bir tabaka oluşur. Bu tabaka kuruyunca yarayı kaplayan ve koruyan bir kabuk meydana gelir.

Bir sonraki aşamada temizleme işlemi başlar. Yara etrafındaki ölü hücreleri, kiri ve mikroplan yiyerek bertaraf etmeleri için bölgeye yeni kuvvetler, beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar (lökositler) gönderilir.

Bunlar 6-12 saat içinde görevlerini bitirdikten sonra daha güçlüleri sahaya çıkarlar. Kalan zararlı mikroplara, Ölü doku hücrelerine ve az önce görevini bitirmiş olan beyaz kan hücrelerine hücum ederler. Bütün bunların gelişimi kabuğun altındaki yaranın üzerinde cerahat görüntüsünü oluşturur. Bu görüntü bir enfeksiyon olduğunun ve vücudun bununla savaştığının belirtisidir.

Yaklaşık 24 saat sonra yara üzerindeki hücreler ve kan damarları birleşmeye başlarlar. Kılcal damarların birleşmeleri ile kan akışı tekrar başlar. Gelen kanla birlikte deri yüzeyindeki hücreler beslenip büyüyerek yaranın etrafını iyice örterler.

Kabuğun altındaki yapıcı hücreler lifler oluşturarak, uçları birleştirip yarayı kapatmaya başlarlar. Bu arada derinin ana maddesini (collogen) üreterek doku onarımını ve yeni deri oluşmasını tamamlarlar. Olay bittiğinde kabuk düşer.

Derimiz Olmasaydı « Anatomi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l - 4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapaklan üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600000'den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.

oyun