Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Kalıtımsal Ve Doğmalık Hastalıklar « Kalıtımsal ve Doğmalık Hastalıklar

Kalıtımsal karakteristik ne demektir?
Bir nesilden diğerine geçen vücut veya davranış özelliğidir. Bu özellik ya da karakteristik, tohum hücrelerin çekirdeğindeki özellik veya karakteristiği tarafından tayin edilmektedir. Bunlar kromom ya da genler olarak adlandırılır.

Doğmalık hastalık nedir?
Doğumla gelen bir özellik veya vücutta bulunan bir niteliktir. Bu genellikle ceninde, gelişmekte olduğu zaman doğuşta gerçekleşen bir olay nedeniyle meydana gelmektedir. Örneğin anne, gebeliğinin ilk haftalarında kızamıkçık hastalığına yakalanırsa; bu, gelişmekte olan cenine tesir edecek ve onda körlük, kalp hastalığı ya da başka bozukluklar geliştirebilecektir. Bu gibi hallerde bu hastalıklar irsi olmayıp, ceninin gelişme süresinde meydana geldiklerinden doğmalık hastalıklar kategorisine gireceklerdir.

Kalıtımsal karakteristikler nesilden nesle geçer mi?
Evet. Kalıtımsal karakteristikler, Mendel adlı bilginin keşfettiği yasalara göre nesilden nesle intikal eder.

Dominan ve ressessif karakteristikler arasındaki fark nedir?
Çocukta dominan karakteristiğin meydana gelme ihtimali, ressessif karakteristikten daha fazladır. Örneğin, anne-babadan biri kahverengi diğeri mavi gözlü ise, doğacak çocukların çoğunluğu kahverengi gözlü olması ihtimali daha fazladır.   Bir çocuğun anne ve babası siyah saçlı ise ve doğan bir çocuk kızıl saçlı ise, bu kızıl saçlar ressessif karakteristik taşımaktadır.

Kalıtımsal   kusur, eksik ve sakatlıkların   çoğunluğu dominan   veya ressessif karakterinde midir?
Bunların çoğunluğunun ressessif karakteristiği olacaktır ve vakaların az bir yüzdesinde meydana çıkacaktır.

Kalıtımsal karakteristikler bazen nesil atlayarak sonra gelen nesillerde meydana çıkabilir mi?
Evet.

Bir kişide kalıtımsal bir sakatlık varsa, çocuklarında da bu sakatlık olacak mıdır?
Evet. Ama şu unutulmamalıdır ki, kalıtımsal sakatlıklar doğacak çocukların ancak küçük bir yüzdesinde bulunacaktır. Ancak, bilinen kalıtımsal sakatlıkları olan bir aileden, kalıtımsal anormallikleri görülmemiş bir aileden, çok daha fazla sakat çocuklar gelmesi ihtimali vardır.

İki ayrı kişinin, ikisinin de ailelerinde kalıtımsal  sakatlıklar olduğu bilinmekteyse, evlenmeleri emniyetli olur mu?
Evet, ancak anormalliklerini çocuklarına geçirmemek için durumlarını dikkatle düşünmeli ve çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce bir doktora danışmaları yerinde bir hareket olur.

Bir akraba ile evlenmek emniyetli midir?
Bir akraba ile evlenmek emniyetli ise de, akrabalık çok yakınsa bu çiftin çocuk sahibi olması emniyetli değildir. Bu gibi evliliklerden doğacak çocuklarda aşırı ressessif özelliklerin bulunma ihtimali fazladır.

Fertleri arasında akıl hastası olan bir ailenin bir ferdi ile evlenmek emniyetli midir?
Evet. Delilik irsi değildir; ancak bazı ailelerde şahsiyet düzensizliklerinin kalıtımsal olması eğilimi görülmektedir. Çevre faktörleri genellikle çok daha fazla önem taşımaktadırlar.

Bazı genel kalıtımsal özellikler ve anormallikler hangileridir?
Renk körlüğü, cilt rengi, göz rengi, saç rengi, yarık dudak (tavşan dudağı), yumru ayak, yarık damak, ikiz ve fazla çocuk doğurma Bu konu, irsi hastalıklar ile ilgili önleyici ilaçların genel problemi muhtevası içerisine girmektedir. İlk önce, irsi hastalıkları olduğu bilinen bir ailenin bir ferdi ile evlenmekten kaçınmak çaresi vardır. İkinci olarak akrabaları ile evlenen çocuk sahibi olma isteğini ciddi olarak tartışmalı ve düşünmelidirler. Böyle bir birleşme -ki buna aynı kandan olma denir- uyumakta olan zararlı irsi özellikleri ortaya çıkarabilir. Bunun dışında, ailelerinde bilinen genetik hastalık olanlar, çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce bir uzmana danışmalıdırlar. Geleceğin anne-babaları günümüzde orak-hücreli kansızlık özelliği ve Tay-Sachs hastalığını başkasına geçirmek eğilimi için teste tabi tutulabilinmektedirler. Geleceğin anne ve babasından her ikisi de bu eğilimleri gösteriyorlarsa en doğrusu bunların çocuk sahibi olmaktan kaçınmalarıdır.

Akıl ve zeka kalıtımsal mıdır?
Bu konuda irsiyet ve çevrenin rolünü tespit etmek çok zordur. Ancak şu bilinmektedir ki, zeki olan kişilerin çocuklarının da zeki olma eğilimi fazladır. Bunun ne derecede çevreye bağlı olduğunu bilmemekteyiz. Geri zekalılığın çok hallerde kalıtımsal olduğu, doğuşta bir zedelenmeden veya enfeksiyondan ileri gelebileceği bilinmektedir.

Anormal çocukları olmuş olan anne-babalar, ikinci bir çocuğu dünyaya getirmek riskini göze almalı mıdırlar?
Bugün artık bilinmektedir ki birçok anormallik gebelik sırasında veya doğumda meydana gelen anormal durumlardan ileri gelmektedir. Böylece bundan sonra doğacak olan çocuklarla herhangi bir ilişkisi olmayacaktır. Kalıtımsal bozuklukların çoğu ressesiftir ve sonradan gelecek çocuklarda da bu durumların bulunma şansı azdır. Bu gibi hallerde uzman kişilere danışılmalıdır.

Kalıtımsal sakatlıkları olanlar evlenmeli ve çocuk sahibi olmalı mıdırlar?
Evlenebilirler; fakat çocuk sahibi olmadan iyice düşünmeleri gerekmektedir. Bu hususta uzman doktorlara danışmaları muhakkak surette gereklidir. Bazı kalıtımsal bozukluklar ressesif olup, aile ağacında yalnız birkaç kişide tesirini gösterecektir. Başka kalıtımsal sakatlıklar dominan kategorisinde olurlar ki, bunların çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir. Bu gibi hallerde bir çiftin çocuk sahibi olacağı yerde bir çocuğu evlatlığa kabul etmeleri daha yerinde bir hareket olur.

Yumru ayak veya çatlak dudak vb. sakatlıkları olan kişiler kendileri ne bir eş seçecekleri zaman olağanüstü dikkat etmeli midirler?
Evet. Aynı aile hastalıkları karakteristikleri olan kimseler ile evlenmekten kaçınmalıdırlar.

Uzun ömürlülük kalıtımsal mıdır?
Hayır ama, uzun ömürlülük eğilimi kalıtımsal olabilir.

Birçok sara veya akli bozukluk vakaları olduğu bilinen bir aile ferdi ile evlenmekte ihtiyatlı olunmalı mıdır?
Evet.

Şişmanlık ve uzun ya da kısa boyluluk karakteristikleri irsi midir?
Uzun ya da kısa boyluluğun şişmanlık veya zayıflıktan daha fazlı irsi olma eğilimi vardır. Şişmanlık genellikle kişinin yemek yemi alışkanlıkları ile ilgilidir. Bunlar çevre ile ilgili ve irsi değildir. Ancak, bazı ailelerde aşırı şişmanlama eğilimi de görülebilmektedir.

Gebe bir kadının kızamıkçık olması tehlikeli midir?
Evet. Bir kadın gebeliğin ilk aylarında bu hastalığa tutulursa, bu doğacak olan çocukta körlüğe, sağırlığa veya kalp yetersizliğin neden olabilecektir.

Kişilik özellikleri kalıtımsal mıdır?
Irsiyet kişiliğin gelişmesinde ancak küçük bir rol oynayabilir. Bir çocuğun kişiliğinin gelişmesinde şüphesiz en büyük faktör yetişmekte olduğu çevredir.

Ailenin kara koyunu" diye adlandırılan kişinin, cetlerinin birinden kötü karakteristikleri kalıtımsal olarak almış olduğu iddiası bir ger çek payı taşımakta mıdır?
Hayır.

Cinai eğilimler kalıtımsal mıdır?
Hayır.

"Zayıf karakter" kalıtımsal olabilir mi?
Hayır.

Birçok hastalık kalıtımsal mıdır?
Hayır. Doktorunuz size irsi olabilecek hastalıklar hakkında geniş bilgi verebilecektir. Bunların sayısı oldukça azdır.

Havuç « Besinler ve Özellikleri

Besinlerimiz arasında belki de bedenimize en yararlı sayılan ve sözgelişi Belçika'da çocukları yemeleri konusunda yüreklendirmek için meyve sınıfına sokulan Havuç'u veren bitkisi, Maydanozgiller'dendir. Anayurdunun Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika olduğu savunulan havuç, günümüzde dünyanın pek çok yeri ile Türkiye'de bol bol yetiştirilmektedir. Bugün makbul sayılan havucun, birçok yabani türünün yıllarca süren seleksiyonları sonucunda elde edilmiş 8 önemli çeşidi vardır.

50-100 cm. kadar boylanan havuç, ikiyıllık bir kültür bitkisidir. Birinci yılında toprak altında bulunan ve yenilen etki kökleri ile toprak üstü yaprak ve saplarını geliştirir. İkinci yılında bitkinin çiçek ve tohumları oluşur. Bazı yabani havuçlarla birkaç kültür türünde bitki biryıllık olarak gelişmekte, aynı yıl içinde bitkinin tüm bölümleri oluşabilmektedir. Bitkinin besin yönünden pek zengin etli, şişkin kökü, çeşitli biçim, renk ve büyüklüklerde olur. Kökün ortasında bulunan ve halk arasında odun denilen özü de çeşitli çaplarda ve özelliklerdedir. Bu tür, özün bulunmadığı havuç türü elde edilememiştir.

Havuç köklerinin rengi genellikle sarı, turuncu ya da çeşitli tonlarıyla pembedir. Ülkemizde Hatay ilimizin Samandağı yöresinde, koyu vişne çürüğü renkli pek nadir görülen havuçlar yetiştirilmektedir. Havuç bitkisinin oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları vardır. Erselik özellikli çiçekleri, 60-100 cm. uzunluktaki sapın ucunda şemsiye biçiminde oluşur. Beyaz ya da ender olarak yeşilimtırak renklidir.

Havuç tohumları küçük, sarımtırak kurşuni renkli ve hafif çengellidir. Havuç kökleri çiğ (pişirilmemiş) olarak yenildiği gibi yemeklere ve salatalara katılarak, suyu çıkarılarak, tatlıları ile turşusu yapılarak bol bol tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. taze havucun içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 30-42 kalori; 1,1 gr. protein; 9,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; l gr. lif; 36 mgr. fosfor; 37 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; 47 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 23 mgr. magnezyum; 8.115-11.000 IU A vitamini: 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0.6 mgr. B3 vitamini: 0.15 mgr. B6 vitamini: 7,6 mcgr. folik asit: 6-8 mgr. C vitamini ve 0,6 mgr. E vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan gerçekten çok dirimsel besin değerlerinin yanı sıra;

o Havuç, düzenli olarak yenildiğinde, sigara içen kişileri de içermek üzere, bedenin akciğer kanserine yakalanma rizikosunu en aza indirgemektedir: Ayrıca havucu sık ve bol tüketen kişilerin gırtlak, mesane (idrar kesesi), rahmin boyun bölümü, kalınbağırsak, prostat ve yemek borusu kanserlerine yakalanma rizikosunun %50 oranında; menopoz döneminin sonrasını yaşayan kadınlarda, göğüs kanserlerine yakalanma rizikosunun %20 oranında azaldığı yapılan araştırmalar sonucunda saptanmıştır.

o Kalbin dostu da olan havuç, kandaki kolesterol düzeyini düşürmenin en kolay yoludur.

Araştırmalar, havuç yemenin kolesterolde önemli düşmelere neden olduğunu, havuç yemeyi bırakan kişilerde kısa sürede kolesterolün eski düzeyine yükseldiğini göstermiştir.

o Havuç bazı türden gıda zehirlenmelerini önler.

o Ayrıca, yapılan araştırmalar, havucun menenjit ve ansefalit (beyin iltihabı) ile gebelikte fetüse geçerek düşüğe neden olan listerya adlı maddenin etkilerini yok ettiğini göstermiştir.

o Havuç, içerdiği yüksek lif oranıyla peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.

o Kaynatılarak içilen havucun suyu diyareye iyi gelir.

o Ayrıca halk arasında, havucun sindirimi kolaylaştırıcı, gaz söktürücü, idrarı artırıcı, kurt düşürücü, aybaşı olayını kolaylaştırıcı ve hatta gebeliği önleyici, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğuna uzun yıllardır inanılmaktadır.

Bütün bu dirimsel önem taşıyan etkilerinden yararlanılmak üzere kişiler özgürce ve bol bol havuç yemelidir. Piyasada toz şeklinde de satılan havucun günlük diyetimizde sıklıkla yer alması, sağlığımıza büyük fayda sağlayacaktır.

BİTKİSİNİN ÜRETİLMESİ

Havuç bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Tohumlar bölgenin iklim koşullarına göre, şubattan kasıma kadar ya önce yastıklara ekilip fideleri yetiştirilip daha sonra bu fideler havucun asıl yatağına şaşırtılır ya da ekim, iklim ve toprak koşullarının uygun olduğu zamanda doğrudan doğruya bitkinin asıl yatağına yapılır. Hafif çengelli olan havuç tohumları birbirine takıldığından, ekimden önce bunlar bir torba ya da avuç içinde ovalanarak birbirinden ayrılmalıdır.

Havuç tohumları toprakta kesinlikle 2 cm'den derine ekilmemelidir. Sıralara ekilen tohumlar çimlendikten sonra, zayıf fideler sökülerek seyreltilir. Fide ekiminde, sıra üzerinde fide aralığı 5-10 cm. olarak bırakılır.

BİTKİSİNİN YETİŞTİRİLMESİ

Mim isteği: Havuç, ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Kısa gün bitkisi olarak da kabul edilen havuç az ışık, yüksek toprak nemi ve nispeten düşük sıcaklıklarda en iyi gelişmeyi gösterip yüksek ürün verimi sağlamaktadır. En uygun havuç rengi 15,5-21 derece sıcaklıklarda oluşmakta, bunun altı ve üstü sıcaklık derecelerinde ürün kötü bir renk almaktadır. Belirtilen bu sıcaklık derecelerinde ayrıca en uzun kökler oluşmaktadır.

Toprak isteği: Havuç bitkisi derin, gevşek bünyeli, geçirgen, organik madde yönünden zengin, uygun oranda kireç içeren kumlu-tınlı ya da tınlı-kumlu topraklarda en iyi sonucu verir. Yüksek toprak asiditesine karşı oldukça duyarlıdır. En uygun toprak pH'ı 6,5-7,5 arasıdır. Kireci fakir topraklara yeterli oranda sönmüş kirecin verilmesi gerekir.

Toprak işleme: Havucun yetiştirildiği toprak derin kazılmalı ve çok dikkatle işlenmelidir. Aksi takdirde çatallaşan havuç kökleri ürün değerini yitirir. Havucun toprağındaki yabani otlar elle ya da çapalamayla temizlenmelidir.

Sulama: Havuç bitkisi makul düzeyde suyu sever. Çimlenmeye başlamasından hasat sonuna dek, belli aralıklarla düzenli olarak, ayrıca her çapalamadan sonra mutlaka sulanmalıdır.

Gübreleme: Öncelikle potas ve ikinci derecede fosfora gereksinim duyan havuç bitkisi, özellikle taze çiftlik gübresinden hiç hoşlanmaz. Böyle gübre verilirse ürün verimi düşer ve bitki birinci yılında tohuma kalkma (yani çiçek açıp bitki verme ve kökünü ikmal etme) eğilimi gösterir.

Hasat (Derim): Havuç bitkisi, köklerinin sertleşmesine olanak tanınmadan hasat edilmelidir. En rahat yenilen havuçları elde etmek için, köklerin normal iriliğinin 1/3 ve en çok 1/2'sine ulaşıldığında hasadın yapılması gerekir. Hasat, bir gün önce sulanan topraktaki bitkilerin elle sökülmesiyle yapılır. Sokumun ardından hemen kökün üst kısmı kesilip çıkarılır.

Hastalık ve zararlılarıyla mücadele: Gelişme döneminde havuç bitkisinde zararlı ve hastalıklar görüldüğünde, bunlarla, tarım uzmanlarına danışılarak ve uygun tarım koruma ilaçları kullanılarak zamanında, eksiksiz ve aksatılmadan mücadele sürdürülmelidir.

Kalbin Anatomi Ve Fonksiyonu « Kalp

Kalbin yapısı nasıldır?
Kalp dört bölümden ibaret, ters koni şeklinde adaleli bir organdır. Sol ve sağ olmak üzere ikiye bölünmüştür; her birisinin diğerine bağlı iki odası vardır: Bir kulakçık ve bir karıncık. Sağ kulakçık iki büyük damar tarafından kanla beslenmektedir; alt ve üst "vena cava" (toplardamar) lar. Bu damarlar sağ kulakçığa bütün vücuttaki damarlardan kan nakletmektedir. Bu damarların naklettiği koyu kırmızı renkteki kanın oksijen oranı düşük, kullanılmış karbondioksit miktarı ve bağırsaklarda veya başka dokular tarafından üretilen maddeler oranı fazladır. Sağ kulakçıktan triküspit kapakçığından geçen bu kan sağ karıncığa gelir. Oradan da akciğer kapakçığı olarak adlandırılan başka bir kapakçıktan geçerek ciğerlerin kan damarlarına girmektedir. Burada, damarlardaki kanın oksijen ihtiyacı giderilmekte ve kullanılmış karbondioksit solunumla dışa atılmaktadır. Ciğerlerde oksijenle takviye olan kan, kalbin sol tarafına geçmekte ve ilk önce sol kulakçığa girmektedir. Oradan sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapakçıktan geçerek kuvvetli ve adaleli sol karıncığa gelir. Sol karıncık kuvvetle büzülerek bu taze kanı aort kanalı yoluyla dışarı itmekte ve vücudun en büyük arteri olan aorta sevk etmektedir. Oradan da kan, vücudun bütün kan damarlarına ve dokularına dağıtılmaktadır.

Kalbin fonksiyonu nedir?
Kalp, bütün vücut damarlarına kan akımını ve dolaşımını temin eden motor veya başlıca enerji kaynağıdır. Yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde olan bu organ, günde ortalama altı bin litre kan pompalamakta ve gerektiği takdirde bu miktarı büyük ölçüde artırabilmektedir. Bütün yaşantı boyunca devamlı bir şekilde atmakta ve ortalama olarak dakikada yetmiş sekiz defa veya günde yaklaşık on bin defa kasılmaktadır. Zayıf kalp hareketi, zayıf kan akımına yol açar ve bu da vücudun hayati organlarının fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.

Bir kişinin kalbinin "iyi durumda" olduğunu bir doktor nasıl anlayabilir?
Doktor, hastasının kalbinin durumunu bu kişinin klinik tarihçesini inceleyerek fiziki muayene ve başka testlerle tespit edebilir. Gerektiği hallerde ve daha ileri bir inceleme gerekirse floroskopi, X ışınları filmi ve elektrokardiyografi yoluyla hastasının kalp durumunu bütün açıklığı ile anlar.

"Kuvvetli bir kalp" deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Yapısı normal ve fonksiyonları yeterli olan her kalp için "kuvvetli bir kalp" deyimi kullanılır.

"Zayıf bir kalp" deyiminden ne anlaşılmaktadır?
Doğuştan yapısında bir kusur veya bir hastalıktan dolayı iyi çalışmayan bir kalp demektir.

Kalp rahatsızlığının bir aile hastalığı veya kalıtımsal olma eğilimi var mıdır?
Kalbe zarar veren bazı hastalıkların ailelerde bulunma eğilimi göstermekte ise de; kalp hastalığı, aslında kalıtımsal değildir. Ailede bir kalp hastasının bulunması, öteki aile fertlerini kendi kalpleri hakkında telaşa sevk etmemelidir. Ancak, böyle bir hal ailenin diğer fertlerini normal süreler içerisinde tıbbi kontrole sevk etmelidir. Böylece, gerektiği hallerde doktor önleyici bir programın yürütülmesini tavsiye edebilecektir.

Kalbi zayıf olan bir kimsede "kuvvetli bir kalp" gelişebilir mi?
Bu kişinin yaşma ve aynı zamanda kalp zayıflığının asıl nedenine bağlıdır. Birçok kalp hastalığı iyi bir şekilde tedavi edilebilmekte ve birçok vakada tam bir tedavi gerçekleştirilmektedir.

Kalp yetmezliği olan çocukların bu durumu zamanla iyileşir mi?
"Zamanla iyileşme" terimi artık tıpta kabul edilmemektedir. Bir rahatsızlığın tedavisiz geçebileceği veya iyileşebileceği düşünce bir kalp problemine müspet bir girişimle giderilebilmesini ihmal ettirebilir. Aslında, kalp rahatsızlığı zamanla iyileşmez. Halk arasında yaygın olan bu terimin orijini bazı çocuklarda duyulan anormal kalp seslerinin sonradan kendinden kaybolmasından ileri gelmektedir. Aslında, bu sesler bir kalp hastalığının belirtisi olmayı zararsız kalp sesleridir. Organik bir kalp rahatsızlığından ileri gelen bu anormal sesler genellikle kendiliğinden kaybolmaz.

Fazla fiziki faaliyet kalbi normal olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Fazla fiziki faaliyetin normal bir kalbe belirli bir zararı olacağı ihtimali yok gibidir.

Fazla fiziki faaliyet kalbi zayıf olan bir kimseye zararlı olabilir mi?
Kalp rahatsızlığı olan kimseler, fazlasıyla fiziki hareketlere girişmemelidir. Bunun, kendilerinin sakatmış gibi kalmaları anlamına gelmemesi gerekir. Ancak, bu gibileri, kalp durumlarının izin verdiği sınırlar içerisinde fiziki faaliyetlerini ayarlamalıdırlar. Bu yolda doktorun vereceği tavsiyeler harfi harfine tatbik sahasına sokulmalıdır.

Tütün kullanmak kalp üzerinde ne gibi tesir yapmaktadır?
Günümüzde doktorların büyük çoğunluğu tütün kullanmanın kalbe zararlı olduğunu kabul etmişlerdir. Tütün, kalp adalelerini besleyen küçük ve büyük arterlerin büzülmesine yol açmakta ve böylece kalbi, fazlasıyla ihtiyaç duyduğu oksijenden, mahrum bırakmaktadır. Bazı hastalarda tütün kullanmak koroner arterde spazmlar meydana getirmekte, kalbin normal ritminde düzensizliklere sebebiyet vermekte veya kan basıncını yükseltmektedir. Sigara içenlerin, içmeyenlerden çok daha fazla kalp sektesine maruz kaldıkları tahmin edilmektedir. Şüphesiz kalplerinden rahatsız olanlar, tütün kullanmaktan vazgeçmelidirler.

Alkol kullanmak kalbe zararlı mı olur?
Özellikle değil ama, eğer fazla ve sürekli olarak alkol alınmaktaysa zararlı olabilir. Son bilimsel araştırmalar göstermiştir ki çok fazla ve sürekli alkol alınması kalp adalelerini zedeleyebilmektedir.

Aspirin kullanmak kalbe zararlı olabilir mi?
Hayır.

Genel olarak kullanılmakta olan ilaçların hangileri kalbe zararlı olabilir?
Genel olarak kullanılmakta olan ilaçların büyük çoğunluğu kalbe herhangi bir zarar verecek nitelikte değildir.

Aşırı duygusal gerginlik kalbe zararlı olabilir mi?
Evet. Ancak normal bir kalp akut duygusal ve fiziki gerginliğe karşı şaşılacak derecede dayanıklıdır. Kronik duygusal gerginlik, eninde sonunda kalp hastalığının gelişmesine neden olabilir.   Ayrıca, hayatta vukua gelen bir krizden meydana gelecek olağanüstü bir gerginlik, aslında normal olan bir kalpte akut bir kalp sektesi meydana getirebilir. Aslında temelde bir hastalıktan dolayı hasta olan bir kalp, sürekli duygusal gerginlikten zarar göreceği muhakkaktır.

"Kırılan kalp" diye bir şey var mıdır? Başka deyişle kalp üzüntü veya hayal kırıklığından zarar görebilir mi?
"Kırık kalp" deyimi şairler için şairler tarafından icap edilen bir deyimdir.

Kalp civarında duyulmakta olan bir ağrının kalp ile ilgili ölüp olmadığı veya başka bir organdaki rahatsızlıktan mı ileri gelmekte olduğu nasıl anlaşılır?
Kalp sancısı çok değişiklikler gösteren bir belirtidir. Muayyen bir ağrının kalp ile ilgili olup olmadığı ancak bir uzman doktor tarafından anlaşılabilir. Çok hallerde bu uzman doktor bile klinik teşhisini kesinleştirmek için elektrokardiyogramlara veya röntgene başvurma zorunluluğunu hissedecektir.

Kalpleri normal olanlar, kalp rahatsızlığı olanlardan daha mı fazla yaşarlar?
Bütün koşullar eşitse, evet.

Kişiler hangi süreler içerisinde kalplerini muayene ettirmelidirler?
Kalp hastalığının özel bir tarihçesi olmayan kimselerin kalp kont rolü diye bir şey düşünmeleri gereği yoktur. Bu kontrol normal yıllık fiziki kontrolde zaten yapılacaktır.
Kalbi rahatsız olan kişinin, kendi doktorunun isteyeceği süreler içerisinde kalbini muayene ettirmesi gereklidir. Bu süre araları hastalara göre çok değişik olabilir.

Erkeklerde kalp hastalıkları, kadınlardan daha mı sık olur?
Erkekler koroner arterler hastalıklarına kadınlardan çok daha hastalığa meyilli olduklarından kalp ağrıları koroner tromboz olma eğilimleri kadınlardan fazladır. Başka tip kalp hastalıkları erkeli ve kadınlar arasında aynı ölçüde görülmektedir.

Zayıf olan kişilerde kalp hastalığı oranları şişmanlara göre düşül müdür?
İstatistik bakımdan koroner arter hastalığı şişmanlarda zayıflardan bir hayli fazla görülmektedir. Başka tip kalp hastalıklarında böyle bir ayırım olamaz. Ancak, şu hatırda tutulmalıdır ki aslında zayıflamış veya zedelenmiş bir kalbe, aşırı şişmanlık, normalin dışında fazla bir yük teşkil edecektir.

Doktorlar kalbi dinlemekle ve kalp testleri yapmakla hayat süresi hakkında bir kehanette bulunabilirler mi?
Hayır. Bir doktor ancak bir kalbin normal çalışıp çalışmadığını veya hasta olup olmadığını tespit edebilecektir. Ancak, bütün modern metotlara rağmen, kalbi hasta olan bir kişinin ne kadar yaşayacağına dair bir öngörü yapılması kaba bir tahminden ileri gidemeyecektir. Normal bir kalbi olan kişinin yaşama ihtimalleri hakkında öngörüler sürmek esasen söz konusu olamaz.

oyun