Sağlık ve Sağlıklı yaşam siteniz

Parmaklarımızın Uzunluğu « Anatomi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmaklan vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar.

Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.

Sünnet AIDS'e Önlem « Genel

Sünnet olmamış erkekler, Aids virüsünü daha kolay kapıyor. Afrika'da sünnet, artık erkekliğe adım atmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Geleneklerinde yer almamasına karşın gitgide daha fazla erkek sünnet oluyor. Amaç cinsel ilişki sırasında HIV virüsünden korunmak.

Tüm dünyada HIV virüsü taşıyan erkeklerin çoğu, virüsü vajinal ilişki sırasında kapmışlar. Aids vakalarının en yoğun olduğu ülke Afrika ve son istatistiklerden alınan verilere göre sünnet olmayan erkeklerin Aids'e yakalanma riskleri daha yüksek.

Bu konuda incelemelerde bulunan Melbourne Üniversitesi bilimadamlarının açıklamaları ise şöyle: "Sünnet derisinin iç kısmı virüsü engelleyecek güçte bir yapıya sahip değil. Oysa dış yüzeyi ayak tabanlarındaki kadar olmasa da hafifçe nasırlı olduğundan koruyucu bir kalkan görevini görebilmekte."

Amerikalı virüs uzmanı Bruce Patterson, virüsün, bu zayıf bölgeden vücuda nasıl ulaştığını da araştırdı. Araştırmacı, deney tüplerindeki sünnet derilerine HIV virüsünü aşıladı. Araştırmada kullandığı örnekler, sünnet derisi sıkışması nedeniyle sünnet olan erkeklere aitti. Böylece risk altında bulunan 20-45 yaşlarındaki erkeklerin sünnet derilerine sahip olmuştu.

Patterson, laboratuvara gelen her örneği ve aşılanan virüsü farklı renklerle işaretledi. Virüsler, sünnet derisinin iç kısmındaki deri tabakalarına işlediklerinde, doku, belirgin bir biçimde renk değiştiriyordu. Oysa sünnet derisinin dış kısmındaki virüsler, yağmur damlaları gibi düşüyordu. Bu sonuca göre sünnet olmamış erkeklerin Aids'e yakalanma olasılıkları, sünnet derisi alınmış erkeklere oranla %5-8 daha fazla. "Birçok ülkede sünnet en iyi korunma yöntemi olabilir" diyor Patterson.

Bu öneri özellikle de Afrika'da olumlu sonuçlar doğurabilir. Virüs, esas olarak cinsel ilişki yoluyla bulaşmakta. Aids virüsü taşıyanların çoğu Sahra'nın güneyinde yaşamakta.

Afrika'daki bilimadamları da kısa süre önce oldukça ilginç bir sonuca ulaştılar: Uganda'da 187 çift üzerinde bir inceleme yapan bilimadamları, kadınların HIV virüsü taşımalarına rağmen, erkeklerin hiçbirinde virüse rastlanmamıştı. Araştırmacılar, bunun üzerine erkekleri uyardılar ve ücretsiz olarak prezervatif dağıttılar.

Fakat erkeklerin neredeyse hiçbiri bu uyarıyı dikkate almamıştı ve iki buçuk yıl sonra şaşırtıcı bir durum ortaya çıktı: Aralarında bulunan elli sünnetle erkekten hiçbirine Aids virüsü bulaşmazken, sünnet derisi alınmamış 57 erkek Aids'e yakalanmıştı. Doktorlar şimdi sayıları inceleyerek çözüme ulaşacaklarına inanıyorlar.

Nijerya ve Endonezya gibi ülkelerdeki erkeklerin çok azı sünnet edilmemiş. Bu ülkelerdeki HIV enfeksiyonunun sünnet yoluyla %5 oranında azalacağı hesaplanmakta. Beş erkekten ancak birinin sünnet edildiği Zambiya ve Tayland gibi ülkelerde ise tüm erkeklerin sünnet edilmesiyle Aids vakalarının yarı yarıya azalacağını tahmin ediliyor.

Benler Ve Siğiller « Deri ve Derialtı Dokuları

Benler tehlikeli midir?

Bunların büyük çoğunluğu tehlikeli değildir.


Bir benin habis olduğu veya habis olma eğiliminde bulunduğu nasıl anlaşılır?

Bir ben veya doğuştan gelen bir leke, birdenbire büyümeye ve renk değiştirmeye başlarsa ya da elbiselerden tahriş olup kanamaya başlarsa, derhal muayene edilmeli ve habislik durumu olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu benlerin büyük çoğunluğu selim olma eğilimindedir. Ancak bunların erken bir tarihte alınması ileride kansere dönüşmeleri ihtimalini ortadan kaldırmış olacaktır.


Operatör veya cildiyeci hangi benin yerinde bırakılması ve hangi benin alınması gerekeceğini bilir mi?

Evet.


Benler her zaman çocukluk çağında mı gelişir?

Hayır, çok kez yaş ilerleyince de gelişirler.


Birdenbire değişiklikler gösteren bir ben için gerekli tedavi usulü nedir?

Cerrahi müdahale ile geniş çapta bir aldırma ve temizleme. Bu operasyonda benin etrafındaki normal deri ve yine benin etrafındaki derialtı dokular alınacaktır. Eğer ben fazla büyüklükteyse meydana gelecek deri biçimsizliğini örtmek için deri parçası nakli gerekebilecektir.


Kahverengi veya mavimtrak-siyah renkte olan benlerin elektrik cereyanı ile yakılarak bertaraf edilmeleri iyi bir yol mudur?

Hayır. En iyi tedavi usulü bunların cerrahi müdahale ile alınmasıdır.


Siğiller neden gelişir?

Siğillerin bir virüsten geliştikleri sanılmaktadır.


Siğillerin kurbağaları ellemekten geliştikleri doğru mudur?

Hayır, bu genelleşmiş olan yanlış bir kavramdır.


Bütün siğiller alınmalı mıdır?

Hayır. Bazı hallerde bir tek büyük siğilin alınmasıyla ötekiler kendiliklerinden ortadan kaybolacaktır.


Siğillerin gelişmesini önlemek için tesirli bir çare var mıdır?

Hayır. Fakat gelişmiş olan siğillerin ellenmemesi veya tahriş edilmemesi gerekmektedir: Çünkü böyle haller başka siğillerin gelişmesine neden olacaktır.


Siğiller tedavi edilmeden kendiliklerinden kaybolurlar mı?

Bazı kişilerde evet.


Siğillerin tedavisi nasıl yapılır?

Bunların alınması gerektiği hallerde en çok başvurulan sistem elektrik cereyanlı bir iğneyle alınmalarıdır. Başka siğiller cerrahi yolla alınmaktadır. Bazı siğiller X ışını ile ve yine başka bazı tipleri kimyasal maddelerle yakılarak alınmaktadır.


Bütün bu metotlar siğillerin tedavisinde başarılı olmakta mıdırlar?

Evet ama, bazıları tam olarak alındığı sanılan hallerde tekerrür edebilir.


Bir siğil başarılı bir şekilde alınmışsa, tekerrür etme eğilimi olur mu?

Hayır. Ancak vücudun diğer kısımlarında başka siğiller gelişebilir.


Ayak tabanında gelişen siğiller birçok belirti gösterirler mi?

Evet, bunlar çok sancılı olabilir ve alınmaları gerekmektedir.


Derideki kan damarları tümörlerinin (hemangomlar) anlamı nedir?

Küçük olan tümörlerin hiçbir anlam ve önemi yoktur. Daha büyük olanlar ya ameliyatla alınmalı ya elektrik cereyanı ile yok edilmeli veya karbon dioksit karı ile dondurulmalıdır.


Kan damarı tümörleri çok kez kansere dönüşür mü?

Hayır. Böyle bir hal çok nadiren meydana gelmektedir.


Kan damarı tümörleri kanama eğilimi gösterir mi?

Eğer derinin üst tabakalarında gelişmişlerse ve bir yaralanma hali olmuşsa, aktif kanama meydana gelebilir.


Bir kan damarı tümöründen kanama olmuşsa bunun tedavi yolu nedir?

Bir doktor getirebilinceye kadar kanama noktasının üzerinde direkt ve kuvvetli basınç yapmak.


oyun