Astım « Hastalıklar
Astım dünyanın her yerinde, her yaştaki insanlarda rastlanan bir hastalıktır. Nefes alındıktan sonra solunum yolları vasıtasıyla alınan hava alveollere iletilmektedir. Bu sırada havanın alveollere iletilmesine aracı olan solunum yollarındaki daralma, tıkanıklık veya iltihaptan oluşan, bulaşıcı olmayan bir hastalıktır.
Her zaman olmasa da genelde alerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik ve çevresel etkenler birlikte rol oynamaktadır. Haşereler, küf mantarları, polenler, sigara dumanı, hava kirliliği hastalığın ortaya çıkmasındaki başlıca etkenlerdir. Hastalığın başlıca belirtileri, nefes darlığı, göğüste tıkanma, hırıltılı solunum alıp vermedir. Her hastada bu belirtilerin hepsi bir arada olmayabilir.
Tedavi uzun sürelidir. Dünya genelinde de bu hastalığın tedavisinde sprey ilaçlar kullanılmaktadır. Ağızdan alınan ilaçlar etkili olması istenmeyen organlara da (kalp, böbrek vb.) ulaşmaktadır. Oysa sprey ilaçlar sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına etkir. Aşı tedavisi her yerde her hekim tarafından ve muayenehanelerde kesinlikle yapılmamalıdır. Bu tedavi yöntemi tam teşekküllü hastahanelerde yapılmalıdır.
Astım krizine girmemek için ise krize girmenize sebep olan unsurlardan uzak durmalı ve grip gibi solunum yolları hastalıklarından uzak durmalısınız. Astım hastalarının bazıları aspirin, romatizmal ilaçlar ve ağrı kesicilere karşı çok fazla duyarlıdırlar ve astım krizine sebep olabilir. Hastalığın tedavisi sonucunda kesin sonuç alınır ve hasta eski sağlığına tamamen kavuşur.
Burun Kanamaları « Hastalıklar
Burun kanamaları, yaş ve cins ayrımı yapmadan tüm insanlarda görülebilmektedir. Burun kanamaları çoğunlukla, olduğundan daha tehlikeli gibi görünür. Yine de nadir durumlarda hayati tehlike olabilir.
Kanamalar, nedenlerine göre, burun içi değişiklikler ve vücudun başka hastalıklarının (mikrobik hastalıklar, hipertansiyon, pıhtılaşma bozukluklari, kanser gibi kötü huylu hastalıklar) sonucu olmak üzere 2 ana gruba ayrıabilir.
Basit bir burun karıştırması, ağır egzersizler, hafif soğuk algınlıkları, alerjik rinit, burun travmaları, burun operasyonları, burun içi yabancı cisimler ve tümörler de kanama nedenleri arasındadır.
Kanamaların yerine göre ise, burun ön tarafı ve arka tarafı olmak üzere 2 gruba ayrılabilir. Burunun ön tarafından kaynaklanan kanamalar, daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülürken, burun arka bölümünden olan kanamalar, yaşlılarda sık görülür. Burun arkasından olan kanamalar, daha çok genize doğru akar ve şiddeti olma olasılğı yüksektir. Tansiyon kontrolü ve KBB uzmanı tarafından müdahale önerilir.
Bazen da yalancı burun kanamaları görülebilir. Bu tip kanamalarda, kanayan yer burun olmadığı halde, kan burundan gelmektedir. Bu durum, yemek borusu damarlarının varislerindeki kanamaların yukarı taşması veya genizde yerleşmiş tümörlerin kanamalarında görülmektedir.
Burun kanamaları, üst solunum yolları enfeksiyonlarının sık olduğu ve sıcaklık değişimlerinin fazla olduğu kış aylarında daha çok görü!ür. Ancak sıcak ve kuru havaların ağırlıkta olduğu dönemlerde de sık görülebilir.
Sürekli Burun Kanamaları
Burun, kanlanması bol bir organdır. Burun kanamaları, birkaç damla ile kısa süren kanamalardan, ciddi boyutlarda, bol ve uzun kanamalara kadar geniş bir yelpaze içerisinde olabilirler. Bu yüzden, her burun kanaması çok iyi değerlendirilmelidir.
Burun kanamalarının birçok sebebi vardır. En sık karşılaşılan burun kanaması, burnun hemen girişinde bulunan yüzeyel damarların çatlaması ile oluşan kanamalardır. Bu kanamaların sebebi, "buruna darbe, hava kuruluğu, tansiyon yükselmesi, sıcak ve kuru hava" olabilir. Bütün burun kanamalarının yaklaşık %90'ı bu tür kanamalardır. Bu durumda yapılacak şey, hastanın, burnunu soğuk su ile temizlemesi, burun içerisindeki pıhtıları sümkürmesi ve burun kanatlarının beş, on dakika iyice sıkılmasıdır.
Hastanın yatırılması zararlıdır. Yatırılacaksa bile baş yukarıda tutulmalıdır. Böyle bir müdahale ile bu tür kanamalar, çoğunlukla durur. Çatlayan damar iyileşene kadar, kanamalar tekrarlayabilir. Kanamalar durmaz ve sık olursa mutlaka bir KBB hekimince değerlendirilmelidir.
Sık sık kanayarak kişinin yatağını kirletiyor, iş yapmaya, araba kullanmasına engelliyorsa, burun tamponlanabilir, damarlar koterize edilebilir (yakılabilir).
Tıbbi Müdahale
Burun içerisinde, diğer damarlarda da çatlamalar olabilir ve daha şiddetli kanamalar görülebilir. Bu kanamalar, genellikle müdahale gerektirirler. Burun kanatlarını elle sıkmakla durmayacakları gibi, daha geniş çaplı damar kanamaları oldukları için, çok kan kaybına sebep olabilirler.
Özelikle yaşlı insanlarda, tansiyon yükselmesi ile oluşan kanamalar, damar çeperlerinin kireçlenmiş olmasından dolayı kolay kolay durmazlar. Kişinin, hem tansiyonu hem de kanaması kontrol altıa alınmalıdır.
Burun iltihapları, sinüzitler, nadir görülen burun tümörleri de kanamaya yol açabilirler. Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde de burun kanamalan görülebilir.
Burun kanamaları, çoğunlukla can sıkıcıdır, bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar, burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar:
Ön burun kanamaları: Burnun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da oturan kişide bir burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
Arka kanama: Burun arkasından ve derinden olan kanamadır. Kanama, genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında, ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir. Arka burun kanamalarının tanınması çok önemlidir. Bu kanama tipi oldukça şiddetlidir ve bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu, genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler ya da travma geçirmiş kişilerdir.
Burun kanamaları, çocuk yaş grubunda, genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar, kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burunun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek yararlı olacaktır. Bu amaçla vaselin ve viks faydalı ilaçlardır. Günde üç defa kullanılması önerilir ancak gece yatmadan önce sürmek yeterlidir.
Yapılması Gerekenler
Burnun uçtaki yumuşak kısmını baş parmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız.
Burnu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırınız.
Beş dakika böyle bekleyiniz.
Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturunuz ya da başınız daha yukarıda uzanınız.
Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz (Bir plastik torba içine buz doldurarak).
Kanama durduktan sonra sümkürmemeye özen gösteriniz.
Yerden ağır bir şey kaldırmak ya da buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız.
Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarıda tutmaya çalışınız.
Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz.
3-4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız (Otrivine, Burnil, Farial).
Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız.
İncir « Besinler ve Özellikleri
Tazesini yazın, kurutulmuşunu yılın her zamanında severek yediğimiz incir adlı meyveyi veren incir ağacı, Dutgiller'dendir. Kısmen yaprak döken, kısmen hepyeşil ağaç, ağaççık ya da çalı formunda 750 kadar türü olan incirin anayurdu Önasya ile Akdeniz havzasıdır. Yurdumuzda özellikle Ege bölgesi ile diğer ılık yörelerde incir ağacı yetiştirilmektedir. 8-10 m'ye kadar boylanabilen incir ağacının odunu yumuşaktır.
Koyu yeşil renkli, derin girintili beş loplu, bir tür süt salgılayan yaprakları; yazın açan, genelde tek eşeyli yeşil renkli çiçekleri vardır. Yaz başlarından ekim sonlarına kadar değişen zamanlarda olgunlaşan etli ve küçük çekirdekli lezzetli meyvelerini geliştirmesi için tek eşeyli ağaçlarda, baba incir denilen erkek çiçek açan ağaçlarda yaşayan zarkanatlı ilek adlı bir böceğin, dişi çiçekli ağaçların üzerine bırakılması gerekir.
Bazı incir ağaçları iki eşeyli çiçek açar ve bu işleme gerek duyulmaz. İncir ağaçlarından iki çeşit meyve elde edilir. Bunlardan ilki, soluk sarı renkli sultan ya da lop inciridir. Bu incirler taze olarak yenildiği gibi kurutulmaya da elverişlidir. İkinci çeşit morumsu renkli incirlere, siyah incir ya da patlıcan inciri denilir. Bunlar taze olarak tüketilir. Taze ya da kurutulmuşunu, yenilmesinin yanı sıra incir, reçeli, pekmezi, ezmesi ve tatlıları yapılarak da tüketilir.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. taze incirin içerdiği besin değerleri şöyledir: 80 kalori: 1,2 gr. protein; 20,3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 1,2 gr. lif; 22 mgr. fosfor; 25 mgr. kalsiyum; 0,6 gr. demir; 2 mgr. sodyum; 194 mgr. potasyum: 20 mgr. magnezyum; 80 IU A vitamini; 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,4 mgr. B3 vitamini; 0,113 mgr. B6 vitamini; 6.7 mcgr. folik asit ve 2 mgr. C vitamini.
İncirin kurutulmuşunun yani kuru incirin besin değeri daha da artar. Bunları şöylece sıralayabiliriz; 217 kalori: 4 gr. protein; 55.3 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,2 gr. yağ; 6.7 gr. lif: 163 mgr. fosfor: 138 mgr. kalsiyum: 4,2 mgr. demir: 640 mgr. potasyum: 91,5 mgr. magnezyum; 0,073 mgr. B1 vitamini ve 0,072 mgr. B2 vitamini.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
o Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Sözgelişi, 100 gr. kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun %17'si, demir ve magnezyumun %30'u, fosforun %20'si, B1 vitamininin %5'i ve B2 vitamininin %4'ü alınmış olur.
o İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar.
o Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır.
o İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler: incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir.
o İncir, içerdiği 'benzaldehit' adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur.
o Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki -üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir.
o Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür.
o Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur.
o Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.
AĞACININ ÜRETİLMESİ
İncir ağacı, gövde çelikleriyle ya da baladız adı verilen dip sürgünleriyle çoğaltılabilir. Ancak bu şekillerde üretilen ağaçlar meyveye geç yattığından ve bol bol dip sürgünü verdiğinden yeğlenmez. Bunların yerine profesyonellerin ürettiği, türü bilinen fidanlar alınarak sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçelerde derin kazılan toprağa, düz yerlerde 7-8 m. ve yamaçlarda 6-7 m. aralık verilerek dikilmelidir.
AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: incir ağacı ılık bölgelerin bitkisidir. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olduğu yerlerde iyi yetişir. Ekim-kasım aylarında -3 derece; kışın ağacın dinlenme döneminde -7 ile -9 dereceler ve ilkbaharda -l derece sıcaklıklar ağaca zarar verir.
Toprak isteği: incir ağacı, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ama derin, kumlu -killi, organik madde yönünden zengin, yüksek oranda kirece sahip ve su tutma kapasitesi iyi olan topraklarda ürün verimi ile niteliği artar. İncir ağacı çok nemli topraklar ile yüksek taban suyundan zarar görür.
Sulama: incir ağacının yıllık yağış isteği 550-600 mm'dir. Yağışlar bu miktarın altına düşerse, özellikle ağacın sürgün dönemi olan nisan-mayıs aylarında yağış yetersizse sulama gerekir. Ama, meyvenin olgunlaşma döneminde ağaçlara su verilmez. Aksi takdirde meyveler çatlar ve zarar görür.
Gübreleme: incir ağacının toprağına, yanmış çiftlik gübresi ile noksanlığı varsa tarım kireci verilmesi yararlı olur. Gübreleme için toprak ve yaprak analizi yaptırılmalıdır.
Toprağın işlenmesi: İncir ağaçlarının toprağı, havalandırma, yağışlardan iyi yararlanma ve yabani otların kontrolü ile ürüne hazırlanması amacıyla yılda üç kez (ilkbahar, haziran ayı ve sonbaharda) işlenir. Çok eğimli alanlarda erozyona neden olacağı için sonbahar işlemesi yapılmaz.
Budama: İncir ağaçları önce şekil, sonra ürün budaması ve ağaç yaşlanınca gençleştirme budaması ister. Bu işleri, ağacı tanıyan kişiler yapmalıdır.
Hasat (Derim): Taze olarak yenilecek incirler, tadı ve görünüşü çeşide uygun tam kıvama eriştiğinde elle toplanır. Taze olarak hasat edilmeyen incirler, ağaç üzerinde su yitirip buruşur ve kendiliğinden yere dökülür. İşte bunlar kurutulacaksa, toprak üzerinde uzun süre kalmaması için her gün, günde iki kez olmak üzere toplanır ve ayrıca bunlara kurutma işlemi uygulanır. Ancak, kurutma işleminden önce sağlam ve bozulmuş incirler seçilerek ayıklanmalıdır.
oyun