Ağız ve Diş Sağlığı « Genel
Dişler, ne kadar iyi fırçalansa da diş aralarında bazı artıklar kalabilir. Bu nedenle dişipi mutlaka kullanılmalıdır. Dişipi, dar arayüz bölgeleri için uygundur. Mumlu-mumsuz; ince-kalın türleri mevcuttur. Mumlu olduğunda daha dayanıklı ve dişlerin birbirileriyle temas noktalarında, dolguların olduğu yerlerde, kuron protezlerin kenarlarında tercih edilir.
Yaklaşık 30 cm uzunluğunda dişipi kesilir. Arada 10 cm kalana kadar orta parmaklara sarılır. Daha sonra baş ve işaret parmakları ile arada 1 cm bırakacak şekilde tutulur. İp, dişler arasına dik ve yere paralel olmalıdır. Hangi yönde temizlik yapılacaksa, tersi yöndeki elin işaret parmağı ağız içine alınır.
Dişler arasındaki dişetini zedelememek için ileri-geri hareketle dişler arasından geçirilir ve oluk tabanına (diş ve dişeti arasından ipi geçirebileceğimiz boş ve sığ oluk) yerleştirilir. Diş yüzeyini iyice sarmasına dikkat ederek yukarı aşağı 5-6 darbe ile temizlik yapılır. Aynı işlem, komşu diş yüzeyi için de yapılır. Sonra, sonraki dişlerin arasını temizlemek için, ipin temiz olan bir bölümü kullanılır.
Ayrıca "superfloss" ipler vardır ki onlar da köprü protezlerinin altlarının temizliği için kullanılırlar. Superflosslar, 3 farklı bölümden oluşurlar. Bir ucu misina gibi sert, ortası süngerimsi yapıda ve diğer ucu normal dişipi şeklindedir. Superfloss kullanırken, ipin sert ucu yanak tarafından köprü protezinin altına sokulur ve daha sonra damak (veya dil) tarafından ağız içine doğru çekilir. Normal dişipinin kullanıldığı gibi kullanılır. Ancak kullanım sırasında köprü protezinin üzerine fazla kuvvet uygulamamaya özen gösterilmelidir.
Diş macunu ve diş fırçasıyla birlikte antibakteriyel bir ağız ve diş bakım suyunun kullanılması, hem fırçalamanın etkisini arttıracak hem de bakteri oluşumunu önlemeye yardımcı olacaktır. Ayrıca bu su, ferah bir nefes için idealdir. Ancak unutulmaması gereken en önemli husus, sadece gargaraların kullanılmasıyla ağız hijyeni temin edilemeyeceğidir. Çünkü ağız gargarası, sadece fırçalama ve dişipi kullanımına yardımcı bir temizlik aracıdır.
Bakteri Plağı
Bakteri plağı, gözle görülmeyen ancak yapışkan yapısı ile diş yüzeylerinde biriken mikrop topluluğudur. Dişler fırçalandıktan hemen sonra bile bakteri plağı oluşmaya başlar. Eğer doğru ve düzenli fırçalama yapılmazsa, bakteri plağı, ileride çeşitli diş ve dişeti hastalıklarına sebep olabilir.
Diştaşı (Tartar)
Sertleşmiş bakteri plağı tabakasıdır. Kireç görüntüsünde olup, müdahale edilmezse, dişlerde zaman içinde lekelere neden olabilir. Diştaşı aynı zamanda bakteri plağının üremesi için de çok elverişli bir yapıya sahiptir.
Diş Çürümesi
Özellikle şeker ve nişastalı gıdaların tüketilmesinden sonra oluşan bakteri plağındaki mikroplar, diş yüzeye zarar vermeye başlar. Tekrarlanan bu asit salgısı, zamanla diş minesini zayıflatır ve diş çürümelerine neden olur.
Dişeti Hastalıkları
Dişetleri üzerinde biriken plak tabakası, eğer ihmal edilirse, dişetlerinin kızarıp şişmesine yol açabilir. Dişeti problemleri, aynı zamanda ağız kokusuna da neden olur. İltihaplı dişler, vücutta çeşitli hastalıklara da sebebiyet verebilir.
Kolesterol « Genel
Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel görevleri olan, ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları görülen bir maddedir. Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100 gr, kanda 250 mg,'dır.
Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar. Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir çeşit zırh görevi yapar. Sinir dokuları içerisinde, onların dayanıklı olmasını sağlar. Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.
Hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldur ve işe yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar. Vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların iyi çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler, tiroid bezesi, karaciğer, safra kesesi, bağırsaklar, akciğer, ciltteki ter bezesi), kolesterol problemine yolaçar.
Neden Olduğu Rahatsızlıklar
Kandaki nötr yağ oranının artması
Vücutta yağ lekeleri oluşması
Parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları
Göz kapaklarında sarı lekeler oluşması ve gece körlüğü
Siroz
Damar sertliği
Belirtileri
Ciltte sarı lekeler
Göz altında siyah halkalar, gözün beyaz kısmında sarı lekecikler
Terin ve nefesin ağır kokması
Ağızda acılık hissi
Baş ağrısı ve başta ağırlık hissi
Görme zayıflığı
Baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi
Hazımsızlık ve iştahsızlık
Genel yorgunluk ve ruhi bunalım
Uykusuzluk
Sol kolda ve kalp üzerinde zaman zaman ağrılar.
Yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir yağları kullanılmalıdır. Sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir) Enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi, lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir. Kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi meyveler de yenebilir. Ardıç tohumu, mısır püskülü, zeytin yaprağı ve zerdeçal düzenli olarak yenmelidir.
Üzüm « Besinler ve Özellikleri
Tazesi yaz mevsimi sofralarında yaygın şekilde yer alan, kurusu yıl boyunca çeşitli şekillerde tüketilen üzüm meyvesini veren Üzüm asması, Fundagiller'dendir. Dünyanın beş kıtasında elmayla birlikte meyve üretimi için en çok kültürü yapılan bitkilerden biri olan üzüm asmasının anayurdu Anadolu'dur. Burada İÖ 3000 yıllarında bağcılık yapıldığına ilişkin bulgulara rastlanmıştır.
Binlerce çeşidi bulunan, yapraklarını döken çokyıllık tırmanıcı bir bitki olan asmaların, kökgövde, yan kökler, dip kökler ve kılcal köklerden oluşan sağlam ve ayrıntılı bir kök yapısı vardır. Kökgövdesinin uzantısı gibi görünen gövdesi toprak yüzeyinden başlayıp bitkinin tacında sona erer. Gövde, her yıl enine doğru gelişerek kalınlaşır.
Bitkinin kol, sürgün yaprak ve meyve ağırlığını taşıyacak duruma gelmesi 3-5 yıl alır. Bitkinin, taç kısmında iki ya da daha çok yaşlı organları olan ve yapısıyla gövdeye çok benzeyen kolları bulunur. Bunlar biryıllık çubukları, göz ve sürgünleri taşır. Bitkinin yeşil sürgünleri, kollardaki gözlerin sürmesiyle oluşur; günde birkaç santim büyüyerek gelişme sezonu sonunda metrelerce uzunluğa ulaşır.
Üzüm bitkisinin yaprak, sülük (tutunma organı) ve çiçek salkımlarını yeşil sürgünler taşır. Asma yaprakları, genellikle beş parçalı, üstü mumsu tabakayla örtülü ve yeşil renklidir. Çiçek salkımları, yeşil sürgünün 4.-6. boğumlarında ve bir yaprağın karşısında yer alır. Erdişi olan asmada, erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde bulunur.
Salkım halindeki çiçeklerin olgunlaşmaya başlaması için sıcaklığın 16 dereceye yükselmesi gerekir. 18-21 derece sıcaklıklarda tam olgunlaşan çiçeklerde tozlaşma başlar. Böylece döllenen dişi çiçek salkımlarının %50'si tane tutar, döllenmeyen çiçekler kuruyup dökülür.
Salkımlar halinde olgunlaşan üzüm meyvesinin kabuğu, bitkinin çeşidine göre beyaz, siyah ya da bu iki rengin farklı tonlarındadır. Gene üzüm çeşitlerine göre ince ya da kalın olan kabuk, rengin yanı sıra meyvenin koku ve tanen maddesini taşımaktadır.
Meyvenin ortasında, sayısı 0-4 arasında değişen çekirdeği yer alır. Taze üzüm sofralık olarak pek makbul bir meyve olduğu gibi, kurutularak hoşaf, çeşitli tatlı, kek, çikolata ve pastaların yapımında kullanılır. Ayrıca çok geniş bir kullanım alanı olan üzüm çeşitleri şaraplık olarak değerlendirildiği gibi sucuk, pekmez, bulama, meyve suyu, şıra, sirke ve rakı ile diğer alkollü içkilerin yapımında kullanılmaktadır.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. taze üzümün besin değerleri şunlardır: 69 kalori; 1,3 gr. protein; 15,7-20 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; l gr. yağ; 0,6 gr. lif; 12 mgr. fosfor; 16 mgr. kalsiyum; 0,4 mgr. demir; 3 mgr. sodyum; 158 mgr. potasyum: 13 mgr. magnezyum; 100 IU A vitamini; 0,05 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B 2 vitamini; 0.3 mgr. B3 vitamini: 0,08 mgr. B6 vitamini; 5.6 mcgr. folik asit; 4 mgr. C vitamini ve 0,7 mgr. E vitamini.
Yukarıdaki ortalama değerlerin çok geniş ürün yelpazesi olan üzüm çeşitlerine göre farklılık göstermesi doğaldır.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
Yukarıda sayılan besin değerlerinin yanı sıra;
o Üzüm, geleneksel inanışlara göre midevidir; sindirim sorunu olanlara iyi gelir.
o İçerdiği tanen ve diğer maddelerle bazı virüs ve bakterilerle savaşır, onları yok eder.
o Üzüm, diş çürümelerini engeller.
o İçerdiği yüksek orandaki bazı maddelerle bedenin kansere yakalanması rizikosunu azaltır.
o Son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırma sonuçlarında, üzüm çekirdeğinin sağlığa pek çok yararı olduğu ileri sürülmüştür.
Bütün bu etkilerinden yararlanmak için, taze ve kuru üzüm, günlük diyete katılarak bolca tüketilmelidir.
Dikkat: Çok şekerli bir besin olduğu için, şeker hastaları üzüm yeme konusunda uzman doktorlara danışmalıdır.
ASMASININ ÜRETİLMESİ
Üzüm asmaları, odunlaşmış gövde çeliklerinin köklendirilmesiyle çoğaltılır. 19. yüzyılın ortalarında Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya yayılan filoksera zararlısı, asmalara büyük zararlar vermiş, özellikle yerli anaçları etkisi altına almıştır. Asmaların kökleriyle beslenen bu zararlıyla, ilaç kullanılarak mücadele edilemez. Bu nedenle filokseraya en çok dirençli Amerikan kökenli asma anaçlarının kullanılması yeğlenir. Günümüzde üzüm asması üretimi, böyle anaçlardan alınan çeliklerle yapılmaktadır.
ASMASININ YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: Dünyada bağcılığın yaygın olduğu ülkeler, içinde Türkiye'nin de bulunduğu kuşakta yer alır. Yurdumuzun hemen her yeri, iklim bakımından bağcılığa uygundur. İklim öğeleri yönünden sıcaklık en önemlisidir. Bağcılık yapılabilmesi ve üzümlerin olgunlaşması için sıcaklık en az, ortalama 10 derece olmalıdır.
Üzüm asmalarında sürgünlerin gelişmesi 10 derece ve daha yüksek sıcaklıklarda gerçekleşir. Güneşleme süresi de üzüm verimi, niteliği ve olgunlaşmasını etkiler. Asma, güneşi çok seven bir bitkidir. Yılda en az 1.300 saat güneşli hava ister. Güneşi gördükçe, asmaların şeker ve nişasta verimi artar. -12 dereceye kadar dayanan asmalarda, daha da düşen sıcaklıkta zarar görme giderek artar ve -18 derecede asmalar tümüye donar.
Toprak isteği: Üzüm asması, toprak bakımından fazla seçici değildir. Diğer kültür bitkilerinin yetiştirilemediği topraklarda bile yetişip gelişir. Çok farklı toprak tiplerinde, sorun çıkmadan bağcılık yapılabilir. Akarsu kıyılarındaki kumlu alanlardan killi topraklara, 50-60 cm. derinlikteki yüzlek topraklardan çok derin topraklara, taşlı ve fakir topraklardan verimli topraklara kadar farklı tipteki topraklarda asmalar gelişebilir. Ancak, çok ağır, süzek olmayan, tuzlu ve toksik (zehirli) topraklarda bağcılık yapılmamalıdır.
Asmaların en çok sevdiği topraklar ise derin, iyi havalanan, süzek ve kolay ısınan topraklardır. Bu topraklar genellikle tınlı ve kumlu-tınlıdır. 100 yıldan uzun yaşayan ve ürün veren uzun ömürlü ve üretken bitki olan asmaların fidanları ilkbaharda dikilmeden önce, toprağı 40-50 cm. derinlikte kazılmalıdır. Dikiminden önce 24 saat suyun içinde bekletilen fidanlar, 2,5-3 m. arayla dikilir.
Toprak işleme: Bu işlemden amaç, asmanın yetiştiği topraktaki yabani otları yok etmektir. Ayrıca bağda çiğneme ile sertleşen toprağı yumuşatmak için toprağın yüzeyinin kazılarak kabartılması su alımını artırır, toprak altındaki bazı zararlıları kontrol altında tutmayı kolaylaştırır ve yeşil gübreleme yapmayı mümkün kılar.
Toprak işlemeye, kış yağmurlarının bittiği ve toprak tava geldiği zamanda başlanır ve küçük bahçelerde bellemeyle, büyük bağlarda pullukla yapılır. Bir ürün mevsiminde 2-3 kez toprak işlemesi yeterli olur. Toprak işlemesi yapılmadan herbisit (ot öldürücü) ilaçlarla da yabani ot mücadelesi sürdürülebilir.
Sulama: Üzüm asmalarının su isteğinin karşılanmasında yağış olayı çok etkilidir: Asmalar, yılda 450-500 mm. düzenli yağış alan alanlarda yetiştirilir. Yapraklı olduğu dönemde 300-350 mm'lik yağış ister. Bu nedenle yazın kurak geçtiği yıllarda asmaların sulanması gerekir. Asmaların sulanması gerekliliği şöyle anlaşılır: Yaşlı toprakların rengi önce gri-yeşil olur, sonra sararma ve dökülmeler başlar. Bitkinin sülükleri porsur ve dökülür. Sürgün uçları kurur. Yaprakların kenarı aşağı doğru bükülür. Meyve taneleri ufalır, renkleri matlaşır ve güneş yanığına duyarlılaşır.
Gübreleme: Asmalar, topraktaki ve havadaki besinlere ek olarak organik, yeşil ve fenni gübrelerle beslenir. Organik gübre, iyi yanmış çiftlik gübresi olup bitkinin dibine değil, çevresine verilir ve kazılan toprakla üzeri kabartılıp toprak altında bırakılır.
Yeşil gübreleme, baklagillerden bakla, bezelye, yonca vb. bitkilerin, asmaların arasına ekilmesi ve bu bitkiler çiçek açtığında dipleri kazılarak toprağa gömülmesiyle yapılır. Kompoze fenni gübrelerle asmalara azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi ana elementler ile demir, manganez, çinko, bakır, bor, molibden ve klor gibi iz elementler verilir. Bu tür gübrelerin verilmesi için toprak ve yaprak analizleri yapılır ve sonuçlara göre verilecek kompoze fenni gübre miktarı saptanır.
Herekleme: Asmalar, genellikle yerden 40-120 cm. yükseklikte taçlanır. Bu nedenle gövdeye bir ya da kolların altına birkaç çatal herek konularak asmalar desteklenmelidir. Son yıllarda, sıra halinde dikilmiş asmalar boyunca direkler dikilip aralarına tel çekilerek ve asmalar bu tellere bağlanarak desteklenmeye başlamıştır.
Budama: Üzüm asmalarının kol, çubuk, sürgün ve yaprak gibi organlarının kesilip çıkarılması demektir. Asmalar her yıl yoğun bir budama işleminden geçirilmelidir. Öyle ki, kış budamasında, asmanın bir önceki yıl oluşturduğu çubukların %85-98'i kesilip çıkarılır. Bu budama işlemi, asmaların yaprak dökmesi ile ilkbaharda gözlerinin uyanması arasındaki bitkinin dinlenme döneminde gerçekleştirilir.
Yazın yapılan budamada ise, genellikle obur sürgünler kesilip çıkarılır. Diğer pek çok bitki türünde de belirttiğimiz gibi, asmaların budanması profesyonelce yapılan bir uğraşı gerektirir. Bu nedenle budama, üzüm asmasını iyi tanıyan kişiler tarafından, dikkat ve özenle yapılmalıdır.
Hasat (Derim): Üzüm taneleri olgunlaştıkça, salkım sapının rengi üzüm çeşidine göre yapraktan daha açık yeşil ya da sarı veya açık kahverengiye dönüşür. Böylece hasat zamanının geldiği anlaşılan üzümlerde tat, renk ve doku gibi özellikler derime en uygun hali almış olur. Salkımlar keskin bir bıçak kullanılarak kesilir. Hasat sırasında, taneleri çürükçül mantarların üremesinden koruyan tane üzerindeki pusların silinmemesine dikkat edilmelidir.
Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Üzüm asmalarına dadanan zararlı ve hastalıklarla, uzmanlara danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.
oyun